Kraliçeden Pamuk Prenses Masalı

Yazan: 21 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Hikaye

Kraliçeden Pamuk Prenses Masalı, Kraliçeden Pamuk Prenses, Kraliçeden Pamuk Prenses hikayesi, Pamuk Prenses Masalı, pamuk, prenses, masal, hikaye

Daha yeni evlenmiştim Kralla. Saraya ilk girdiğim anda sevdim orayı. Hele o güzeller güzeli Pamuk var ya. O kadar kanım kaynadı ki o güzel kıza. Iki yıl önce genç yaşında kaybettiğim kızıma o kadar benziyordu ki. Kizimin yerine koymustum onu. Nereden bilebilirdim ki o guzel yuzun ardinda neler yattigini.

Ilk birkac gun cok guzel gecti. Derken yavas yavas gercek yuzunu gostermeye basladı Pamuk. Babasinin yaninda bir melek oluyordu. O yokken ise hakaretlerin bini bir paraydi. ne cirkinligimi birakiyordu, ne aptalligimi. Her yalniz kaldigimizda bana saraydan defolup gitmemi soyluyordu. Oysa nelerine goz yumuyordum onun. Avciyla aralarinda bir seyler oldugunu saraya ilk girdigimde anlamistim. Ama onu sevmiyordu Pamuk. Diger ulkenin yakisikli prensine sirilsiklam asikti. Ve avciyi bir piyon olarak kullaniyordu. Kac kere karsima alip nasihat etmeye kalktiysam tersledi beni. Hatta bir keresinde tokat atmaya bile cüret etti.

Ben yine gencligine cahilligine verdim. Sustum. Ve gunlerden bir gun olanlar oldu. Evden kacti Pamuk. Ne yapacagimi sasirdim. Aramadigim sormadigim yer kalmadi. Yoktu ortalarda. Derken aksamustu kocam saraya dondu ve kizini sordu. Soyleyemedim kactigini. Kalp hastasiydi kocam nasil diyebilirdim ki. Ona kizin bir arkadasina gittigini gece orada kalacagini söyledim. O anda oyle bir sey oldu ki butun dunya tepeme yikildi. Avci telasla iceri girerek ” kralicem, aynen dediginiz gibi Pamuk Prenses’i oldurup size yüregini getirdim” demez mi. Ne yapacagimi ne diyecegimi sasirdim. Belli ki prensesin yeni oyunuydu bu. Daha bir sey soylememe kalmadan kocamin tokadiyla yere yigildim. Ve onu izleyen darbeler sonunda kendimden gecmisim.

Gozlerimi actigimda basimda sadece hizmetciler vardi. Hemen kocami cagirmalarini istedim. Anlatmaliydim ona gercegi. Ama ogrendim ki is isten gecmis. Kocam kizinin olumune dayanamayip kalp krizinden olmus. Yikilmistim. Ama simdi kendi derdimi birakip Pamukla ilgilenmem gerekiyordu. Artik olen kocamin yadigariydi o bana. Hemen avciyi cagirttim yanima. Biraz sikistirinca soyledi kizin yerini bana.

Bir ormanda yedi cuceyle birlikte bir kulubede yasiyormus. Hemen mutfaga gecip sevdigi yemeklerden hazirlattim ona. Bir kac tane de elma aldim yanima, cok severdi elmayi. Hemen ormanin yolunu tuttum. Kulubeyi buldugumda hava kararmak uzereydi. Kapiyi caldim bir iki kez. Acan olmadi. biraz itince kapinin acik oldugunu farkettim. İceri girince ise bir baktim PAmuk yerde serilmis yatiyor. Mutfaktan agir bir gaz kokusu geliyordu. Elinde de bir kagıt vardi. Kagidi alip okudum. Prensden geliyordu, avciyla aralarinda bir iliski oldugunu ogrendigini ve artik onunla evlenemeyecegini yaziyordu.

Zavalli kiz da bunu okuyunca canina kiymaya kalkmisti. Telastan sepeti oldugu yere ativerdim. Hemen butun kapiları camlari acip kizi disari cikardim. sonra da prense haber vermeye gittim. Yoksa aynisini ikinci kez yapabilirdi. Prense olanlari anlatip yanima aldim. Prensesin yasadigi kulubeye geldik. Kiz hala yerde yatiyordu bu arada cuceler de donmus onu o halde gorunce oldu sanip basinda aglasiyorlardi.

Prens ve ben usulca yanina gittik. Prens kizin yuzune egilerek alnina bir opucuk kondurdu. Gazin etkisi yavas yavas gecmis kiz da kendine gelmeye baslamisti. O anda butun cuceler kizin kendisine gelmesini prnsin opucugune baglayip haykirmaya basladilar. ”Prensim cok yasaaaaaaaaaaa.”

Neyse muhim degildi. Pamuk kurtulmustu ya. Onemli olan buydu. Pamuk gozlerini acar acmaz karsisinda beni gorunce haykirmaya basladi. İste beni bu zehirledi. Az daha oldurecekti beni. Neye ugradigimi sasirdim. Yerde dagiimis duran elmalar, kraliyete ait bir sepet. ve prensesin asla yalan söyleyemeycek gibi duran masum yüzü bir araya gelince kime neyi inandirabilirdim ki. hemen kosarak oradan uzaklastim.

Ve hala o kizin yuzunden lekelenmis adimi degistiremiyorum. İste dostlar isin asli bu. Ama bu saatten sonra kim inanir ki kotu kalpli kralicenin masum olduguna…

Yanlız Geceler Hikayesi

Yazan: 21 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Hikaye

Oradaydım, o da oradaydı fakat bir birimizin farkında değil gibiydik. Sonra gözler gözlere değdi ve farkındalık başlangıcımız oldu. Gözlerine bakmak tıpkı bir ceylanla göz göze gelmek gibiydi, insanı çok mutlu ediyor anlamsız bir sevinç yaratıyor ve insanın içini bir korku kaplıyordu, aynı ceylanın biraz sonra kaçıp gideceğini bilmek gibiydi bu anlamsız lahzalar…

Biliyordum bu iş böyle çözülmezdi, susmak ise kendim için felaket oluyordu. Feryat zamanı yaklaşmıştı ki olan oldu ve bir anda aramıza buz dağları, kanyonlar hatta aşılması imkansız çöller girdi. Bir adım atsam yanında olabilirdim yada cehennemin en derin noktasına düşebilirdim. Bunu düşünmesi bile adımlarımın geri gitmesine fakat beynimin onun yanında kavrulmasına yetti de arttı bile… Gözlerimi kapattığım an yanındaydım açtığımda ise sadece yakınındaydım. Gözlerimi açmak istemiyordum artık düşlerde sevmek, bir parça mutlu olmak istiyordum. Anladım ki gurur saydığım, söyleyemediğim her kelime aslında ümitsizliğimdi.

Tüm bunlar olurken o da farkındalık eylemine katıldı fakat artık çok geçti benim için… Çünkü ben ona mutsuzluktan öte bir şey veremezken, o mutluydu. Bana düşen çekip gitmek kalbime gömmekten başka bir şey değildi… Çaresizce arkamı döndüm ve artık çıkmaz sokaklarda gezinmeye başladım…

Varlığın ölüm, yokluğun ise zulümden ötesi değil. Senden bana tek hediye; yalnız geceler bak yine.

Bir Rüzgar Olsam Duygusu

Yazan: 21 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Şiir


Aşk nedir? Aşk var mıdır? Eskiden bu soruları sorgulamazdım çünkü aşka inanmazdım… Kalbim neden böyle hızlı atıyor, neden gözlerim her insanda onu arıyor? Onu düşünmeyi bırakıp nefes almayı hatırladığım anlarda (ki çok nadir), bu sorular artık beynimi öyle bir kemiriyor ki… Kim bu kız peki diyeceksiniz hemen, ama ben daha sırılsıklam aşık oluşumu kendime açıklayamazken size nasıl söyleyebilirim ki.

<3 bu sembol bir kalp işareti oluşturur. Ne kadar doğru; küçüktür üç yani ya iki kişilik yaşanır aşk yada tek… Hayatımda ilk defa aşık oldum ve sanırım ben bu aşkı tek kişilik olarak yaşayacağım. 2 yabancıymışcasına, yan yana dururken bile benim farkımda olmayışın ve benim oracıkta bir kalp spazmına yenik düşecek halde beklemem eminim bir gün öğreneceğin ve önemsemeyeceğin bir anı olarak bende yaşayacaktır. Her kimleysen onunla dilerim mutlu olursun ben seni uzaktan sevmeye de razıyım belki de dedikleri gibi aşkların en güzeli uzaktan sevince yaşanır…

Bazı hayatlar zaman içinde bağlıdır bir birine KADER…

Gassan Satar Sen Benimsin Şiiri

Yazan: 21 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Şiir

Sen Benimsin

Yasamsiz bir kandirmacaydi
Bitti gelisinle bu oyun
Dokunamadigim sevdalardi avuntum
Bitti dokunusunla bu serab

Bahari duslemekti yasadigim
Kokusunu cekiyorum simdi teninden
Yagmuru duslemekti avuntum
Simdi sevismelerimize yagiyor ruhum
Binlerce damlalarla yagiyoruz aska seninle

Ozlemisim sicak sohbetleri
Ozlemisim sevdali bakismalardaki sozleri

Hani bin kelime cikar dudaklardan
Yetmez anlatmaya
Bir bakisa sigdirirsin sozcukleri
Aska bogulursun
Aska dolarsin
Binlerce soz dolar yuregine

Konustuk seninle
Binlerce yillik suskunlugumun
Acisini cikartir gibi
Yine de bitmedi anlatacaklarim
Bitmedi sesini duymanin sevinci

En son ne zaman sevismistik
En son ne zaman kollarimiz kaybolmustu
birbirinin icinde

Ellerine dokunuyorum simdi
Urperiyor tenim
Sevisiyorum derince

Sesine dokunuyorum
Sevda doluyor icime
Sevisiyorum gonlumce

Simdi varligini hissediyorum yanimda
Belki sen mutfakta yemek yapiyorsun
Belki camasir seriyorsun

Varligin dolasiyor ama evimde
Ruhumun ustune savrulan tul misali
Dokunuyorsun her an bana
Gunes vurmus pencereden
Yasam yansimis sokaktan
Varliginla ulasiyor hersey bana
Varliginla sevisiyorum doymamacasina

Guzelligin gozlerimi kamastiriyor
Icimde bir yemin gibi dolaniyor haykiris
Bir mucizeye inanmak ister gibi
Inanmamazligi bitirmek ister gibi
Bagiriyorum yuregimden
Ruhum dolan bir sesle

Sen benimsin

Sen benimsin

Sen benimsin

Sen Yokken Yine Düşledim Seni

Yazan: 21 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Şiir

Dün akşam yalnız odamda yine seninleydim…
Uzun uzadıya düşledim seni…
Sevgi dolu yüreğini şefkatini…
Nefes nefese yudumladım gözlerini…
Hayallerim ve sigaramla birlikte…
Resmin geldi aklıma…
O gülen gözlü resmin…
Hani saçlarını savurmuşsun yana…

Umut dolu bakışlarınla….
Bana gülümsüyordun sanki…
Şimdi resmin bile yok sadece hayalimde…
Şimdi dünya senin hayat senin…
Senden bana kalan tek eserin..
Yıkılmış virane ve üzgünüm…

Sen yokken düşledim seni…
Güzel gözlerini tatlı yüzünü…
Bana bakan bakışlarnı hatırladım…
Hayalimdeki resmine baktım baktım…
Binbir arzuyla seni özledim…
Doyamadım hayalimdeki resmine…
Sessizce Ağladım AĞLADIM…

Sevgini İstiyorum Öğretmenim Seyit Ahmet Uzun

Yazan: 16 Ocak 2012 Pazartesi  
Kategori: Hikaye

Seyit Ahmet Uzun, Seyit Ahmet Uzun hikayeleri, Sevgini İstiyorum Öğretmenim, Sevgini İstiyorum Öğretmenim hikayesi, Sevgini, İstiyorum, Öğretmenim

İlk defa ayrılıyorum annemim şefkat kokan kucağından. Yalnız kalmanın acısı sardı şimdiden her yanımı. Kanatlarını çırparak ilk uçuş denemesi yapan bir serçe gibiyim. Titriyorum. Ya düşersem! Ya başaramazsam diyorum. Çok karışık gelen harfler ürkütüyor.

Sevgili öğretmenim!

İşte senin yeni bir çocuğun olarak teslim edildim körpe yüreğimle tebessüm sunan gül yüzüne.
Bilginden önce sevgine susuzum.

Seni sevemezsem bil ki öğretmenim hiçbir şey öğrenemem.
Yaramazlıklarımı ilk heyecanıma bağışla.

Biliyorsun ki ben merkezli bir dönemin kendine özgü bireyiyim. Şayet suratın asılırsa gözlerimin neminde kişiliğim boğulur.

Belki de öğretmenliğin en zor ve sıkıntılı dönemi sizindir. Anaokulu diyorlar adına. Bunu da tam anlamadım. Çünkü ben annemin beni okutacağı bir okul sanmıştım. Ama annem beni tebessümü bir gülü andıran tatlı bakışlı siz öğretmenime bırakınca şaşırdım. “Ne oluyor anne niye gidiyorsun?” dedim. “Sevgili kızım sana yeni bilgiler ve okumayı yazmayı öğretecek kişi bu öğretmenindir” diyerek siz sevgili öğretmenimi işaret etti.

Bir ılık sevgi pınarı kaynadı küçük kalbimde size karşı. Ama ne olur bu sevginizi kurutmayın öğretmenim.
Benim için önemli olan sizin ne öğreteceğinizden önce nasıl davranacağınızdır.

Ben sadece sevilmeyi seviyorum. Sevilmediğim yerler benim için karanlık bir zindan gibidir. Ne olur kendinizi zindanımın gardiyanı olarak takdim etmeyin. Ne kadar bilgili olursanız olun o zaman bana bir şey öğretemezsiniz.

Biliyorum sınıf ailemdeki kardeş sayısı oldukça fazla. Sevginizi nasıl paylaştırırsınız bilmiyorum. Ancak bildiğim bir şey var ki hepimiz sevgine muhtacız.

Yorgunluğun, geleceğe bırakacağın biz değerli mirasların bir gün karşında öğretmen, doktor, avukat, sanayici, mühendis ve daha nice güzel yerlerde seni saygıyla andığımız zaman gidecektir. Biliyorum belki çok uzun bir zaman, ama olsun bir damlayla dolmaya başlamaz mı derya?

Sevgili öğretmenim!

Anne kucağından ayrılmanın acısını sevginin tatlı esen rüzgarlarında sürgün etmek istiyorum küçük yüreğimden.
İlk izlenim çok önemli değil mi? Çünkü hayata tutunacak dalımın ne kadar sağlam olduğunu ve muhtaç olduğum şefkatin ne derece hissedileceği o an gözlerinizdeki ışıktan alırım.

İşte o ışıktan yoksun gözlerle bakan ve sadece beni iş olarak gören bir yüzün yakıcı rüzgârlarında, kökünden sarsılan bir fidan gibi devrilirim yaşamın kucağına.

Dalgalanan bayrağımın mütebessim bakışlarında ilk sizi gördüm öğretmenim. Ve onun gölgesinde sevginizi yüreğimin en derinlerinde hissederek yarınlara umutla yürümeyi istiyorum.
Daha da önemlisi sevginizi istiyorum öğretmenim.

Evden ayrılışımın hüznünü, yüzünüzde açan şefkat çiçeklerinin en güzel kokularında gidermek istiyorum.
Bana yardım eder misiniz öğretmenim?

Seyit Ahmet Uzun

Lefter Küçükandonyadis Kimdir (1925 – 2012)

Yazan: 15 Ocak 2012 Pazar  
Kategori: Biyografi

Lefter Küçükandonyadis Kimdir (1925 – 2012), Lefter Küçükandonyadis Kimdir, Lefter Küçükandonyadis Kim, Lefter Küçükandonyadis, ver lefter yaz deftere, lefter

Rum asıllı Lefter Küçükandonyadis, 22 Aralık 1925′te Büyükada’da dünyaya geldi… Futbola da 1941 yılında Taksim Spor Kulübü’nde başladı. Taksim Kulübü yöneticileri Lefter’e lisans çıkartabilmek için 1941′de mahkeme kararıyla yaşını büyüttü. 2 yıl Taksim Spor formasını terlettikten sonra 1943′te askere gitti. 4 yıl süren askerlikten sonra 1947′de İstanbul’a döndü. İşte bu yıl ‘birbirine en çok yakışan iki isim’ buluştu: Fenerbahçe ve Lefter Küçükandonyadis…

VER LEFTER’E YAZSIN DEFTERE…
1947 yılından 1964′e kadar Fenerbahçe forması giydi ve ‘sarı-lacivert çubuklunun’ en büyük efsanelerinden biri oldu. Belki de ‘Fenerbahçe’ denince akla gelen ilk isim oydu. İstanbul Ligi’nde 1953-54 sezonunda gol kralı oldu. 1951-1952′de İtalya’da Fiorentina, 1952-1953′te Fransa’da Nice’te oynadı. Yurt dışına çıkan ilk Türk futbolcu unvanını oldu… Golcülüğünden ötürü, uğruna, günümüze kadar gelen bir slogan üretildi: “Ver Lefter’e yazsın deftere…” Ayrıca zor saha şartlarında gösterdiği ustalıktan ötürü Ordinaryüs lakabını aldı. 1964′te Yunanistan’da, İstanbul’dan Atina’ya giden Rumların takımı olan AEK’e transfer oldu. Burada 5 maçta oynadı.

İstanbul Ligi’nde 2, Türkiye Ligi’nde ise 3 kez şampiyonluk yaşadı. Kariyerinde toplam 832 gol attı. 16 yıllık Fenerbahçe kariyerinde ise 615 maçta 423 gol kaydetti. Türkiye’de kulübü tarafından jübilesi yapılan ilk futbolcu oldu.

MADALYA ALAN İLK FUTBOLCU
Yunanistan’ın, milli takımlarında para karşılığında oynama teklifini geri çeviren Lefter, futbol yaşamında toplam 50 kez milli formayı giydi (46 kez A, 1 kez B, 3 kez 21 yaş altı). 1954 FIFA Dünya Kupası’nda forma giyen Lefter turnuvada 2 de gol attı. Türk futbolunda 50. milli maç altın madalyasını alan ilk futbolcu oldu. Milli takım formasıyla attığı 21 golle en çok gol atan milli oyuncu unvanını uzun yıllar elinde tuttu, 9 kez de milli takım kaptanı olarak sahaya çıktı. Fenerbahçe formasıyla 615 maç oynadı, 423 gol attı. Futbolu bıraktıktan sonra Egaleo, Samsunspor, Orduspor, Mersin İdman Yurdu ve Boluspor’u çalıştırdı.

BİR DEVİR KAPANDI…
Lefter Küçükandonyadis’i, onu izleyenlerin anlatımına göre bu kadar satıra sığdırmak yetersiz kalır… Ordinaryüs’ün vefatıyla Türk futbolunda bir devir kapandı.

2004 yılında Brezilya’dan Türkiye’ye gelen bir diğer Fenerbahçe efsanesi Alex ile FB TV için buluşmuştu. O buluşmada duygusal anlar yaşanmıştı… Ama bu akşam saatlerinde Amerikan Hastanesi’nden cennete uçtu… Umarız orada Eylül 1991′den beri onu bekleyen Galatasaraylı ‘can arkadaşı’ Metin Oktay ile buluşmuştur.

Türk futbolunun büyük kaybı…
Fenerbahçe ve Milli Takım’ın efsanevi futbolcusu Lefter Küçükandonyadis (87) zatürre nedeniyle tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde 13 Ocak 2012 günü yaşamını yitirdi. Ordinaryüs’ün ölümünün ardından Fenerbahçe’nin yanı sıra Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor da başsağlığı mesajı yayınladı.

KİM NE DEDİ?

ALİ ŞEN:
Lefter ve Fenerbahçe birbirine en yakın iki kelime… Büyük ve mütevazı bir insandı. Kendine has bir insandı. Her Fenerbahçeli’nin kalbinde büyük bir yere sahipti. Hazırlıklıydık ama çok üzüntülüyüz. Türk futbolunun başı sağolsun.

TURGAY ŞEREN
Futbol hayatımın 19 senesi birlikte geçti. Benim yanıma gelip ‘Çok iyi kaleci olacaksın’ demişti. Her derbide ‘Bugün size yeneceğiz’ deyip saçımı okşardı. Boğuluyor gibiyim; sesim de fazla çıkmıyor. Bugün ziyaretine gittim ama son bir kez olsun göremedim. Yaşadığım sürece benimle birlikte yaşayacak. Yardımseverdi, dosttu. Bu sıra herkese gelecek.

RIDVAN DİLMEN
Ne söyleyeceğimi biliyorum. Şu an hastanedeyim. Herkes çok üzgün. Türk futbolu, en büyük efsanesini kaybetti. Toprağı bol olsun. Futbolculuğuna yetişemedik ama insanlığını gördük. Daha fazla konuşamayacağım.

Deli Kız Resimli Şiiri

Yazan: 14 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Şiir

Küçük mutluluklar için yaşadığın büyük acılar kaldı şimdi elinde
taşıdığın büyük sevgiler kaldı küçük yüreğinde..

Bir kez daha tokatladı o acı gerçek yüzünü
‘boyundan büyük sevdin hep küçük kız..’
o kadar yandı ki için biten sevdalar ardından
korkar oldun aşktancesaret edemedin artık sevmeye . .

Çünkü;

büyüktü işte sevmelerin herkesin sevgisi gibi basit değildi..
Her yüreğin kaldıracağı türden de değildi..
Bu aşk da.. Ayrılığın acısı da..
Ama sen güçlüydün işte zoru seviyordun ya;
bu zor aşkıda en güzel şekilde yaşadı yüreğin
ve ayrılığın acısına da katlanıyor şimdi..

Aah deli kız..
Hep deliydin sen.. Hep çocuktun işte..
Sevmelerinde bir deliden beklenecek gibi deliceydi..
Bakmadın görmedin ondan başkasını o vardı senin dünyanda..
Hatta dünyan oydu senin..
O dönüyordu etrafında ya da sen onun etrafında..

Delilikti bu yaptığın ama farkında değildin!
Alışmıştın zaten sana ‘deli kız’ denmesine..
O yüzdende umrunda değildi onun için yaptığın delilikler..
Seviyordun çünkü..
Seviyordun deliler gibi..

Ve biliyorum hala seviyorsun deli kız..
Ama şimdi
sus !
Çekil kabuğuna bitti de !
Ağla hıçkıra hıçkıra ağla deli gibi deliler gibi !

Ya da yok hayır !

Dur!

Sakın bir damla daha gözyaşı dökme!
Unutmasen güçlüsün deli kız..
Çok güçlüsün..
Buda geçecek bu acılarda bitecek birgün. .
Sen asla yenilme..
Asla kaybettiğini düşünme..

Hadi kaldır şimdi başını sil gözyaşını..
Gülümse..
Ve dayan deli kız..
Dayan..

Necdet GÖKNİL Sen Beni Sevmiyorsun

Yazan: 14 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Şiir

Gözlerin öyle güzel ki…
Öylesine içten bakıyor
Gülüyorsun ki…
O kadar…
Sen beni sevmiyorsun.

Dudaklarından dökülen sözcüklerle
Yüreklendiriyorsun.
Bin umut oluyorsun
Her cümlenin bitişinde…
Heyecan veriyorsun..
Mutlanıyorum,
İçim ferahlıyor.
O kadar…
Sen beni sevmiyorsun.

Sevmekten söz ediyorsun.
Sevgisiz yaşanmaz diyorsun..
Sevmeyi,
Gözlerinde yaşatıyorsun.
Dudaklarınla anlatıyorsun.
O kadar…

Anlattıkların güzel
Bazan roman misali..
Amenna…
Anlaşılır bir dilde okunmuyorsun…
Sen beni sevmiyorsun.
Bana dokunmuyorsun…

Necdet GÖKNİL

Resimli Şiir Yaptığın İhanet

Yazan: 14 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Şiir

Resimli Şiir Yaptığın İhanet, Yaptığın İhanet şiiri,Yaptığın İhanet ,ihanet ve aldatılma şiirleri, resimli şiirler, resimli

Yaptığın İhanet

Bakmadan sevmiştim o gül yüzüne
Gönlümü vermiştim senin özüne
İnanmıştım senin tatlı sözüne
Yaptığın ihanet öldürdü beni

Söylediğin sözler yalanmış meğer
Boşuna vermişim ben sana değer
Gelme mezarıma ölsem de eğer
Yaptığın ihanet öldürdü beni

Gönlümde açtın onarılmaz yaralar
Tabip yoktur yaralarım saralar
Adını unuttum ben bu sıralar
Yaptığın ihanet öldürdü beni

Bir gün sende ihanete gelesin
Yanına kar kalmaz bunu bilesin
Bir tutam sevgiye muhtaç olasın
Yaptığın ihanet öldürdü beni

Latifiyim duramam ben yerimde
Kanıyor yaralarım çok derinde
Garibin biriydim kendi halimde
Yaptığın ihanet öldürdü beni

Sonraki sayfa »

çet çet sitesi çet odasi Life and People