Lefter Küçükandonyadis Kimdir (1925 – 2012)
Lefter Küçükandonyadis Kimdir (1925 – 2012), Lefter Küçükandonyadis Kimdir, Lefter Küçükandonyadis Kim, Lefter Küçükandonyadis, ver lefter yaz deftere, lefter
Rum asıllı Lefter Küçükandonyadis, 22 Aralık 1925′te Büyükada’da dünyaya geldi… Futbola da 1941 yılında Taksim Spor Kulübü’nde başladı. Taksim Kulübü yöneticileri Lefter’e lisans çıkartabilmek için 1941′de mahkeme kararıyla yaşını büyüttü. 2 yıl Taksim Spor formasını terlettikten sonra 1943′te askere gitti. 4 yıl süren askerlikten sonra 1947′de İstanbul’a döndü. İşte bu yıl ‘birbirine en çok yakışan iki isim’ buluştu: Fenerbahçe ve Lefter Küçükandonyadis…
VER LEFTER’E YAZSIN DEFTERE…
1947 yılından 1964′e kadar Fenerbahçe forması giydi ve ‘sarı-lacivert çubuklunun’ en büyük efsanelerinden biri oldu. Belki de ‘Fenerbahçe’ denince akla gelen ilk isim oydu. İstanbul Ligi’nde 1953-54 sezonunda gol kralı oldu. 1951-1952′de İtalya’da Fiorentina, 1952-1953′te Fransa’da Nice’te oynadı. Yurt dışına çıkan ilk Türk futbolcu unvanını oldu… Golcülüğünden ötürü, uğruna, günümüze kadar gelen bir slogan üretildi: “Ver Lefter’e yazsın deftere…” Ayrıca zor saha şartlarında gösterdiği ustalıktan ötürü Ordinaryüs lakabını aldı. 1964′te Yunanistan’da, İstanbul’dan Atina’ya giden Rumların takımı olan AEK’e transfer oldu. Burada 5 maçta oynadı.
İstanbul Ligi’nde 2, Türkiye Ligi’nde ise 3 kez şampiyonluk yaşadı. Kariyerinde toplam 832 gol attı. 16 yıllık Fenerbahçe kariyerinde ise 615 maçta 423 gol kaydetti. Türkiye’de kulübü tarafından jübilesi yapılan ilk futbolcu oldu.
MADALYA ALAN İLK FUTBOLCU
Yunanistan’ın, milli takımlarında para karşılığında oynama teklifini geri çeviren Lefter, futbol yaşamında toplam 50 kez milli formayı giydi (46 kez A, 1 kez B, 3 kez 21 yaş altı). 1954 FIFA Dünya Kupası’nda forma giyen Lefter turnuvada 2 de gol attı. Türk futbolunda 50. milli maç altın madalyasını alan ilk futbolcu oldu. Milli takım formasıyla attığı 21 golle en çok gol atan milli oyuncu unvanını uzun yıllar elinde tuttu, 9 kez de milli takım kaptanı olarak sahaya çıktı. Fenerbahçe formasıyla 615 maç oynadı, 423 gol attı. Futbolu bıraktıktan sonra Egaleo, Samsunspor, Orduspor, Mersin İdman Yurdu ve Boluspor’u çalıştırdı.
BİR DEVİR KAPANDI…
Lefter Küçükandonyadis’i, onu izleyenlerin anlatımına göre bu kadar satıra sığdırmak yetersiz kalır… Ordinaryüs’ün vefatıyla Türk futbolunda bir devir kapandı.
2004 yılında Brezilya’dan Türkiye’ye gelen bir diğer Fenerbahçe efsanesi Alex ile FB TV için buluşmuştu. O buluşmada duygusal anlar yaşanmıştı… Ama bu akşam saatlerinde Amerikan Hastanesi’nden cennete uçtu… Umarız orada Eylül 1991′den beri onu bekleyen Galatasaraylı ‘can arkadaşı’ Metin Oktay ile buluşmuştur.
Türk futbolunun büyük kaybı…
Fenerbahçe ve Milli Takım’ın efsanevi futbolcusu Lefter Küçükandonyadis (87) zatürre nedeniyle tedavi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde 13 Ocak 2012 günü yaşamını yitirdi. Ordinaryüs’ün ölümünün ardından Fenerbahçe’nin yanı sıra Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor da başsağlığı mesajı yayınladı.
KİM NE DEDİ?
ALİ ŞEN:
Lefter ve Fenerbahçe birbirine en yakın iki kelime… Büyük ve mütevazı bir insandı. Kendine has bir insandı. Her Fenerbahçeli’nin kalbinde büyük bir yere sahipti. Hazırlıklıydık ama çok üzüntülüyüz. Türk futbolunun başı sağolsun.
TURGAY ŞEREN
Futbol hayatımın 19 senesi birlikte geçti. Benim yanıma gelip ‘Çok iyi kaleci olacaksın’ demişti. Her derbide ‘Bugün size yeneceğiz’ deyip saçımı okşardı. Boğuluyor gibiyim; sesim de fazla çıkmıyor. Bugün ziyaretine gittim ama son bir kez olsun göremedim. Yaşadığım sürece benimle birlikte yaşayacak. Yardımseverdi, dosttu. Bu sıra herkese gelecek.
RIDVAN DİLMEN
Ne söyleyeceğimi biliyorum. Şu an hastanedeyim. Herkes çok üzgün. Türk futbolu, en büyük efsanesini kaybetti. Toprağı bol olsun. Futbolculuğuna yetişemedik ama insanlığını gördük. Daha fazla konuşamayacağım.
Rauf Denktaş Kimdir (1924 – 2012)
Rauf Denktaş Kimdir (1924 – 2012), Rauf Denktaş Kimdir, Rauf Denktaş Kim, Rauf Denktaş biyografisi, Rauf Denktaş biyografi, Rauf Denktaş, Rauf Denktaş hakkında, Rauf Denktaş ölümü

Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs’ın Baf bölgesinde doğdu. Rauf Denktaş 1,5 yaşında iken annesini kaybetti. Babası hakim Raif Bey’dir. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul’a gönderildi.
Arnavutköy’de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi’nde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs’a döndü ve liseyi Kıbrıs’ta bitirdi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra hukuk eğitimi için İngiltere’ye gitti. Mezun olduktan sonra avukatlığa başladı. 1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başladı. Yine aynı yıl Aydın Hanım’la evlendi.
27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Türk Cemaatının iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Dr. Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak’ın teklifi ve Dr. Fazıl Küçük’ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu kongresinde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve Cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı.
1955′te terörist bir hüviyete bürünen Enonisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlardıyla 1.8.1958′de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu.
1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi’yle İcra Komitesi Başkanlığı’na seçildi.
1958 yılında Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara’ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi.
16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı’na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs’a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.
1964 Londra Konferansından sonra Makaryos tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi. Yeşilada’ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy’e çıkarak savaşa katıldı. 1967′de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye’ye geri verildi. 1968′de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs’a döndü.
1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı’na seçildi. 28.2.1973′e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi.
13 Şubat 1975′te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976′da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu.
22.4.1990′da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995′teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi.
17 Nisan 2005′te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan’da görevi Mehmet Ali Talat’a devretti.
KKTC’nin kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 88 yaşında vefat etti…
Yakındoğu Üniversitesi Hastanesinin yoğun bakım servisinde 9 Ocak Pazar gününden bu yana tedavi gören KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 13 Ocak 2012 günü vefat etti.
Denktaş, 8 ocak gecesi ishale bağlı su kaybı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. İç organlarında dün yetersizlik başgösteren Denktaş, bu sabah itibarıyla solunum cihazına, akşam saatlerinde ise diyalize bağlanmıştı.
Nursel Ergin kimdir
Nursel Ergin kimdir?, Nursel Ergin biyografisi, Kanal d ekranlarında yayınlanan “mutfağım” proğramının sempatik sunucusu Nursel Ergin kimdir? biyografisi
30.07.1980 İstanbul dogumlu olan Nursel Ergin, Anne ve Babamın ayrılması sonucu yetıstırme yurdunda büyümüş. Küçük yaşta evlenen ve bu evlilikten bir kızı olan Ergin’in evliliği kısa sürmüş. Ayrılığın ardından 5 yıl profesyonel antrenörlük ve arcelık te satış temsilciligi yapmış. Acun Ilıcalı’nın yapımcılığını yaptığı “Var mısın? Yok musun?” yarışmasına katılan Ergin, sempatikliği ile yapımcıların dikkatini çekti ve oyuncu oldu. TRT 1’de yayınlanan “Can Kırıkları” dizisinde Suna isimli bir genç kızı canlandırdı ve Bir mücevher markasının yüzü oldu.
Ömer Hayyam Kimdir
Ömer Hayyam Kimdir, Ömer Hayyam Kim, Ömer Hayyam, Ömer Hayyam Hayatı, Ömer Hayyam eserleri, Ömer Hayyam ne zaman dogdu

Asıl adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam’dır. 18 Mayıs 1048′de İranın Nişabur kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. Çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden almıştır. Fakat o soyisminin çok ötesinde işlere imza atmıştır. Daha yaşadığı dönemde İbn-i Sina’dan sonra Doğu’nun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul ediliyordu. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmaları olan Ömer Hayyam için zamanın bütün bilgilerini bildiği söylenirdi. O herkesten farklı olarak yaptığı çalışmaların çoğunu kaleme almadı, oysa O ismini çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıdır. Elde bulunan ender kayıtlara dayanılarak Ömer Hayyam’ın çalışmaları şöyle sıralanabilir.
Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında Cebir ve Geometri Üzerine, Fiziksel Bilimler Alanında Bir Özet, Varlıkla İlgili Bilgi Özeti, Oluş ve Görüşler, Bilgelikler Ölçüsü, Akıllar Bahçesi yer alır. En büyük eseri Cebir Risalesi’dir. On bölümden oluşan bu kitabın dört bölümünde kübik denklemleri incelemiş ve bu denklemleri sınıflandırmıştır. Matematik tarihinde ilk kez bu sınıflandırmayı yapan kişidir. O cebiri, sayısal ve geometrik bilinmeyenlerin belirlenmesini amaçlayan bilim olarak tanımlardı. Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yapmıştır. Nitekim, Hayyam 13 farklı 3. dereceden denklem tanımlamıştır. Denklemleri çoğunlukla geometrik metod kullanarak çözmüştür ve bu çözümler zekice seçilmiş konikler üzerine dayandırılmıştır. Bu kitabında iki koniğin arakesitini kullanarak 3. dereceden her denklem tipi için köklerin bir geometrik çizimi bulunduğunu belirtir ve bu köklerin varlık koşullarını tartışır.
Bunun yanısıra Hayyam, binom açılımını da bulmuştur. Binom teoerimini ve bu açılımdaki kat sayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir. (Pascal üçgeni diye bildiğimiz şey aslında bir Hayyam üçgenidir). Öğrenimi tamamlayan Ömer Hayyam kendisine bugünlere kadar uzanacak bir ün kazandıran Cebir Risaliyesi’ni ve Rubaiyat’ı Semerkant’ta kaleme almıştır. Dönemin üç ünlü ismi Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam bu şehirde bir araya gelmiştir. Dönemin hakanı Melikşah, adı devlet düzeni anlamına gelen ve bu ada yakışır yaşayan veziri Nizamül-mülk’e çok güvenirdi. Ömer Hayyam ile ilk kez Semerkant’ta tanışan Nizam onu İsfahan’a davet eder. Orada buluştuklarında O’na devlet hülyasından bahseder ve bu büyük hayalinin gerçekleşmesi için Hayyam’dan yardım ister. Fakat Hayyam devlet işlerine karışmak istemez ve teklifini geri çevirir. 4 Aralık 1131′de doğduğu yer olan Nişabur’ da fani dünyaya veda eder.
Şeyma Subaşı kimdir
Şeyma Subaşı biyografisi, Şeyma Subaşı kimdir, Ünlü yapımcı Acun Ilıcalı ile adı anılan ve sevgili oldukları iddia edilen Şeyma Subaşı, 02.07.1990 doğumlu 1.74 boyunda, 50 kilo, 36 beden. Aydın Üniversitesi Moda Tasarım Programı mezunu. 2006 yılında da “Deniz Akkaya ile Top Model” yarışmasına katılmış. Yok Böyle Dans yarışmasında bir dönem kostüm tasarımcılığı yaptı. Şu sıralar kendi mesleği olan moda ile ilgilenmekte.
Hobisi: Spor, Dans, Defilelere çıkmak
Fobisi: Karanlık
İsmet Şimşek kimdir
İsmet Şimşek biyografisi, İsmet Şimşek hakkında, İsmet Şimşek kimdir, Muck dizisi Nihat, Muck dizisi Nihat kim, Muck Nihat Show tv’nin M.U.C.K adlı gençlik dizisinde Nihat, karakterini canlandıran İsmet Şimşek, dizide yakışıklılığının yanı sıra sesiylede dikkat çekiyor. İşte İsmet Şimşek’i kendi anlattığı kadarıyla tanıyalım; 7 yaşında babam bana ufak bir org almıştı. Daha sonra iki sene klasik eğitim aldım. Fakat ilgi alanım piyanoda klasik değil, çağdaş
müzik. Pop, fantezi türü şeyler çalıyorum. Şarkı söylemeyi çok severim. Şan eğitimi almadım ama sesimi geliştirdim.
* İki yıl önce Koray’la (Özdemir) Latin danslarına başladım okulda. Teklif geldiğinde de “Evet”i bastım.
* Şimdi üçüncü sınıfta müzikal dersim de var. Cüneyt Türel, Cihan Ünal, Tilbe Saran, Bülent Emin Yarar’la çalıştım. Öğretmen kadrosu için seçtim bu üniversiteyi zaten. Birinci sınıfta bir tane teorik dersimiz vardı, biraz durağan olduğu için normal olarak sıkılıyordum. Benim isteğim hep sahneye çıkmaktı. Sahne beni çekiyor.
* Ailem her zaman destekledi beni. Dedem inanılmaz güzel bağlama ve cümbüş çalar. Ben babamın tavsiyelerini çok dikkate alırım. O da sinemayla uğraşıyor, video koleksiyoneri. Şu anda benim menajerliğimi de yapıyor.
Rüzgar Sercan Dikmen kimdir Muck Dizisi
Sercan Dikmen, Sercan Dikmen biyografisi, Sercan Dikmen kimdir
Show tv’nin M.U.C.K adlı gençlik dizisinde Rüzgar karakterini canlandıran Sercan Dikmen yakışıklılığı ile şimdiden dikkatleri üzerine çekti. Sercan Dikmen, İlkokuldayken bile walkman’ninde Michael Jackson’ın kaseti varmış ve ders zili çalsada eve gidip aynanın karşısında dans etsem diye hayal kurarmış. Yedi yıl halk oyunları ile uğraşmış. Daha sonra break dansa merak sarmış kolu kırılınca bırakmış. Tabi azmi ve dansa olan merakı bitmemiş daha sonra latin dansına başlamış ve şimdide muck dizisinde.
Can Bonomo Kimdir Bu
Can Bonomo Kimdir, Can Bonomo Kim, Can Bonomo biyografi, Can Bonomo biyografisi, Can Bonomo hakkında, Can Bonomo hayatı, Can Bonomo ödülleri, Can Bonomo kişiliği
Eurovision a Katılcak olan can bonomo yu kısaca tanıyalım

İzmirli Can Bonomo, müziğe 8 yaşında gitar çalarak başladı. Ortaokul ve lise boyunca sürdürdüğü müzik çalışmalarına İstanbul’da devam etti. 17 yaşında İstanbul semalarına açılmaya karar veren Bonomo, müzik dünyasına ses prodüksiyonculuğu yaparak atıldı. Bilgi Üniversitesi’nde Sinema-Televizyon Bölümü’nde okudu. Üniversite yıllarında Radyo Klas, Number One FM ve Radio N101’de radyoculuk yaptı. Daha sonra, televizyona geçerek Number One TV ve MTV’de televizyon programları hazırladı. Televizyonculuk kariyeri süresince çeşitli reklamlarda rol aldı.
Müzisyenlik kariyeri, Irwin Welsh’in Porno adlı kitabının ilk yaprağına sardığı demosunu Can Saban’a gönderdiğinde yeni bir boyut kazandı. Lise ve üniversite yıllarında amatör müzik gruplarıyla İzmir ve İstanbul’da birçok konser veren Bonomo, sonunda “Hazırım” diyerek ilk albümü için kolları sıvadı. Yaklaşık iki yıllık hummalı bir hazırlıktan sonra da Ocak 2011’de Can Saban’ın yapımcılığı ile ilk albümü “Meczup”u yayınladı. Can Bonomo ve ilk göz ağrısı “Meczup”, 24 Ocak’ta Babylon’da düzenlenen bir geceyle dinleyicileriyle buluştu.
Kimlerle, Neler Yapıyor?
“Meczup”un biri hariç tüm parçalarının söz ve bestesi Can Bonomo imzasını taşıyor.Düzenlemeler ise aynı zamanda albümün prodüktörlüğünü ve müzik direktörlüğünü üstlenen Can Saban’a ait. Parçaların miksing ve mastering’i Ali Rıza Şahenk tarafından yapıldı. TheFatLab’de kaydedilen “Meczup”, We Play – TheFatLab etiketiyle yayınlandı. Albüm kapağındaki albümün art work’leri bizzat Can Bonomo’ya ait, kapak fotoğrafını ise Dilan Bozyel çekti.
Albümün çıkışparçası “Şaşkın”ın klibinin yönetmeni ise Can Eskinazi.
Haziran ayı başında yayınlanan 2. klibi Bana Bir Saz Verin’in yönetmen koltuğunda ise Can Saban vardı.
Aslında sık sık arkadaşlarıyla yaptığı doğaçlama müzik ve sohbetlere, takipçilerini de dahil ederek, kendine özgü online performanslar yapıyor.
Müzikal yolculuğu boyunca The Shins, Wax Poetic, The Kinks, The Libertines ve The Beatles’dan etkilenen ve esinlenen Bonomo, Alaturka nağmelerden indie melodilere gezinen müziğini ‘İstanbul Müziği’ olarak tanımlıyor.
Sanatın hemen her dalına ilgi duyan Can Bonomo, müziğin yanı sıra illüstrasyon yapmaya ve fotoğraf çekmeye bayılıyor!
Aldığı Ödüller:
- 8. Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri 2011 ‘En İyi Çıkış Yapan Sanatçı’
- 38. Altın Kelebek Televizyon Ödülleri 2011 ‘En İyi Çıkış Yapan Solist’
Cameron Diaz Kimdir
Cameron Diaz Kimdir, Cameron Diaz Kim, Cameron Diaz biyografi, Cameron Diaz kaç yaşında, Cameron Diaz hakkında, Cameron Diaz hayatı, Cameron Diaz nasıl biri

30 Ağustos 1972’de California San Diego’da doğdu. Küba-Amerikan bir baba ile İtalyan ve Alman ırkından gelen yerli bir Amerikalı annenin kızı olan Cameron, 16 yaşında Hollywood’da bir partide tanıştığı fotoğrafçı sayesinde Elite Model Ajansı ile bir anlaşma imzaladı. Modellikteki başarısı Japonya, Avustralya, Morocco ve Paris’te çalışmaya, Mademoiselle ve Seventeen gibi dergileride resimlerinin çıkmasına ve Calvin Klein, Coca Cola ve Levi’s gibi büyük şirketlerin reklam kampanyalarında rol almasına neden oldu. 1994’de Jim Carrey’in başrol oynadığı “The Mask / Maske” adlı aksiyon komedi filminde sinema kariyerine ilk adımını attı. Oyunculuk deneyimi hiç olmamasına rağmen filmdeki yardımcı oyuncu rolü denemelerine katılması sağlandı. 12 kez geri çağrıldıktan sonra kadın başrol oyuncusu Tina Carlyle rolünde oynaması kararlaştırıldı.
“The Mask” filminden sonra “The Last Supper”da rol alan Diaz, Hollywood’un yetenekli yıldızı Keanu Reeves ile başrolü paylaştığı “Feeling Minnesota”da evlenmek üzere olduğu adamın kardeşine aşık olan bir kadını canlandırdı. Bu filmle birlikte istediği çıkışı tam olarak yakalayamayan Cameron Diaz, daha sonraları Edward Burns ile “She’s the One” ve Harvey Keitel ile “Head Above Water”da rol aldı. “Head Above Water / İz Peşinde” filmindeki başarılı oyunculuğu ile eleştirmenler tarafından geleceğin yıldızları arasında gösterilen Diaz, sinemadaki kariyerine ticari filmlerle devam etmeyi tercih etti.
Romantik komedi filmi “My Best Friend’s Wedding / En İyi Arkadaşım Evleniyor”da Julia Roberts’a eşlik eden genç oyuncu, bu filmdeki performansıyla yükselişe geçti. “My Best Friend’s Wedding”in ardından Trainspotting’in yönetmeni Danny Boyle’un, “A Life Less Ordinary / Olağanüstü Bir Hayat” (1995) adlı filminde, Ewan McGregor ile başrolü paylaştı. Aynı yıl uzun süredir beraber olduğu La Torre’den ayrılan güzel yıldız, 1998 yılında “There’s Something About Mary / Ah Mary Vah Mary” adlı filmde birlikte oynadığı Matt Dillon üç yıl sürecek romantik bir ilişkiye başladı.
Bir kara mizah örneği olan “Very Bad Things / Hiç Hesapta Yokken”de Christian Slater’la başrolü paylaşan Diaz, 1999 yılında pek çok tartışma yaratan “Being John Malkovich / John Malkovich Olmak”da de rol aldı. Filmde, John Cusack’ın karısını canlandırdı ve bu rol ona 1999 Altı Küre ve Screen Actors Guild ödüllerinde en iyi yardımcı kadın oyunculuğu kazandırdı. Aynı yıl, yönetmenliğini Oliver Stone’un üstlendiği, başrollerinde Al Pacino, Dennis Quaid ve James Woods gibi usta oyuncuların yer aldığı “Any Given Sunday / Kazanma Hırsı”nda babasından kendisine miras olarak kalan Sharks adlı bir takımın sahibi Christina Pagniacci’yi canlandırdı.
2000 yılında tüm dünyada seyircilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan ve gişe rekorları kıran “Charlie’s Angels / Charlie’nin Melekleri”nde üç melekten “Natalie”yi canlandıran Cameron Diaz, 2001 yılında bir başka büyük yapımla yine kamera karşısındaydı. Güzel oyuncu, Tom Cruise ve Penelope Cruz ile birlikte rol aldığı “Vanilla Sky”da New York’lu yayıncı David Aames’e aşık Julie Gianni rolünde izleyici karşısına çıktı.
Diaz, 2002 yılında gösterime giren ve başrollerini Leonardo Di Caprio ve Daniel Day Lewis’le paylaştığı “Gangs of New York / New York Çeteleri”nden sonra, yine aynı yıl ” The Sweetest Thing / Ateşli ve Tatlı” ve ” The Slackers” adlı fimlerde de rol aldı. Diaz, Drew Barrymore ve Lucy Liu ile başrolleri paylaştığı, 2003 yapımlı “Charlie’s Angels: Full Throttle / Charlie’nin Melekleri: Tam Gaz” adlı filmdeki başarılı oyunculuğuyla yine sinemaseverlerden tam not aldı.
Azer Bülbül Kimdir
Azer Bülbül Kimdir, Azer Bülbül, Azer Bülbül ölümü, Azer Bülbül biyografi, Azer Bülbül gerçek adı nedir, Sübutay Kesgin, Sübutay Kesgin kimdir, Azer Bülbül kişiliği
GERÇEK ADI SÜBUTAY KESGİN’Dİ
1969 ‘da Kars Akyaka ‘da (Arpaçay) dünyaya geldi Azer Bülbül.Gerçek adı Sübutay Kesgin’dir.
Daha sonra ailesi ile birlikte Almanya’ya yerleşti.Müzik yaşantısına “Garip Yolcu” albümü ile başlayan Azer Bülbül daha sonra Halk Müziği – Arabesk tarzında “Yalan Olur” , “Ben Sana Vurgunum” , “Fırat” gibi albümleri ile müzik yaşantısına devam ederken asıl patlamayı 1996 yılında çıkardığı “Ben Babayım” adlı albümü ile yapdı. Bu albümde yer alan “Yaralandınmı Ey Can ” , “Dokunmayın Çok Fenayım ” ve “Her An Herşey Olabilir” adlı parçaları ile büyük ses getirmiş ve sesini milyonlara sevdirmişdi.
Bazıları için “tek kasetlik ünlüydü” ve belkide “zamanla kaybolanlardan olacaktı”.
Ancak Azer Bülbül “Ağıt”,”Zordayım” ve “Kör Kurşun” ile ardı ardına tek kelime ile “Klasik” olacak albümlere imza atıyor ve adını müzik dünyasına “Altın Harflerle” yazdırıyordu.
Artık Azer Bülbül milyonlarca hayranı olan , muhteşem sesiyle ,kendine has hareketleri ile Arabesk müzikte “Baba” lakaplı ender sanatçılardan birisi olmuşdu.
Daha sonra Azer Bülbül “Yalan Sevgiler” , “Başımda Bela Var” , “Bana Düştü” ve “Ateş Düştüğü Yeri Yakar” albümleri ile yeri doldurulamaz bir sanatçı olduğunu kanıtlıyor hayran kitlesi sınırları zorluyordu.Hatta artık en eski albümleri bile tozlu raflardan inip “Seçmeler” adı altında yeniden piyasaya giriyor “Üzülmedim ki” şarkısı yıllar sonra dillerde dolanıyordu.
Araya sessizlik giriyor.Bu arayı Azer Bülbül’ün ağzından dinleyelim :
“Her insanın hayatında kötü dönemler oluyor. Ben de birçok olumsuzluk yaşadım. Ama artık hepsi geride kaldı. 18 ay uyuşturucu tedavisi gördüm. 1,5 yıldır da temizim. Uyuşturucu kullandığım dönemde maddi manevi büyük zarar gördüm. Artık o günleri anmak bile istemiyorum.”
Uyuşturucuya Almanya’da başladığını söyleyen Azer Bülbül, iyi bir aile ortamına sahip olduğunu ancak arkadaş seçiminin onu bu noktaya getirdiğini söyledi.
Ve…. 2007 nin son günleri …Azer Bülbül ve yine muhteşem bir albüm ile dönüyor.Herkesin merakla beklediği albüm gecikmeli olarak çıkıyor.Ancak herkesin beklediğine değiyordu.
“Kalemin Kırıldı” albümü ; içerisindeki “Zorunamı Gitti”,”Alıştım” ve “Dayanamıyorum” şarkıları öncülüğünde dinleyenlerini mest ediyor,Azer Bülbül her zaman yaptığını tekrarlıyor yine herkesi kendisine hayran bırakıyordu…
1969 ‘da Kars Akyaka ‘da (Arpaçay) dünyaya geldi Azer Bülbül.Gerçek adı Sübutay Kesgin ‘ dir.
Daha sonra ailesi ile birlikte Almanya’ya yerleşti.Müzik yaşantısına “Garip Yolcu” albümü ile başlayan Azer Bülbül daha sonra Halk Müziği – Arabesk tarzında “Yalan Olur” , “Ben Sana Vurgunum” , “Fırat” gibi albümleri ile müzik yaşantısına devam ederken asıl patlamayı 1996 yılında çıkardığı “Ben Babayım” adlı albümü ile yapdı. Bu albümde yer alan “Yaralandınmı Ey Can ” , “Dokunmayın Çok Fenayım ” ve “Her An Herşey Olabilir” adlı parçaları ile büyük ses getirmiş ve sesini milyonlara sevdirmişdi.
Bazıları için “tek kasetlik ünlüydü” ve belkide “zamanla kaybolanlardan olacaktı”.
Ancak Azer Bülbül “Ağıt”,”Zordayım” ve “Kör Kurşun” ile ardı ardına tek kelime ile “Klasik” olacak albümlere imza atıyor ve adını müzik dünyasına “Altın Harflerle” yazdırıyordu.
Artık Azer Bülbül milyonlarca hayranı olan , muhteşem sesiyle ,kendine has hareketleri ile Arabesk müzikte “Baba” lakaplı ender sanatçılardan birisi olmuşdu.
Daha sonra Azer Bülbül “Yalan Sevgiler” , “Başımda Bela Var” , “Bana Düştü” ve “Ateş Düştüğü Yeri Yakar” albümleri ile yeri doldurulamaz bir sanatçı olduğunu kanıtlıyor hayran kitlesi sınırları zorluyordu.Hatta artık en eski albümleri bile tozlu raflardan inip “Seçmeler” adı altında yeniden piyasaya giriyor “Üzülmedim ki” şarkısı yıllar sonra dillerde dolanıyordu.
Araya sessizlik giriyor.Bu arayı Azer Bülbül’ün ağzından dinleyelim :
“Her insanın hayatında kötü dönemler oluyor. Ben de birçok olumsuzluk yaşadım. Ama artık hepsi geride kaldı. 18 ay uyuşturucu tedavisi gördüm. 1,5 yıldır da temizim. Uyuşturucu kullandığım dönemde maddi manevi büyük zarar gördüm. Artık o günleri anmak bile istemiyorum.”
Uyuşturucuya Almanya’da başladığını söyleyen Azer Bülbül, iyi bir aile ortamına sahip olduğunu ancak arkadaş seçiminin onu bu noktaya getirdiğini söyledi.
Ve…. 2007 nin son günleri …Azer Bülbül ve yine muhteşem bir albüm ile dönüyor.Herkesin merakla beklediği albüm gecikmeli olarak çıkıyor.Ancak herkesin beklediğine değiyordu.
“Kalemin Kırıldı” albümü ; içerisindeki “Zorunamı Gitti”,”Alıştım” ve “Dayanamıyorum” şarkıları öncülüğünde dinleyenlerini mest ediyor,Azer Bülbül her zaman yaptığını tekrarlıyor yine herkesi kendisine hayran bırakıyordu.







