Kraliçeden Pamuk Prenses Masalı

Yazan: 21 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Hikaye

Kraliçeden Pamuk Prenses Masalı, Kraliçeden Pamuk Prenses, Kraliçeden Pamuk Prenses hikayesi, Pamuk Prenses Masalı, pamuk, prenses, masal, hikaye

Daha yeni evlenmiştim Kralla. Saraya ilk girdiğim anda sevdim orayı. Hele o güzeller güzeli Pamuk var ya. O kadar kanım kaynadı ki o güzel kıza. Iki yıl önce genç yaşında kaybettiğim kızıma o kadar benziyordu ki. Kizimin yerine koymustum onu. Nereden bilebilirdim ki o guzel yuzun ardinda neler yattigini.

Ilk birkac gun cok guzel gecti. Derken yavas yavas gercek yuzunu gostermeye basladı Pamuk. Babasinin yaninda bir melek oluyordu. O yokken ise hakaretlerin bini bir paraydi. ne cirkinligimi birakiyordu, ne aptalligimi. Her yalniz kaldigimizda bana saraydan defolup gitmemi soyluyordu. Oysa nelerine goz yumuyordum onun. Avciyla aralarinda bir seyler oldugunu saraya ilk girdigimde anlamistim. Ama onu sevmiyordu Pamuk. Diger ulkenin yakisikli prensine sirilsiklam asikti. Ve avciyi bir piyon olarak kullaniyordu. Kac kere karsima alip nasihat etmeye kalktiysam tersledi beni. Hatta bir keresinde tokat atmaya bile cüret etti.

Ben yine gencligine cahilligine verdim. Sustum. Ve gunlerden bir gun olanlar oldu. Evden kacti Pamuk. Ne yapacagimi sasirdim. Aramadigim sormadigim yer kalmadi. Yoktu ortalarda. Derken aksamustu kocam saraya dondu ve kizini sordu. Soyleyemedim kactigini. Kalp hastasiydi kocam nasil diyebilirdim ki. Ona kizin bir arkadasina gittigini gece orada kalacagini söyledim. O anda oyle bir sey oldu ki butun dunya tepeme yikildi. Avci telasla iceri girerek ” kralicem, aynen dediginiz gibi Pamuk Prenses’i oldurup size yüregini getirdim” demez mi. Ne yapacagimi ne diyecegimi sasirdim. Belli ki prensesin yeni oyunuydu bu. Daha bir sey soylememe kalmadan kocamin tokadiyla yere yigildim. Ve onu izleyen darbeler sonunda kendimden gecmisim.

Gozlerimi actigimda basimda sadece hizmetciler vardi. Hemen kocami cagirmalarini istedim. Anlatmaliydim ona gercegi. Ama ogrendim ki is isten gecmis. Kocam kizinin olumune dayanamayip kalp krizinden olmus. Yikilmistim. Ama simdi kendi derdimi birakip Pamukla ilgilenmem gerekiyordu. Artik olen kocamin yadigariydi o bana. Hemen avciyi cagirttim yanima. Biraz sikistirinca soyledi kizin yerini bana.

Bir ormanda yedi cuceyle birlikte bir kulubede yasiyormus. Hemen mutfaga gecip sevdigi yemeklerden hazirlattim ona. Bir kac tane de elma aldim yanima, cok severdi elmayi. Hemen ormanin yolunu tuttum. Kulubeyi buldugumda hava kararmak uzereydi. Kapiyi caldim bir iki kez. Acan olmadi. biraz itince kapinin acik oldugunu farkettim. İceri girince ise bir baktim PAmuk yerde serilmis yatiyor. Mutfaktan agir bir gaz kokusu geliyordu. Elinde de bir kagıt vardi. Kagidi alip okudum. Prensden geliyordu, avciyla aralarinda bir iliski oldugunu ogrendigini ve artik onunla evlenemeyecegini yaziyordu.

Zavalli kiz da bunu okuyunca canina kiymaya kalkmisti. Telastan sepeti oldugu yere ativerdim. Hemen butun kapiları camlari acip kizi disari cikardim. sonra da prense haber vermeye gittim. Yoksa aynisini ikinci kez yapabilirdi. Prense olanlari anlatip yanima aldim. Prensesin yasadigi kulubeye geldik. Kiz hala yerde yatiyordu bu arada cuceler de donmus onu o halde gorunce oldu sanip basinda aglasiyorlardi.

Prens ve ben usulca yanina gittik. Prens kizin yuzune egilerek alnina bir opucuk kondurdu. Gazin etkisi yavas yavas gecmis kiz da kendine gelmeye baslamisti. O anda butun cuceler kizin kendisine gelmesini prnsin opucugune baglayip haykirmaya basladilar. ”Prensim cok yasaaaaaaaaaaa.”

Neyse muhim degildi. Pamuk kurtulmustu ya. Onemli olan buydu. Pamuk gozlerini acar acmaz karsisinda beni gorunce haykirmaya basladi. İste beni bu zehirledi. Az daha oldurecekti beni. Neye ugradigimi sasirdim. Yerde dagiimis duran elmalar, kraliyete ait bir sepet. ve prensesin asla yalan söyleyemeycek gibi duran masum yüzü bir araya gelince kime neyi inandirabilirdim ki. hemen kosarak oradan uzaklastim.

Ve hala o kizin yuzunden lekelenmis adimi degistiremiyorum. İste dostlar isin asli bu. Ama bu saatten sonra kim inanir ki kotu kalpli kralicenin masum olduguna…

Yanlız Geceler Hikayesi

Yazan: 21 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Hikaye

Oradaydım, o da oradaydı fakat bir birimizin farkında değil gibiydik. Sonra gözler gözlere değdi ve farkındalık başlangıcımız oldu. Gözlerine bakmak tıpkı bir ceylanla göz göze gelmek gibiydi, insanı çok mutlu ediyor anlamsız bir sevinç yaratıyor ve insanın içini bir korku kaplıyordu, aynı ceylanın biraz sonra kaçıp gideceğini bilmek gibiydi bu anlamsız lahzalar…

Biliyordum bu iş böyle çözülmezdi, susmak ise kendim için felaket oluyordu. Feryat zamanı yaklaşmıştı ki olan oldu ve bir anda aramıza buz dağları, kanyonlar hatta aşılması imkansız çöller girdi. Bir adım atsam yanında olabilirdim yada cehennemin en derin noktasına düşebilirdim. Bunu düşünmesi bile adımlarımın geri gitmesine fakat beynimin onun yanında kavrulmasına yetti de arttı bile… Gözlerimi kapattığım an yanındaydım açtığımda ise sadece yakınındaydım. Gözlerimi açmak istemiyordum artık düşlerde sevmek, bir parça mutlu olmak istiyordum. Anladım ki gurur saydığım, söyleyemediğim her kelime aslında ümitsizliğimdi.

Tüm bunlar olurken o da farkındalık eylemine katıldı fakat artık çok geçti benim için… Çünkü ben ona mutsuzluktan öte bir şey veremezken, o mutluydu. Bana düşen çekip gitmek kalbime gömmekten başka bir şey değildi… Çaresizce arkamı döndüm ve artık çıkmaz sokaklarda gezinmeye başladım…

Varlığın ölüm, yokluğun ise zulümden ötesi değil. Senden bana tek hediye; yalnız geceler bak yine.

Sevgini İstiyorum Öğretmenim Seyit Ahmet Uzun

Yazan: 16 Ocak 2012 Pazartesi  
Kategori: Hikaye

Seyit Ahmet Uzun, Seyit Ahmet Uzun hikayeleri, Sevgini İstiyorum Öğretmenim, Sevgini İstiyorum Öğretmenim hikayesi, Sevgini, İstiyorum, Öğretmenim

İlk defa ayrılıyorum annemim şefkat kokan kucağından. Yalnız kalmanın acısı sardı şimdiden her yanımı. Kanatlarını çırparak ilk uçuş denemesi yapan bir serçe gibiyim. Titriyorum. Ya düşersem! Ya başaramazsam diyorum. Çok karışık gelen harfler ürkütüyor.

Sevgili öğretmenim!

İşte senin yeni bir çocuğun olarak teslim edildim körpe yüreğimle tebessüm sunan gül yüzüne.
Bilginden önce sevgine susuzum.

Seni sevemezsem bil ki öğretmenim hiçbir şey öğrenemem.
Yaramazlıklarımı ilk heyecanıma bağışla.

Biliyorsun ki ben merkezli bir dönemin kendine özgü bireyiyim. Şayet suratın asılırsa gözlerimin neminde kişiliğim boğulur.

Belki de öğretmenliğin en zor ve sıkıntılı dönemi sizindir. Anaokulu diyorlar adına. Bunu da tam anlamadım. Çünkü ben annemin beni okutacağı bir okul sanmıştım. Ama annem beni tebessümü bir gülü andıran tatlı bakışlı siz öğretmenime bırakınca şaşırdım. “Ne oluyor anne niye gidiyorsun?” dedim. “Sevgili kızım sana yeni bilgiler ve okumayı yazmayı öğretecek kişi bu öğretmenindir” diyerek siz sevgili öğretmenimi işaret etti.

Bir ılık sevgi pınarı kaynadı küçük kalbimde size karşı. Ama ne olur bu sevginizi kurutmayın öğretmenim.
Benim için önemli olan sizin ne öğreteceğinizden önce nasıl davranacağınızdır.

Ben sadece sevilmeyi seviyorum. Sevilmediğim yerler benim için karanlık bir zindan gibidir. Ne olur kendinizi zindanımın gardiyanı olarak takdim etmeyin. Ne kadar bilgili olursanız olun o zaman bana bir şey öğretemezsiniz.

Biliyorum sınıf ailemdeki kardeş sayısı oldukça fazla. Sevginizi nasıl paylaştırırsınız bilmiyorum. Ancak bildiğim bir şey var ki hepimiz sevgine muhtacız.

Yorgunluğun, geleceğe bırakacağın biz değerli mirasların bir gün karşında öğretmen, doktor, avukat, sanayici, mühendis ve daha nice güzel yerlerde seni saygıyla andığımız zaman gidecektir. Biliyorum belki çok uzun bir zaman, ama olsun bir damlayla dolmaya başlamaz mı derya?

Sevgili öğretmenim!

Anne kucağından ayrılmanın acısını sevginin tatlı esen rüzgarlarında sürgün etmek istiyorum küçük yüreğimden.
İlk izlenim çok önemli değil mi? Çünkü hayata tutunacak dalımın ne kadar sağlam olduğunu ve muhtaç olduğum şefkatin ne derece hissedileceği o an gözlerinizdeki ışıktan alırım.

İşte o ışıktan yoksun gözlerle bakan ve sadece beni iş olarak gören bir yüzün yakıcı rüzgârlarında, kökünden sarsılan bir fidan gibi devrilirim yaşamın kucağına.

Dalgalanan bayrağımın mütebessim bakışlarında ilk sizi gördüm öğretmenim. Ve onun gölgesinde sevginizi yüreğimin en derinlerinde hissederek yarınlara umutla yürümeyi istiyorum.
Daha da önemlisi sevginizi istiyorum öğretmenim.

Evden ayrılışımın hüznünü, yüzünüzde açan şefkat çiçeklerinin en güzel kokularında gidermek istiyorum.
Bana yardım eder misiniz öğretmenim?

Seyit Ahmet Uzun

Yaşlı Adamın Aşkı Hikaye

Yazan: 13 Ocak 2012 Cuma  
Kategori: Hikaye

Yaşlı Adamın Aşkı Hikaye, Yaşlı Adamın Aşkı Hikayesi, Yaşlı Adamın Aşkı, Yaşlı Adam, aşk, aşk hikayeleri

Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar. Hemşireler, adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar, ama ‘biraz beklemesini ve röntgen çekerek herhangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini’ söylemişler.

Yasli bey huzursuzlanmış, ‘acelesi olduğunu, istemediğini söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin sebebini sormuş. Adamcağız da “karım huzur evinde kalıyor her sabah onunla kahvaltı etmeye giderim, geç kalmak istemiyorum” demiş.

Karınızın, siz gecikince merak edeceğini düşünüyorsunuz herhalde’ demiş hemşire.

Adam üzgün bir ifade ile ‘ne yazık ki karım Alzheimer hastası ve benim kim olduğumu bilmiyor’ demiş. Hemşireler hayretle ‘madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz’ demişler.

Adam buruk bir sesle ‘ama ben onun kim olduğunu biliyorum’ demiş…..

Deniz Görmemiş Köle

Yazan: 10 Ocak 2012 Salı  
Kategori: Hikaye

Deniz Görmemiş Köle, Deniz Görmemiş Köle hikayesi, Deniz Görmemiş Köle hikaye, hikayeler, hikaye oku

Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti.

Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı.

Ağlamaya, inlemeye başladı.

Tir tir titriyordu.

Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi.

Padişahın keyfi kaçtı.

Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna çıktı;

Müsade buyurursanız ben onu sustururum dedi.

Padişah da;

Lütfetmiş olursunuz dedi.

Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar.

Köle birkaç kere suya battı çıktı.

Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler.

Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.

Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü.

Padişah:

Bu işteki hikmet nedir..?

Yaşlı adam cevap verdi:

Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı.

Gemideki selametin kıymetini bilmiyordu.

İşte huzur ve saadet de böyledir.

Bir felaket görmeyen kimse, huzurun kıymetini bilemez..

Yıllar Geçsede Hikaye

Yazan: 08 Ocak 2012 Pazar  
Kategori: Hikaye

Yıllar Geçsede Hikaye, Yıllar Geçsede Hikayesi, Yıllar Geçse, Yıllar Geçse hikaye, hikaye oku, hikaye

1942 yılında, soğuk bir kış gününde Nazi toplama kampının içinde genç bir asker, dikenli tellerin ardından genç bir kızın geçtiğini görür. Kız da aynı şekilde genci görünce heyecanlanır. Duygularını ifade etmek çabasıyla, çitin üzerinden kırmızı bir elma atar. Bu o şartlardaki bir asker için bir hayat, bir umut ve sevgi işareti anlamına gelmektedir ve mutlu olur. Genç adam, genç kızın uzattığı elmayı alır. Parlak bir ışık onun karanlığına değmiştir.

Ertesi gün, bu genç kızı yeniden görmeyi umut etmenin bile çılgınca olduğunu duşünmesine rağmen, çitin ötesine bakmaktan kendini alamaz. Dikenli tellerin öteki yanındaki genç kız ise, kendisini bu denli heyecanlandıran yüzü yeniden görmeyi arzular. Elinde elma ile koşarak çitin kenarına gelir. Tipi ve dondurucu havaya rağmen kız, elmayı dikenli tellerin üstünden uzattığında, kalbi birkez daha sıcak duygularla dolar.

Bu sahne birkaç gün boyunca tekrarlanır. Sadece bir an ve sadece birkaç kelime edebilmek için bile olsa birbirlerini görmek için sabırsızlanırlar. Bu anlık karşılaşmanın sonuncusunda, genç asker üzgün bir yüz ifadesi ve titreyen sesi ile;

- Yarın bana elma getirme, burada olmayacağım. Beni başka bir kampa gönderiyorlar” der ve geri dönüp vedalaşamayacak kadar buruk bir şekilde uzaklaşır.

O günden itibaren, kederli anlarında o tatlı kızın görüntüsü gözlerinde canlanır. Gözleri, sözleri, nezaketi, saflığı, utangaç yüz ifadesi… Genç adamın tüm ailesi savaşta ölmüştür. Tanıdığı hayat bütünüyle yok olmuş, sadece bu bir tek anı canlı kalarak kendisine umut vermeyi sürdürmüştü.

1957 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde, her ikisi de göçmen olan, fakat birbirlerini tanımayan iki yetişkin, arkadaşları aracılığı ile tanışırlar.

- Savaş sırasında neredeydiniz? diye sorar kadın.

- Almanya da bir toplama kampındaydım diye yanıtlar adam.

Kadın tatlı bir tebessümle bir an uzaklara dalar ve daha sonra;

- Toplama kampındaki bir gence, elma attığımı anımsıyorum. Bir kaç gün hep aynı yerden çitin öteki yanındaki askerle konuşur, bakışırdık. Sonra o gitti… Ama ben o nu hiç unutamadım. Hep sevdim… Çok sevdim.

Adam şaşkınlıkla sorar;

Bir gün o genç sana “Artık elma getirme, çünki başka bir kampa gönderiliyorum” dedi mi?

Kadın iyice şaşırmış bir ses tonu ile:

- Evet. Ama siz bunu nereden biliyorsunuz? diye sorar.

Adam kadının gözlerinin içine bakarak;

O genç asker bendim. Yıllarca hep düşündüm, hep o güzel birkaç günün anısı ile doldurdum düşlerimi. Benimle Evlenir misin?

1996 Yılında Sevgililer Gününde, Oprah Vintfrey televizyon şovunun çekimlerinde, aynı adam kırk yıllık eşine duyduğu sevgiyi bir kez daha milyonlar önünde anlattı.

Herşeyin Güzel Olmasını isteyen Bir Kalp

Yazan: 07 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Hikaye

Meşhur bir golfçü birincilikle bitirdiği turnuvada kazandığı çeki cebine koyar, otoparkta arabasına binerken yanına bir kadın yaklaşır.
“Lütfen bayım yardım edin bebeğim hastanede ve onun iyileşmesi için paraya ihtiyacım var. Biraz para verebilir misiniz? der.
Adam cebinden çek karnesini çıkararak yüklü bir miktar yazar.
“Sanırım bu yeterli olur” der.
Kadın teşekkür ederek gözden kaybolur.
Tam bu sırada bir arkadaşıyla selamlaşırlar.
Arkadaşı “o kadın senden para mı istedi.” diye sorar.
“Evet hasta bir bebeği varmış” der.
“Sevgili dostum bu kadın park yerinde herkesten para sızdırmaya çalışır vermeseydin daha iyi olurdu” derken…
Adam önce biraz düşünür sonra “Yani ortada hasta bir bebek yok öyle mi?”
“Evet yok” der arkadaşı.
Golfçü “Dostum öyle rahatladım ki, bu gün duyduğum en güzel haber. “diye yanıtlar…

Cennet ile Cehennem Hikayesi

Yazan: 07 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Hikaye

Cennet ile Cehennem Hikayesi, Cennet ile Cehennem Hikaye, Cennet ile Cehennem, Cennet, Cehennem, Hikaye

Galatasaray futbol takımı oyuncuları ölmüş ve cennete girmişler.
Hepsi de birbirinden yetenekli futbolcularmış. O günlerde cennetin baş meleğinin canı sıkılıyormuş. Şeytanı çağırıp demiş ki;
-Ey şeytan, Cennetle cehennem arasında bir futbol maçına var mısın?
Şeytan gülmüş:
-Boşuna yorulmayın, nasılsa ben kazanırım.
Cennet meleği şaşırmış:
-Ama nasıl olur? En iyi ve meşhur futbolcular burada.

Şeytan sinsice bakarak der ki;
-Ama fenerbahçe sayesinde bütün hakemler cehennemde benim emrimde

Evlilikte Yaş Farkının Faydaları

Yazan: 07 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Hikaye

Evlilikte Yaş Farkının Faydaları, Evlilikte Yaş Farkının Faydaları nedir, Evlilikte Yaş Farkı, Evlilikte Yaş, Evlilikte Yaş Farkının Faydaları hikaye oku, hikaye oku

Halis Toprak kendisinden 54 yaş küçük bir kızla evlenince hemen herkes tarafından kınandı..

Oysa çiftler arasında yaş farkının çok büyük olmasının sonsuz faydaları var..

Örneğin..

- Evlilik yıldönümlerinizde ona pahalı saatler, takılar almanıza gerek yoktur.. 72 parçalı bir Lego ona dünyaları verecektir..

-Birlikte yaptığınız uçak yolculuklarında onun yüzde 50 indirimi vardır..

- Uçak yolculuklarında hostesler tarafından eşinize hediye edilen yumuşak tüylü peluş ayılar, boya kalemleri ve kitapları için sizden ekstra ücret talep edilmez.. Ayrıca arzu ederse kendisine özel “hamburger mönü” ikram edilir.

- Düğünden sonra gittiğiniz otellerde oda servisinden bir bardak ılık süt isteyerek en sevdiği yemeği hazırlayabilirsiniz..

- Yaş günlerinde arkadaşlarına verdiği partilerde yüzünüzü beyaza boyayıp burnunuza kırmızı bir top takarsanız onun ve tüm arkadaşlarının parti boyunca ilgi odağı haline gelebilirsiniz..

- 1.5 m. x 1.5 m. bir alanın etrafına 80 santim yüksekliğinde bir ahşap parmaklık yaptırırsanız sizi asla terkedemez..

- Münakaşa ettikten sonra üzülür ve ağlarsa içine bilya doldurulmuş bir kutuyu kulağı hizasında sallayarak gözyaşlarını gülücüklere döndürebilirsiniz..

Hamile Bayan Hikayesi

Yazan: 07 Ocak 2012 Cumartesi  
Kategori: Hikaye

Gerçek Avustralya Mahkeme Gündemi 12659

- Hamile Bayan Davası Yaklaşık 8 aylık hamile bir bayan otobüse biner. Karşısında oturan adamın ona gülümsediğini farkeder. Hemen başka bir koltuğa geçer. Bu sefer gülümseme sırıtmaya dönüşür ve bayan da tekrar yer değiştirir. Adam daha da eğleniyor gibidir. 4cü yer değiştirmede adam kahkaha atar, bayan ,şoföre şikayet eder ve o da adamı tutuklattırır. Olay mahkemeye intikal eder. Hakim adama ( yaklaşık 20 yaşındadır ) söyleyeceği bir şeyi olup olmadığını sorar. Adam cevap verir.” Sayın Hakim , şöyle oldu: Bayan otobüse bindiğinde durumunu farkettim. Üstünde ”Çift Nane İkizleri Geliyor ” yazısı olan bir reklam afişinin altına oturdu ve ben sırıttım. Daha sonra kalktı ve üzerinde ”Logan’ın ağrı kesici merhemi şişikleri azaltır ” yazılı afişin>altına oturdu , ben de gülümsemek zorunda kaldım. Daha sonra ” William’ın büyük çubuğu yaptı ” yazan deodorant afişi altına oturunca kendimi çok zor tuttum. Fakat , Sayın hakim , dördüncü defa kalkıp ” Goodyear kauçuğu bu kazayı önleyebilirdi ” afişinin altına oturunca…. ben koptum. DAVA DÜŞMÜŞTÜR.

çet çet sitesi çet odasi Life and People