Archive for the 'Kültür' Category

Mehmet Coşkundeniz-Seni Seviyorum Çünkü, Mehmet Coşkundeniz Seni Seviyorum Çünkü, Mehmet Coşkundeniz, Seni Seviyorum Çünkü, seni seviyorum, Mehmet , Coşkundeniz

SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ;

Seni seviyorum,
çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben güne seninle başlıyorum ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum.

Seni seviyorum,
çünkü gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksin sen. Herşey senin rengini taşıyor ve benim için ancak o zaman anlamlı oluyor.

Seni seviyorum,
çünkü soğuk günlerde içimi ısıtan meltemsin. Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı. İliklerime işleyerek esiyorsun.

Seni seviyorum,
çünkü herşeyde sen varsın. Nasıl olmayacaksın ki? Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin. Yüreğimin en derin köşesindeydin. Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun. Ve ben orada olduğunu fark edince hakettiğin yere çıkardım seni.

Seni seviyorum,
çünkü hep benimlesin. Seni görmem için yüzüme bakmam gerekmiyor. Gözümü kapatsam ordasın. Gördüğüm her yüz aslında sensin.

Seni seviyorum,
çünkü gözlerinin içindeki binlerce yıldız, gecenin karanlığını delip geçiyor. Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum. O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından. Güneş doğmasa, yıldızlar kaybolmasa diyorum, ama biliyorum ki güneşim de sen olacaksın gecenin sonunda. Bu kez daha parlak, daha aydınlık çıkacaksın karşıma.

Seni seviyorum,
çünkü saçların ellerimin arasında kayıp giderken , dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi. Cennetin sahibi sensin ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete. Ben o cennette kalmaya kararlıyım.

Seni seviyorum,
çünkü her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor. Her gülümseyişin, karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor. Bir çiçek bahçesine çeviriyor çorak dünyayı.

Çiçek dedim ya, bir çiçek adı verseydim sana papatya olurdun. Açışıyla dünyaya, insanlara baharın geldiğini müjdeleyen papatya. İddiasız ama güzel. Güzel ama kibirsiz.

Seni seviyorum,
çünkü seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi, sana bakmayı, seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum.
Seninle birlikte insana dair ne varsa onları da seviyorum.
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum, seni yeterince anlatabildim mi diye.

Biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım.
Sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak.
Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktır sana…
Mehmet Coşkundeniz

NoFeaR

Rauf Denktaş Kimdir (1924 – 2012)

Rauf Denktaş Kimdir (1924 – 2012), Rauf Denktaş Kimdir, Rauf Denktaş Kim, Rauf Denktaş biyografisi, Rauf Denktaş biyografi, Rauf Denktaş, Rauf Denktaş hakkında, Rauf Denktaş ölümü

rauf denktaş

Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs’ın Baf bölgesinde doğdu. Rauf Denktaş 1,5 yaşında iken annesini kaybetti. Babası hakim Raif Bey’dir. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul’a gönderildi.

Arnavutköy’de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesi’nde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs’a döndü ve liseyi Kıbrıs’ta bitirdi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra hukuk eğitimi için İngiltere’ye gitti. Mezun olduktan sonra avukatlığa başladı. 1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başladı. Yine aynı yıl Aydın Hanım’la evlendi.

27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Dr. Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Türk Cemaatının iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Dr. Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak’ın teklifi ve Dr. Fazıl Küçük’ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu kongresinde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve Cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı.

1955′te terörist bir hüviyete bürünen Enonisle mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükümetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlardıyla 1.8.1958′de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu.

1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisi’yle İcra Komitesi Başkanlığı’na seçildi.

1958 yılında Rum tedhişçiler, Türk köylerine saldırınca, Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara’ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi.

16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı’na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs’a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı.

1964 Londra Konferansından sonra Makaryos tarafından “istenmeyen adam” ilan edildi. Yeşilada’ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy’e çıkarak savaşa katıldı. 1967′de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye’ye geri verildi. 1968′de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs’a döndü.

1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı’na seçildi. 28.2.1973′e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi.

13 Şubat 1975′te Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976′da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu.

22.4.1990′da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995′teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi.

17 Nisan 2005′te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmayan Denktaş, 24 Nisan’da görevi Mehmet Ali Talat’a devretti.

KKTC’nin kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş 88 yaşında vefat etti…

Yakındoğu Üniversitesi Hastanesinin yoğun bakım servisinde 9 Ocak Pazar gününden bu yana tedavi gören KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 13 Ocak 2012 günü vefat etti.

Denktaş, 8 ocak gecesi ishale bağlı su kaybı nedeniyle hastaneye kaldırılmıştı. İç organlarında dün yetersizlik başgösteren Denktaş, bu sabah itibarıyla solunum cihazına, akşam saatlerinde ise diyalize bağlanmıştı.

NoFeaR

Yaşlı Adamın Aşkı Hikaye

Yaşlı Adamın Aşkı Hikaye, Yaşlı Adamın Aşkı Hikayesi, Yaşlı Adamın Aşkı, Yaşlı Adam, aşk, aşk hikayeleri

Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar. Hemşireler, adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar, ama ‘biraz beklemesini ve röntgen çekerek herhangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini’ söylemişler.

Yasli bey huzursuzlanmış, ‘acelesi olduğunu, istemediğini söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin sebebini sormuş. Adamcağız da “karım huzur evinde kalıyor her sabah onunla kahvaltı etmeye giderim, geç kalmak istemiyorum” demiş.

Karınızın, siz gecikince merak edeceğini düşünüyorsunuz herhalde’ demiş hemşire.

Adam üzgün bir ifade ile ‘ne yazık ki karım Alzheimer hastası ve benim kim olduğumu bilmiyor’ demiş. Hemşireler hayretle ‘madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden hergün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz’ demişler.

Adam buruk bir sesle ‘ama ben onun kim olduğunu biliyorum’ demiş…..

NoFeaR

23 Nisan Kutlama Mesajları

23 Nisan Kutlama Mesajları, yeni 23 Nisan Kutlama Mesajları, 23 Nisan Kutlama Mesaj, 23 Nisan mesajları, en güzel 23 nisan sözleri

Bu duygu ve düşüncelerle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Birinci Meclisimizin kahraman üyelerini ve milli mücadelede emeği geçmiş olan herkesi en derin saygı ve rahmetle anıyor, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının ……… yılını ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten duygularımla kutluyorum.

Mili iradenin kalbinin attığı yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının …….. yılını ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı canı gönülden kutlar, bizleri bu günlere getiren başta Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatanımıza hizmeti geçmiş bütün ecdadımızı saygıyla yad ederim.

Milletimizin ve Cumhuriyetimizin teminatı olan çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten duygularımla kutlar, gözlerinden öperim.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının …….. yılını coşkuyla kutladığımız bu günde, varlıklarıyla hayatımıza neşe katan çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyor selam ve sevgilerimi iletiyorum.

NoFeaR

Bir Kere Sevmişim Seni Şiiri

Bir Kere Sevmişim Seni Şiiri, Bir Kere Sevmişim Seni, Bir Kere Sevmişim, Bir Kere Sevmişim Seni Şiiri oku, şiirler, şiir, şiir oku

Sen hiç bir mezarın başında gözyaşı döktün mü?
Avuçların arasında o mezarın toprağını sıktın mı?
Niyazlarda, dileklerde bulundun mu?
Pişmanlıkla daralan yüreğine vurdun mu?
Ben vurdum yüreğime…
Sıktım toprağı…
Döktüm göz yaşımı….
Bir kere sevmişim seni…

O mezarın sahibini yaşarken sebebi ziyaretin,
Sevdiğin kişiyi görmek için oldu mu?
Bu gün kabrinin başında gözlerim doluyorsa,
Yüreğim daralıyorsa sebebi onu dinlemediğim için mi?
Artık dinliyor yüreğim…
Gözlerim doluyor…
Sebepsiz seni ziyaretlerimde…
Pişmanlık da olsa,
Bir kere sevmişim seni…

Senin benim olduğunda,
Öleceğimi zannettim.
İnanmak istemedim.
Bu halime,
Meğer deliler gibi sevmişim seni,
Anladım gerçeği senin yokluğunda,
Acı da olsa yokluğuna alıştım,
Bir delilikte olsa,
Sonu ölümle bitse,
Bir kere sevmişim seni…

NoFeaR

Deniz Görmemiş Köle

Deniz Görmemiş Köle, Deniz Görmemiş Köle hikayesi, Deniz Görmemiş Köle hikaye, hikayeler, hikaye oku

Bir padişah acemi bir köle ile gemiye binmişti.

Köle hiç deniz görmemiş, geminin mihnetini tatmamıştı.

Ağlamaya, inlemeye başladı.

Tir tir titriyordu.

Avutmak için çok uğraştılar, ama bir türlü sakinleşmedi.

Padişahın keyfi kaçtı.

Herkes aciz bir vaziyetteyken gemide bulunan yaşlı bir adam padişahın huzuruna çıktı;

Müsade buyurursanız ben onu sustururum dedi.

Padişah da;

Lütfetmiş olursunuz dedi.

Yaşlı adam emretti, köleyi denize attılar.

Köle birkaç kere suya battı çıktı.

Sonra saçından yakaladılar, gemiden tarafa çektiler.

Köle gemiye yaklaşınca iki eliyle dümene asıldı, oradan gemiye çıktı, bir köşede uslu uslu oturmaya başladı.

Yaşlı adamın yaptığı iş padişahı hayrete düşürdü.

Padişah:

Bu işteki hikmet nedir..?

Yaşlı adam cevap verdi:

Köle evvelce suya batmayı tatmamıştı.

Gemideki selametin kıymetini bilmiyordu.

İşte huzur ve saadet de böyledir.

Bir felaket görmeyen kimse, huzurun kıymetini bilemez..

NoFeaR

Nursel Ergin kimdir

Nursel Ergin kimdir?, Nursel Ergin biyografisi, Kanal d ekranlarında yayınlanan “mutfağım” proğramının sempatik sunucusu Nursel Ergin kimdir? biyografisi

30.07.1980 İstanbul dogumlu olan Nursel Ergin, Anne ve Babamın ayrılması sonucu yetıstırme yurdunda büyümüş. Küçük yaşta evlenen ve bu evlilikten bir kızı olan Ergin’in evliliği kısa sürmüş. Ayrılığın ardından 5 yıl profesyonel antrenörlük ve arcelık te satış temsilciligi yapmış. Acun Ilıcalı’nın yapımcılığını yaptığı “Var mısın? Yok musun?” yarışmasına katılan Ergin, sempatikliği ile yapımcıların dikkatini çekti ve oyuncu oldu. TRT 1’de yayınlanan “Can Kırıkları” dizisinde Suna isimli bir genç kızı canlandırdı ve Bir mücevher markasının yüzü oldu.

NoFeaR

Ömer Hayyam Kimdir

Ömer Hayyam Kimdir, Ömer Hayyam Kim, Ömer Hayyam, Ömer Hayyam Hayatı, Ömer Hayyam eserleri, Ömer Hayyam ne zaman dogdu

Asıl adı Giyaseddin Ebu’l Feth Bin İbrahim El Hayyam’dır. 18 Mayıs 1048′de İranın Nişabur kentinde doğan Ömer Hayyam bir çadırcının oğluydu. Çadırcı anlamına gelen soyadını babasının mesleğinden almıştır. Fakat o soyisminin çok ötesinde işlere imza atmıştır. Daha yaşadığı dönemde İbn-i Sina’dan sonra Doğu’nun yetiştirdiği en büyük bilgin olarak kabul ediliyordu. Tıp, fizik, astronomi, cebir, geometri ve yüksek matematik alanlarında önemli çalışmaları olan Ömer Hayyam için zamanın bütün bilgilerini bildiği söylenirdi. O herkesten farklı olarak yaptığı çalışmaların çoğunu kaleme almadı, oysa O ismini çokça duyduğumuz teoremlerin isimsiz kahramanıdır. Elde bulunan ender kayıtlara dayanılarak Ömer Hayyam’ın çalışmaları şöyle sıralanabilir.

Yazdığı bilimsel içerikli kitaplar arasında Cebir ve Geometri Üzerine, Fiziksel Bilimler Alanında Bir Özet, Varlıkla İlgili Bilgi Özeti, Oluş ve Görüşler, Bilgelikler Ölçüsü, Akıllar Bahçesi yer alır. En büyük eseri Cebir Risalesi’dir. On bölümden oluşan bu kitabın dört bölümünde kübik denklemleri incelemiş ve bu denklemleri sınıflandırmıştır. Matematik tarihinde ilk kez bu sınıflandırmayı yapan kişidir. O cebiri, sayısal ve geometrik bilinmeyenlerin belirlenmesini amaçlayan bilim olarak tanımlardı. Matematik bilgisi ve yeteneği zamanın çok ötesinde olan Ömer Hayyam denklemlerle ilgili başarılı çalışmalar yapmıştır. Nitekim, Hayyam 13 farklı 3. dereceden denklem tanımlamıştır. Denklemleri çoğunlukla geometrik metod kullanarak çözmüştür ve bu çözümler zekice seçilmiş konikler üzerine dayandırılmıştır. Bu kitabında iki koniğin arakesitini kullanarak 3. dereceden her denklem tipi için köklerin bir geometrik çizimi bulunduğunu belirtir ve bu köklerin varlık koşullarını tartışır.

Bunun yanısıra Hayyam, binom açılımını da bulmuştur. Binom teoerimini ve bu açılımdaki kat sayıları bulan ilk kişi olduğu düşünülmektedir. (Pascal üçgeni diye bildiğimiz şey aslında bir Hayyam üçgenidir). Öğrenimi tamamlayan Ömer Hayyam kendisine bugünlere kadar uzanacak bir ün kazandıran Cebir Risaliyesi’ni ve Rubaiyat’ı Semerkant’ta kaleme almıştır. Dönemin üç ünlü ismi Nizamülmülk, Hasan Sabbah ve Ömer Hayyam bu şehirde bir araya gelmiştir. Dönemin hakanı Melikşah, adı devlet düzeni anlamına gelen ve bu ada yakışır yaşayan veziri Nizamül-mülk’e çok güvenirdi. Ömer Hayyam ile ilk kez Semerkant’ta tanışan Nizam onu İsfahan’a davet eder. Orada buluştuklarında O’na devlet hülyasından bahseder ve bu büyük hayalinin gerçekleşmesi için Hayyam’dan yardım ister. Fakat Hayyam devlet işlerine karışmak istemez ve teklifini geri çevirir. 4 Aralık 1131′de doğduğu yer olan Nişabur’ da fani dünyaya veda eder.

NoFeaR

Affet Delikanlim

Affet Delikanlim, Affet Delikanlim şiiri, Affet Delikanlim şiir, şiir oku, Affet, delikanlım

Affet Delikanlim

Durusun yuruyusun sevisin bile baskaydi
Gidisin yikilisim oldu bilemezsin
Ne aglayabildim bu acaip duruma nede dur diyebildim.
Yalan bildin yanlis bildin ihanet saydin asiligimi.
Oysa yuregimden yuregine oyle bir bag vardiki benim.
Ne gidisin sondurebildi icimdeki volkan misali yanginimi.
Ne yoklugun ne aci sozlerin engel oldu hala seni sevisime
Sen baskalarina benzemedin hic bir zaman,
Ne verdiysen onu istedin yanliz benden.
Yanlismisim Yanilmisim,
Simdi cok pismanim seni sevdigimi haykiramadigima
Yuzum yok simdi gelip af dilemeye
Perisanim pismanim demeye
Cokmu gec kaldim seni yeniden sevmeye
Simdi bana don desen donmezmiyim
Bir firsat versen seni canimdan cok sevmezmiyim
Tum dunyaya seni sevdigimi haykirmazmiyim
Cokmu gec kaldim seni yeniden kazanmaya
Perisanim pismanim seni cok seviyormusum demeye
Ne aradiysam sende fazlasiyla var idi
Sevilmenin boylesi bana fazla idi
Bu yurek o koca aski hak etmedimi
Gitmezsin sandim simdi perisanim
Gulum diye sevdin dikenlerim batti
Goz nurum dedin gozlerini dagladim
Canim dedin canindanda sonunda oldun
Perisanim pismanim hatami telafi edemezmiyim
Ben yeniden gelemezmiyim.
Canim iste canim vermezmiyim
Affet demiyorum biliyorum ki affedilmem
Sana ettiklerimden beraat etmem
Kir kalemi ver cezami
Cezam olum olsa bile raziyim Hayir demem
Susma !!
Nolur susma konus benimle, aci sozler olsada dilinle
Bilirim yureginde bir yerde
Bir gul yeserir nefretinle
Cik karsima nolur acit sozlerinle
Konus benimle sozlerin nefret olsada.
Senden gelen acida tatlida kotude artik basim ustune.
Delikanlim, yurek yanginim
Sevmedi de hak etmedi de bilemedi anlamadi de
Her seyi soyle lanet oku affetme.
Ama
Seni sevdim canimdan cok bilemedim kiymetini ancak
Ne ihanet ettim sana ve yuregine ne aldattim
Tek sucum korkularim ve asiligim
Bir gun geri donmesende, beni hic affetmesende
Seni hic hak etmesemde
Seni seviyorum delikanlim
Seni cok seviyorum yurek yanginim
Ve
Seni cok ozluyorum.
Bir gun beni affetmen dilegiyle
Bu siiri sana adiyorum.

Affet beni delikanlim. Hic olmassa yureginde bir yerlerde yasamak istiyorum.

NoFeaR

Şeyma Subaşı kimdir

Şeyma Subaşı biyografisi, Şeyma Subaşı kimdir, Ünlü yapımcı Acun Ilıcalı ile adı anılan ve sevgili oldukları iddia edilen Şeyma Subaşı, 02.07.1990 doğumlu 1.74 boyunda, 50 kilo, 36 beden. Aydın Üniversitesi Moda Tasarım Programı mezunu. 2006 yılında da “Deniz Akkaya ile Top Model” yarışmasına katılmış. Yok Böyle Dans yarışmasında bir dönem kostüm tasarımcılığı yaptı. Şu sıralar kendi mesleği olan moda ile ilgilenmekte.

Hobisi: Spor, Dans, Defilelere çıkmak

Fobisi: Karanlık

« Prev - Next »