Çiftler İçin Uyku Pozisyonu Kılavuzu

07 Mart 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

Hangi pozisyonda uyumayı tercih ediyorsunuz?

Yüzyüze: Yalnızca onun nefesini yüzünüzde hissetmekle kalmıyorsunuz, aynı zamanda birbirinizin kollarında oldukça huzurlusunuz. Partnerinizle oldukça uyumlu olduğunuzu söyleyebiliriz fakat sabahları kötü nefes kokusundan kaçınmak için uyanır uyanmaz dişlerinizi fırçalamanızı öneriyoruz.

Sarılarak: Biri size sıkıca sarıldığında uykuya dalmak pek kolay olmasa gerek. Eğer genellikle bu pozisyonda uyuyorsanız, fiziksel konforunuzun yerine sevgilinizin sıcaklığını hissetmeyi tercih ediyorsunuz demektir. Bu, sevgilinize olan bağlılığınızın mükemmel bir işareti.

Küçük Dokunuşlarla: Bu pozisyonda uyumayı tercih ediyorsanız, bir şeyler ters gidiyor demektir. Bilinçaltınızda sizi birbirinizden uzaklaştıran etkenler olabilir. Eğer bu şekilde uyumak ilişkinizde bir rutin halini aldıysa, mutluluğu yakalamak için birbirine ihtiyacı olmayan bağımsız karakterler olma ihtimaliniz var.

İsme Göre Seks Performansı öğrenin

19 Şubat 2010 Yazan admin  
Kategori Cinsellik

Sayıbilimcilere yani ‘numerolog’lara göre isimlerdeki sesli harfler seks performansını belirliyor. Sadece sesli harflere puan veren sayıbilimciler, ‘A’ harfinin 1, ‘U’ harfinin 3, ‘E’ harfinin 5, ‘O’ harfinin 6 ve ‘İ’ harfinin karşılığının 9 puan olduğunu belirtti.

Türkçe alfabeye uygun

Numerologlar, bu sesli harfler dışında kalan ve Türkçe’de de kullanılan ‘Ü’ ve ‘Ö’yü de unutmadı. Uzmanlar Ü’nün ‘U artı E,’ Ö’nün de ‘O artı E’ olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirttiler. Yani ‘Ü’ için 8 puan, ‘Ö’ harfi için 11 puan alındı. Sesli harflerin bu rakamsal değerlerin ışığında yorumlanacağı belirtildi.

Seks performansını hesaplayın!

İsimden cinsellik analizine, sesli harflerin yerine yukarıda anlatılan rakamsal karşılıkların konulmasıyla başlanıyor. Örneğin, ABD’li ünlü sosyetik güzel Paris Hilton’un ismindeki sesli harflerin toplamı 26 ediyor. Sonuç iki basamaklı olduğu için 2 ve 6 birbiriyle toplanıyor. Bu durumda Paris Hilton, 8 numaralı değerlendirmeye dahil oluyor.

1- HIZLI: Romantizmi sevmiyor, hemen işe koyuluyor. Riskli yerlerde sevişmeyi seviyor.

2- DUYGUSAL: Romantik… Yatak odasında mum ışığı ve şampanya bulunduruyor.

3- YENİLİKÇİ: Değişikliği seviyor. Sevişme sırasında değişik karakterler sergiliyor.

4- TECRÜBELİ: Cinsellikte ‘klasik’ birleşmeden yana. Alışılagelmişin dışına çıkmıyor. Haz aldığı oyunların keyfini çıkarıyor.

5- DENEYCİ: Başta yeni aşk oyunları, her şeyi denemek istiyor. Seks oyuncakları hatta kelepçe bile kullanıyor.

6- HİSSEDİYOR:
Duyuları kullanıyor. İpek tüller içinde, vücuduna egzotik yağlar sürdükten sonra sevişmeyi seviyor.

7- SINIRSIZ: Başkalarının uygun bulmadığı muzır oyunları denemekten kaçınmıyor.

8- ATEŞLİ: Güçlü, ateşli. Nabzının hızlı atmasını seviyor. Kamasutra hayranı.

9- SERT: Cinselliği sert yaşamak istiyor. İsteklerini partnerinin kulağa fısıldıyor, ama yatakta hayal kırıklığına uğratmıyor.

Cinsellikle Güzelleşen Kadınlar

13 Ocak 2010 Yazan GuLsea  
Kategori Cinsellik

Seks hayatı düzenli kadınların güzel ve sağlıklı kaldıkları belirlendi.

Güzel olmak için yalnızca kremler ya da bitki özleriyle bakım uygulamak gerektiğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Artık güzelleşmenin seks yaparak da mümkün olduğu kanıtlandı. 3 bin 500 Amerikalı kadın üzerinde araştırma yapan bilimadamları, cinsel yaşamından memnun olan ve uzun yıllar seks yapan kadınların genç ve güzel kaldığını ortaya çıkarttı.

Mutluluk hormonu salgılanıyor
Seks sırasında kan basıncının artması, kasların çalışması ve mutluluk hormonunun aşırı derecede salgılanması kalıcı güzellikte önemli etkenler arasında. Haftada 3 defa seks yapan kadınlar, en az 10 yaş daha genç ve güzel görünüyorlar!

Stresi de önlüyor
İyi bir cinsel hayatın, beyin için de yararı büyük. Bunun sebebi ise beynin cinsel ilişki sırasında normalden çok daha fazla çalışıyor olması. Üstelik seksle birlikte başağrısı, stres gibi sorunlar da son buluyor. Kısacası, hem genç ve güzel kalmak hem de sağlığınızı korumak için uzmanlar seksi öneriyor.

Seks yapmak baş ağrısını geçiriyor

12 Ocak 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

2
Her insan, hayatı boyunca en az 3 kez şiddetli baş ağrısı yaşıyor. Geniş bir hastalık grubuna sahip olan baş ağrılarının nedenleri ve tedavilerinin çok farklı olduğunu belirten Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Abdullah Özkardeş, cinsel ilişkinin iyi geldiği ağrı tipleri ile ilgili şu bilgileri verdi:

EN ÇOK YAŞANAN BAŞ AĞRISI: MİGREN
Tüm dünyada baş ağrıları için yılda 13.000 ton aspirin kullanılıyor. Hafif veya 1-2 kez olan ağrılar için insanların pek çoğu, doktora başvuruyor. Bu nedenle baş ağrılarının gerçek sıklığını tahmin edebilmek güç. Baş ağrıları, geniş bir hastalık grubudur ve birçok türü bulunur. Baş ağrısının 13 ana grubu bulunmakta ve bunlar da alt gruplara ayrılmaktadır. Migren ve gerilim tipi baş ağrıları önemli ve sık görülen grupları oluşturur. Seyrek görülen, fakat oldukça rahatsız eden ve bazen hayati önemi de olabilen baş ağrısı türleri de vardır.

CİNSEL İLİŞKİYE BAĞLI BAŞ AĞRILARI
Cinsel ilişkiye bağlı baş ağrıları, hekimlerin günlük pratikte karşılaşılabilecekleri baş ağrıları arasına girmiştir. Bir diğer ağrı türü cinsel uyarıcı baş ağrılarıdır. AIDS hastaları da baş ağrısı problemleri yaşayabilirler. Ayrıca migren ve diğer tip baş ağrıları için kullanılan ilaç tedavileri, özellikle erkeklerde cinsel fonksiyonları etkileyebilirler.

ORGAZM AĞRIYI SONLANDIRABİLİR
Küme baş ağrıları diye adlandırılan Cluster Baş ağrıları, cinsel ilişki ile rahatlayabilir. Küme baş ağrıları yüzde 1 gibi nadir görülür. Ağrılar kümeler halinde gelir, 1-2 hafta veya ay sürer. Ağrılar şiddetli, fakat kısa sürelidir, genellikle 1-2 saat sürer. Ağrı, bir göz çevresindedir. Bu gözde kanlanma ve aynı tarafta burun akıntısı olabilir. Her gün aynı saatte olur, gece yarısı da olabilir. Sigara Devamını oku

Orgazm Olamama nedenleri

10 Ocak 2010 Yazan  
Kategori Cinsellik

Orgazm Olamama

Kadınlarda orgazm çoğunlukla direkt klitoris uyarısıyla oluşmaktadır. Bu konuda yapılan kısıtlı sayıda çalışma direkt klitoral uyarı olmadan orgazm olabilen kadınların oranının ancak %30 olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kadında orgazm olamama durumunu öncelikle “hiç orgazm olamama” ve “cinsel ilişkide orgazm olamama” şeklinde ayırmak gerekir.

Orgazm olamayan bir kadın ilişki esnasında kendini orgazm takliti yapmak zorunda hissedebilir. Bunu yapmasının nedeni eşine onun “yetersiz” olduğu duygusunu yaşatmamak ve öte yandan da yine eşinde kendisinin “yetersiz olduğunu” kanısını uyandırmayı engellemektir. Bu tür bir uygulama problemin daha da karmaşık hale gelmesine neden olur, zira orgazm olamayan bir kadın için eşinin yapacağı etkili bazı değişiklikler sözkonusuyken, böyle bir durumda bunlar gündeme gelmez ve erkek “herşeyin normal gittiğini” düşünmeye devam ederek bir değişiklik yapma gereği duymaz. Devamını oku

Cinsel gücü artıranlar ve azaltanlar

20 Aralık 2009 Yazan  
Kategori Cinsellik

Numune Hastanesi’nden 2. Üroloji Kliniği Şefi ve Üroloji Uzmanı Doç. Dr. İhsan Karaman libidonun düşmesine neden olan sebepler ve libidoyu artırmanın yollarını anlattı.

Libido, erkek ya da kadını cinsel birlikteliğe hazırlayan, hem ruhsal hem de bedensel hazırlanma süreci olarak da tanımlanabilir. Bir insanın libidosunun düşük ya da yüksek olması ise cinsel yaşamında problemleri beraberinde getirebilir. 

Libido erkek ve kadın için de geçerlidir

“Libido kavramı bazen karıştırılıyor. Yani sanki erkeklerde varmış kadınlarda yokmuş gibi düşünülüyor. Libido erkekte erkeklik hormonlarıyla, kadın da kadınlık hormonlarıyla beslenen ama beyinsel bir tarafı da olan yani ruh dünyasıyla algıyla düşünceyle ilişkisi olan bir kavramdır. Dolayısıyla her iki cins içinde geçerlidir” diyor Doç. Dr. İhsan Karaman.

Libidonun düşmesine neden olan sebepler

Doç. Dr. İhsan Karaman cinsel isteksizliğe neden olan sebepleri şöyle sıralıyor:

1. Hormonlar
Öncelikle libidoyu fiziksel olarak oluşturan şey erkeklik hormonu ya da kadınlık hormonudur. Testosteron erkeklik hormonu, östrojen ise kadınlık hormonudur. Bu hormonların bir şekilde insanda eksik olması libidoyu düşürür. Eğer sizde libidoyu arttıran hazırlayan ortaya çıkaran hormon eksikse cinsel istek kamçılanmayacaktır. Bu hormonlar doğuştan eksik olabilir ua da bazı hastalıkları nedeniyle düşebilir. Her şeyi normal gözüken bir insanın daha sonrada bilinen yada bilinmeyen sebeplerden hormonları düşebilir. Yaşlanma bunun en büyük sebebidir.

2. Psikolojik sebepler
Hormon eksikliği dışında daha sık görülen sebep psikolojik sebeplerdir. Hem kendi toplumuzu hem de dünyayı göze alırsak cinsel soğukluk, cinsel isteksizlik ya da libido düşüklüğü kadınlarda daha sık görülür. Bunun temelinde yatan psikiyatrik hastalıklar olabilir, depresyon, melankoli gibi. Davranış bozukluğu olarak cinsel isteksizlik, cinsel soğukluk, cinsel tiksinti bozukluğu gelişebilir. Bir insanda neden cinsel soğukluk olur. Bunun beyinsel, ruhsal sebepleri olduğu gibi küçük yaşta geçirilen cinsel istismar, tecavüz, taciz ya da yanlış bilgilendirilme de bunların sebepleri arasındadır.

Örneğin yanlış bilgilendirilme konusunda kadınlar için çok sık gördüğümüz evlenip, birlikte olamamadır. Neden olmaz, çünkü çocukluktan beri ilişki zordur gibi şartlandırmalar korkunun oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle vajina kasılır buna vajinusmus da denilir. Bunun temelinde korku yatar. Böyle bir kadında cinsel istek olması mümkün değildir.
Devamını oku

Kızlık zarı bozma cezasına indirim, Kızlık zarı bozma cezası

20 Aralık 2009 Yazan  
Kategori Cinsellik

Sakarya’da “Evlilik vaadiyle kızlık zarını bozduğu” gerekçesiyle açılan bir dava sonunda; Geyve Asliye Ceza Mahkemesi’nin verdiği ‘beraat’ kararına Yargıtay ‘mahkûmiyet’ dedi.

Bu arada çıkarılan yeni TCK ile suç ortadan kalktı. 20 bin TL. tazminat istemiyle açılan davada ise Geyve Asliye Hukuk Mahkemesi,
“Türk toplumunun örf ve adetleri dikkate alındığından davacı, toplum içerisinde ayıplanmış ve küçük düşmüştür” diyerek davacıyı haklı buldu.

Mahkeme, davacının çektiği elem ve ızdırabın bir nebze hafifletilmesi için davalıyı 10 bin TL. tazminat ödemeyemahkûmetti.

Fakat, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, tazminatı yersiz bularak kararı bozdu. Ancak itiraz üzerine bozma kararını geri alan Yargıtay, bu kez de “Takdir edilecek tutar, bulunulan durumda elde edilmek istenen doyum duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır” diyerek tazminat tutarını 5 bin TL’ye düşürdü.

Ergenlikte Kızlar ve Erkeklerdeki Değişiklikler nelerdir

17 Aralık 2009 Yazan  
Kategori Cinsellik

Ergenlikte Kızlar ve Erkeklerdeki Değişiklikler
Cigdem Alper tarafından yazıldı

Erkekler ve kızlar ergenlik çağını farklı şekilde yaşarlar. Kızlar için ergenlik karışık duygular ve huzursuzluk dönemidir. Erkekler için ise ergenlik büyüme heyecanı ve bağımsızlığını kazanmak demektir. Aradaki bu farklılığın nedenleri arasında toplumsal yaklaşımlar ve fiziksel değişimlerdeki farklılıklar gösterilebilir.

Çocukluk dönemini geride bırakmak ve ergenlik çağına girmek fiziksel olarak büyümenin ve cinsel olarak aktif olmaya başlamanın işaretidir ve toplum iki cins arasında farklı yaklaşımlar ve davranışlar sergiler.

Kızlar

Pek çok genç kız yeni gelişmeye başlayan vücutları ve bırakmak zorunda kaldıkları çocukluk dönemleri için karışık duygular yaşarlar, özellikle de göğüslerinin büyümesi ve regl görmeye başlamaları kararsızlık içinde geçen bir süreçtir. Örneğin bir çok genç kız önce regl görmeyi heyecanla beklerken, ilk aybaşılarından sonra pişmanlık hissederler.

Diğer taraftan çocukluk dönemini bırakmak ve kadın olmaya başlamak fikri bir çok genç kız için korkutucudur. Öyle ki ergenlik onları istemedikleri bir sürece sürükler. Fakat neden genç kızlar ergenlik konusunda karışık duygular ve rahatsızlık yaşarlarken erkekler daha pozitif bir süreç yaşarlar? Bu soruya iki cevap verilebilir. Birincisi kızlar vücutları hakkında yeterince bilgiye sahip değildir ve ikincisi ergenlik çağı kadın cinselliği ile bağdaştırılır. Bu iki sebebin birleşimi genç kızlar için ergenlik çağını yaşanması zor bir süreç haline getirir.

  1. Vücut BilgisiCinsellik ve değişen vücut yapısı korku ve endişe yaratır çünkü çoğu kez genç kızlar kendi vücutları ile ilgili çok az bilgi sahibidirler. Söz konusu bilgi iki ayrı şekilde edinilir, birincisi kişisel gözlem ve inceleme sonucu edinilen bilgidir. İkincisi ise dış kaynaklardan edinilen akılcı, mantıklı, soyut bilgidir. Çoğu genç kız kendi vücutları hakkında çok az kişisel bilgi sahibidir ve yetişkinlik çağına kadar (çoğu kez yetişkinlikte bile) bu bilgiye ulaşamazlar. Genç kızlar kendi vücutlarını incelemekten, cinselliklerini keşfetmekten korkarlar. Cinsellik ve vücutta yaşanan değişimler konusunda ki bu bilgisizlik genç kızların kendine güvenlerinde, cinselliğe bakış açılarında ve ilişkilerinde negatif etkilere yol açmaktadır. Araştırmacılar regl konusunda bilgi sahibi olmanın genç kızın nasıl bir tecrübe yaşayacağını büyük miktarda etkilediğini ortaya koymuştur. Örneğin bilgi sahibi olmayan kızlar çoğu kez regl olmalarını korku ve kargaşa içinde yaşarlar.

    İşin daha üzücü tarafı bu genç kızların henüz daha kendi vücutlarını tanımaya başlamadan ve ne istediklerini bilmeden cinsel tecrübe yaşamalarındadır. Günümüzde bir çok genç kız, batı dünyasının etkisi ile (özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar), erken yaşta cinsel ilişkiye girmeyi doğal olarak karşılamaya başlamışlardır.

    Genç kızların küçük yaşlardan itibaren kendi vücutları (özellikle de cinsel organları) üzerinde inceleme yapmaları yada gözlemde bulunmaları kültürel olarak yasaklanmıştır. Bu durum kızların kendi vücutları üzerinde çok az kontrolleri olduğu hissini uyandırır. Bir çoğu vücutlarının kontrol edilemeyen yabancı bir varlık olduğunu ve kendilerine ihanet ettiğini düşünür. Öyle ki vücutları aniden regl görmeye başlar. Genç kızlar bu durumun kendi vücutlarının bir parçası olduğunu hissedemez ve vücutları ile bağlantı kurmayı başaramazlar. Bunun bir nedeni ailelerinin ve diğer kişilerin kontrol sahibi olmalarında yatar. Örneğin zorla jinekoloğa götürülen bir genç kızın yaşayacağı duygular gibi. Pek çok küçük sayılabilecek nedenlerle (ailenin bilgi gizlemesi, genç kızın ne zamanlar regl gördüğünü sürekli bilmek istemesi yada sürekli sorgulaması gibi) aileler ve diğer büyükler genç kızların vücutları üzerinde kontrol sahibi olmaya devam ederler ve kızların kendi vücutlarını tanımalarına imkan vermezler.

  2. Ergenlik çağı ve kadın cinselliğiŞimdi genç kızların ergenlik çağında neden korku ve karmaşa yaşadıklarına dair ikinci açıklamaya geldik. Bluğ çağında yaşanılan kavramlar (göğüslerin gelişmesi, regl görmek, vücut kıllarının alınması) toplumda cinsellik ile ilgili düşünceleri canlandırır ve genç kızlar vücutları ile ilgili duygularını, düşüncelerini bu sosyal yapı içinde şekillendirirler.

    Genel olarak kızların ergenlik çağı cinsellik ile birleştirilir. Kadın cinselliği ise utanç, tabu, tehlike ile birleştirilir ve objeleştirilir. Bu bağlantı genelde çocukluktan itibaren kurulmaya başlanır. Anneler, öğretmenler yada diğer büyükler çocukların vücutları yada cinsellikleri üzerinde konuşmalarını, kendilerine dokunmalarını yada incelemelerini yasaklarlar, bunun korkulması yada gizlenmesi gereken bir kavram olduğunu öğretirler. Böylece genç kızlar çocukluklarından itibaren toplumun kendi vücutlarına ve cinselliklerine yönelik yapmış olduğu yasaklamaları öğrenirek yavaş yavaş kendilerine ve vücutlarına aynı yaklaşımı sergilemeye başlarlar.

    Regl görmeye başlamak özellikle kirlilik ve pis olmak ile nitelenir. Genç kızlar bu kültürel yargıları arkadaşlarından, ailelerinden, kardeşlerinden, reklamlardan yada erkeklerden öğrenirler ve vücutları hakkında ki bilgisizliklikleri birleşince, genç kız regl olan vücudunu iğrenç olarak görmeye başlar.

    Çeşitli kısıtlamalar (yüzmeye gidememek, beyaz giyememek, sürekli kontrol etme ihtiyacı yada evde kalma zorunluluğu vs) kendilerini mutsuz hissetmelerine yol açar. Bu aktivitelerden uzak durmak genç kızların kendi vücutlarının negatif özelliklerine daha çok yoğunlaşmalarına ve vücutlarından nefret etmelerine neden olur. Sanki yanlış bir şey yapmışçasına utanç duymalarına yol açar.

    Bu suçluluk ve utanç duygusunun altında toplumun ergenlik dönemini tehlikeli bulması yatar. Özellikle genç kızların göğüslerinin gelişmeye başlaması ve erkeklerin dikkatini çekmeleri herkesçe tehlikeli bir durum olarak görülür. Örneğin erkekler için kızların göğüslerinin büyümesi sanki cinsel ilişkiye hazır oldukları hissini doğurur ve bu şekilde vücutlarının objeleştirilmesi kızların sürekli kendi vücutlarına konsantre olmalarına yol açar.

    Ergenlik döneminde aileler kız ve erkek çocuklarına farklı davranmaya başlarlar. Erkeklere daha büyük göründükleri için daha fazla özgürlük verilirken, kızlara daha seksi göründükleri için daha az özgürlük verilir. Anne ve babalar özellikle kızlarını erkekler ve seks ile ilgili uyarmaya başlarlar. Bu uyarılar genç kızların kafasında erkekleri, seksi ve kendi vücutlarını korkutucu hatta tehlikeli olarak görmeye başlamalarına yol açar. Genç kızlar çoğunlukla ailelerinden bunun dışında başka bir bilgi alamazlar.

    Kızlar günlük yaşamları içinde obje olduklarını hissetmeye başlarlar çünkü çevrelerindeki insanlar kendilerine o şekilde davranırlar. Bunun sonucunda yavaş yavaş kendilerini aynı şekilde görmeye başlarlar. Sonuç olarak kızlar psikolojik olarak vücutlarını parçalara ayırarak üzerinde çalışmaya ve başarı hissini vücutları üzerinde yaptıkları değişimler ile yaşamaya çalışırlar. Diet yaparak, değişik kıyafetler deneyerek yada makyaj ile kendilerini iyi, başarılı ve güzel hissetmeye çalışırlar. Geleceğe dair hedefler, başarılar yada düşünceleri sorulduğunda çoğunlukla yanıt veremezler ve erkeklerle olan ilişkileri, dış görünümleri gibi yüzeysel konularda konuşmaya devam ederler.

Erkekler

Ergenlik çağı erkek çocukları üzerinde de toplumsal yargılamalara yol açar. Fakat genelde daha pozitif bir yaklaşım içindedir. Ergenlik erkekleşmekle, büyümekle ve cinsellik ile birleştirilir, toplumsal olarak ödüllendirilir. Bluğ çağında gönderilen bu mesajlar kızların ve erkeklerin kendilerine olan güvenini etkiler. Erkekler fiziksel olarak ne kadar gelişirlerse o kadar takdir ve ilgi kazandıklarını görürler dolayısıyla bluğ çağı onlar için daha pozitif bir tecrübedir. Kızlara kıyasla erkekler bu süreçte yeteneklerinden, iradelerinden ve vücutlarından daha memnundurlar. Ayrıca toplumsal olarak erkeklerin cinselliği kızlarınki gibi fazla negatif yargılar taşımaz. Mastürbasyon dışında cinsellik erkekler için, kirli, tehlikeli yada tabu değildir, aksine büyümek, erkekleşmek ve gurur demektir.

Elbetteki erkekler de bazı değişimlerden geçer, örneğin seslerinin değişmesi, traş olmaya başlaması, ilk boşalma, vs gibi. Fakat bunların hemen hepsi büyümenin ve bir şeyleri başarmış olmanın getirdiği gurur duygusu ile yaşanır. Ve çoğu kez erkekler bu süreci yaşamak için heyecanla beklerler. Aileler de bu süreçte erkek çocuklarına daha destekleyici yaklaşır, örneğin kendi kararlarını almalarında, istediklerini yapmalarında daha fazla özgürlük verirler, anne ve babalar çeşitli öneriler ve yardımlar ile destek olurlar. örneğin babalar çocuklarının traş olmasına yardım eder ve role model oluşturur.

Çoğu genç erkek vücutlarını pozitif olarak değerlendirirler ve kızlar gibi üzerinde fazla yoğunlaşmazlar. Örneğin kendilerini tanıtmaları istendiğinde zekalarından, nelerden hoşlandıklarından, başarılarından yada hedeflerinden, spor aktivitelerinden bahsetmeyi tercih ederler. Öyle ki vücutları ve kendileri arasında tam bir bütünlük hissi yaşarlar, vücutları ayrı bir varlık olarak belirmez. Bir çok genç erkek kendilerini iyi hissedince yakışıklı göründüklerini ve olayın sadece nasıl hissettikleri ile ilgili olduğunu düşünürken bir çok genç kız tam tersi olarak vücutları yüzünden kendilerini kötü hissettiklerini ve dış görünümlerinin nasıl hissettiklerini belirleyen en önemli kavram olduğunu vurgular.

Elbetteki erkeklerinde ergenlik döneminde yaşadığı sorunlar vardır. Örneğin geç gelişen yada fiziksel olarak küçük kalan, çocuksu görünen erkekler arkadaş gurupları içinde alay konusu olmaktan kaçamazlar. Fakat bu her zaman kesin bir gerçek değildir, öyle ki kısa boylu yada bebeksi görünen pek çok erkek sporda yada farklı alanlarda gösterdikleri başarılar ile arkadaşları arasında saygı kazanmış ve kendilerine güven duyarak ergenlik çağını olumlu bir şekilde geçirmeyi başarabilir. Burda önemli olan nokta erkeklerin kendilerini bir konuda başarılı olarak gösterebilmelerinde yatar.

Sonuç olarak genç kızlar ve erkekler ergenlik çağını farklı yaşar ve maalesef bu süreç özellikle kızlar için kirlilik, tehlike, utanç ve huzursuz bir süreç olarak yaşanırken erkekler toplumsal ve ailesel destek sonucunda çok daha pozitif bir şekilde atlatırlar.

Sekste 5 Altın Kural 2010

11 Aralık 2009 Yazan  
Kategori Cinsellik

Sekste 5 Altın Kural 2010

1. Karşılıklı istek

Cinsel ilişki için her iki tarafın da istekli ve gönüllü olması; bunun yanında aktivitenin herhangi bir yerinde durdurabilme ve sonlandırabilme özgürlüğünün bulunması gerekiyor.

2. Eşitlik

Kişisel güç algısı anlamında, eşinizle eşit durumda olduğunuz gerçeğini kabul etmek önemli. Performans açısından bir taraf kendini güçsüz ya da yetersiz hissediyorsa, bu cinsel ilişkinin kalitesini olumsuz etkiler.

3. Saygı

Kendinize ve eşinize saygı duymak ilişkiyi etkiler.

4. Karşılıklı güven

Oldukça hassas olan bu aktivitenin karşılıklı güven oluşmadan yapılması, taraflar arasında hoş olmayan duygular yaratabilir.

5. Korunma

Cinselliğin kalitesini etkileyen unsurlardan biri de istenmeyen gebelikten, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyan bir ortamın yaratılmasıdır.

6 Ay Öpüşmek Bağışıklık Sağlıyor, Öpüşmek Bağışıklık Sağlıyor, Öpüşmek, nasıl öpüşülür

07 Aralık 2009 Yazan  
Kategori Cinsellik

İngiltere’deki Leeds Üniversitesi’nde yapılan araştırmaya göre öpüşmenin insan sağlığı için çok yararlı olduğu da ortaya çıktı. İngiliz araştırmacılara göre, bu alışkanlık özellikle hamilelikte tehlikeli olan bir bakterinin erkekten kadına geçmesine imkân tanıyor.  Tükürük içinde saklanan bakteri ‘Sitomegalovirüs’, normalde çok ciddi bir soruna neden olmuyor.  Ancak kadınlarda hamilelik döneminde tehlike oluşturuyor.

Doğmamış bebeklerin ölümüne sebep oluyor ya da bebekte sağırlık gibi kalıcı hasarlar bırakıyor. Mikrobun yayılmasına aracı olan öpüşme bir yandan bakteriye karşı bağışıklık kazanmaya da yarıyor. Uzun süre aynı insanla öpüşüldüğünde sitomegalovirüsün yarattığı etkilere karşı bağışıklık sağlanıyor.

6 ay öpüşmek bağılıklık sağlıyor
Leeds Üniversitesi’nden Dr. Colin Hendrie, ‘Medikal Hipotez’ dergisinde yayımlanan çalışmasında “Belirli bir erkeğin sitomegalovirüsüne karşı bağışıklık kazanmak yine ağızdan ağıza özellikle de erkeğe göre daha kısa olan kadına tükürük akışı ile gerçekleşir. Altı ay boyunca belli bir insanla öpüşmek bu bakteriye karşı bağışıklık sağlar” diyor.

Kısa bir öpücük sırasında kadına çok küçük oranda bakteri bulaşıyor. Öpüşme uzayınca kadın vücudu bu mikroba bağışıklık kazanıyor. Araştırmacılar öpüşerek, genlerin ipuçlarını taşıyan tükürükle evrimsel bir kalite kontrol mekanizması oluşturulduğunu söylüyor.

Sonraki yazılar »