Tanzanya ile vizeler kalktı
18 Şubat 2010 Yazan admin
Kategori Tatil Rehberi

Hükümet, Türk vatandaşlarına vizesiz seyahat atağını sürdürüyor. Bu kez, Tanzanya ile vizeler kısa süreli yolculuklar için karşılıklı olarak kaldırıldı. Vize muafiyeti anlaşması Tanzanya Cumhurbaşkanı Jakaya Mrisho Kikwete’nin Ankara ziyareti sırasında imzalandı.
Bu çerçevede, diplomatik, hususi ve hizmet pasaport hamili Türk ve Tanzanya vatandaşları altı ay içinde 90 günü aşmayan seyahatleri için karşılıklı olarak vizeden muaf kılındılar. Anlaşma, onay işlemleri tamamlanır tamamlanmaz, yürürlüğe girecek.



Amara Clup Marina hotel, Amara Clup Marina hoteli, Amara Clup Marina oteli, Amara Clup Marina otel
08 Aralık 2009 Yazan
Kategori Tatil Rehberi
Amara Clup Marina – Alternatif Tatil

Ultra Herşey Dahil
Tesis Özellikleri : Otelimizde 342 standart üda, 43 aile odası, 11 suit oda ve 3 engelli odası bulunmaktadır.Otelimiz Ana Restoran, Bistro, tematik, A la Carte Restoranlar ve çeşitli barlarla hizmetinizdedir.
Tesis Aktiviteleri : Fitness, voleybol, basketbol, tenis, masa tenisi, step, aerobik, jimnastik, su sporları, 250 m. uzunluğunda özel plaj, 2 iskele, aquapark, 2 açık yüzme havuzu, mini kulüp, disko, günlük animasyon aktiviteleri, etkileyici gece şovları, plaj partileri, gala gecesi, romantik gece ve canlı müzik aktivitelerimiz arasında yer alır.
Oda Özellikleri : Odalarımızda kablolu tv, internet bağlantısı, mini bar, özel kasa, saç kurutma makinası bulunmaktadır.
Kısa Açıklama
Açıklama : Antalya nın beldibi ilçesinde bulunan Amara Clup Marine Beldibi çam ormanlarının akdeniz mavisiyle buluştuğu noktada sizleri
misafir itmeyi bekliyor. Beldibi ucuz oteller arasında olmasa da 1. sınıf bir tatil köyüdür. Amara Clup Marine otelinde ücretsiz spa hizmeti de verilmektedir. Ayrıntılı bilgi ve otel fiyatları için Amara Clup Marina web sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Telefon : (+90) (0242) 824 85 00
Fax : (+90) (0242) 824 80 52
Web : www.amaraworld.com
Yerleşim
İl – İlçe – Bölge : Antalya – Beldibi – Beldibi -
Adres : Adres: Çifteçeşmeler Mahallesi Atatürk Caddesi No:3 07985 Kemer ANTALYA \TÜRKİYE
İSTANBUL HAKKINDA NE ARARSAN BURDA
07 Ekim 2009 Yazan
Kategori Tatil Rehberi, Türkiye, Ödevler
İSTANBUL
Genel Bilgiler
YÜZÖLÇÜMÜ: 5,312 km²
NÜFUS: 10,033,478 (2000)
İL TRAFİK NO: 34

Başkentler başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve kıtalara hükmederek büyük barış coğrafyaları yaratmış, Osmanlı İmparatorluğuna başkentlik yapan İstanbul, geçmişin ihtişamını gururla korurken modern bir geleceğe doğru ilerlemektedir. İstanbul’daki çeşitlilik ziyaretçileri gerçekten büyülemektedir. Müzeleri, kiliseleri, sarayları, camileri, pazar yerleri ve doğal güzellikleri bitmez tükenmez nüanslar sunmaktadır. Boğazın kıyısında şöyle bir arkanıza yaslandığınızda, grupta kızaran renklerin karşı sahildeki evlerin pencerelerine yansımasını seyrederek, yüzyıllar öncesinde, insanların bu olağanüstü yeri neden seçtiklerini birden anlar ve İstanbul’un “dünyanın merkezindeki” şehir olduğunu hissedersiniz.
Şehrin en güzel anıtları, Haliç-Marmara Denizi-Surlar arasında kalan yarımadada yer alır. Kentin tepelerinden yükselen 500′ü aşkın caminin sulieti baş döndürücü bir atmosfer yaratır. İnsan kendini geçmiş zamanla bugün arasında bir rüyada gibi hisseder! Altı minaresiyle İstanbul’un sembolü haline gelen, dekorasyonunda kullanılan mavi çiniler nedeni ile “Mavi Cami” diye anılan Sultanahmet Camii’ni mutlaka görmelisiniz. Karşısında, İmparator Justinien zamanında kilise olarak inşa edilmiş olan ünlü Ayasofya Müzesi yer alır; mimari hünerler örneği olan bu yapı, Hz. İsa’yı, Hz. Meryem’i ve imparatorları tasvir eden nefis mozaik panolarla bezenmiştir. Bir başka tepeden bu iki muhteşem abideyi seyreden Süleymaniye Cami ise Osmanlı mimarlık sanatının zirvesidir. Kanuni Sultan Süleyman’ın isteği üzerine Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.
Marmara’ya ve Boğaz’a hakim bir tepe üzerinde, 400 yıl boyunca Osmanlı sultanlarına konutluk ve siyasi merkezlik etmiş olan Topkapı Sarayı yer alır. Topkapı’da Çin Porselenleri koleksiyonunu, altın işlemeli ve değerli taşlarla süslü tahtları, sultan kostümlerini, masallardakileri andıran mücevherleri, nadir elyazması kitapları, yüzyıllarca merak uyandırmış olan harem salonlarını görebilirsiniz.
Ayasofya ile Sultanahmet Cami arasında araba yarışlarının yapıldığı Bizans Devrinin ünlü Hipodromu ve bu Hipodromun orta yerinde, bu dönemden kalma üç dikilitaş bulunur.
Yerebatan Sarayı Bizans döneminde yapılmış en önemli su sarnıçlarından biridir. En güzel Bizans devri eserlerinden biri sayılan Kariye Müzesi mozaik ve fresklerle süslü orijinal dekorunu muhafaza etmektedir. İstanbul’da görmeden edemeyeceğiniz bir başka mekan da Eyüp Camiidir. Burası, Eyüp Sultan’ı ziyaret edip manevi haz arayanlara güvercin sesleriyle her an cıvıl cıvıl bir ortam sunar.
İstanbul tarihsel yapıların yeniyle buluştuğu, yenilendiği bir şehirdir aynı zamanda. Kapalıçarşı labirentvari yapısıyla geçmişin hülyalı günlerinin izlerini taşımakta ısrar ederken bir yandan da modern dünyanın yepyeni ürünlerini serer önünüze; büyüleyici mücevherler, bakır eşyalar, halılar, çeşit çeşit deri ve süet giyim… Cazibesine kapılınca en ufak bir yorgunluk duymadan saatlerce dolaşabilirsiniz bu çarşıda.
Boğaz’da bir vapur gezisi, unutulmaz anılarınız arasına girecektir. Boğaz’ın iki yakasında sıralanan her birinden ayrı bir sevda masalının sulara yansıdığı asude ve emsalsiz yalılar, 20. yüzyılda yapılan lüks villalar, Dolmabahçe, Göksu ve Beylerbeyi Sarayları, Rumeli ve Anadolu Hisarları, balıkçı köylerinden kalma izler, lokantalar, çay bahçeleri, parklar, gece kulüpleri sizi büyüleyebilir. Aynı günde Karadeniz’in vahşi sahillerinde denize girip ardından Marmara’nın sakin kıyılarında bir çay bahçesinde bir fincan kahvenizi yudumlarken belki de tarihe geçecek anılarınızı kaleme alabilirsiniz.
Eşsiz tarihi ve kültürel geçmişi ve sayısız cazibesine ilave olarak modern oteller, istisnai lokantalar, gece kulüpleri, kabareler, tarihi çarşılar ve dükkanlar İstanbul’u konferans ve kongreler için dört dörtlük bir mekan yapmaktadır.
Adalar, Bakırköy, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Eminönü, Eyüb, Fatih, Gazi Osman Paşa, Kadıköy, Kâğıthane, Kartal, Küçükçekmece, Pendik, Sarıyer, Şişli, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Çatalca, Silivri, Şile, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bayrampaşa, Esenler, Güngören, Maltepe, Sultanbeyli, Tuzla.
Önemli Semtler
Boğaz: Avrupa ve Asya’yı ayıran Boğaz’da Karadeniz’e doğru geleneksel ve unutulmaz bir deniz gezisi yapmadan İstanbul ziyareti tamamlanmış sayılamaz. Büyük bir ihtişam ve saf bir güzellik yansıtan kıyıları geçmiş ve günümüzün karmasıdır. Yalıların yanında modern oteller, taştan hisarların yanı başında rustik saraylar ve küçük balıkçı köylerinin hatırasını taşıyan semtlerde şık yapılar… Boğaz’ı görmenin en iyi yolu kıyılarında zig zag çizen yolcu vapurlarından birine binmektir. Eminönü’nden başlayan gezi sanki bir bayramda akraba ziyaret ediyormuş gibi sırayla Boğazın Asya ve Avrupa kıyılarına uğranarak devam eder. Gezi, aşağı yukarı 6 saat sürmektedir. Eğer gezi özel bir biçimde gerçekleştirilmek istenirse, bu konuda gece veya gündüz kısa düzenlemeler yapan ihtisaslaşmış acentalara başvurulabilinir.
Haliç: Uzun ve dar, boynuz biçimindeki Haliç İstanbul’un Avrupa tarafını bölmektedir. Dünyanın en tabii limanlarından biri olduğundan Bizans ve Osmanlı donanmaları ve ticari gemicilikle ilgilenenler burada toplanmışlardır. Gurup vakti suyun altın rengini aldığı bu yerin kıyıları bugün hoş parklarla ve yürüme alanlarıyla çevrilidir. Haliç’in ortasına doğru gidildiğinde yer alan Fener ve Balat semtlerinde, Bizans ve Osmanlı döneminden kalma ahşap evler, kiliseler ve sinagoglarla dolu sokaklar bulunmaktadır. Ortodoks Patriği de burada oturmaktadır. Biraz yukarıdaki Eyüp, Osmanlı mimarisinde oymacılığın yansıdığı bir yerdir.
Tepelerin yamaçlarını yer yer koyu selvilerin bulunduğu mezarlıklar kaplamaktadır. Dualarının kabul göreceğine inananlar buradaki Eyüp Türbesini ziyaret ederler. Bu tarafa bakan tepedeki Pierre Loti Kahvesi manzaranın keyfine varmak için mükemmel bir mekandır.
Beyoğlu Ve Taksim: Beyoğlu yapıldığı devrin özelliklerini koruyan, 100 yıl evvelki Avrupa tesirli mimari mirasıyla görülmeye değer bir semttir. Avrupa’nın ikinci eski metrosu Tünel halen en kısa metro unvanını korumaktadır. Metro ile kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine geçmek mümkündür. Tünelin üst ucu Istiklal Caddesinin başlangıcıdır. Eski tramvayların tekrar servise konulduğu, yalnız yayalara açık cadde, Cumhuriyet devrinde konsolosluklara tahsis edilen eski elçilik binaları ile çevrilidir. Tünelin üst kısmında, İstiklal Caddesinin başlangıcındaki Divan Edebiyati Müzesi (Mevlevi Tekkesi – 18. yy. eseri) güzel bir yapıdır. Caddenin iki yanında birbirinden meşhur mekanlar vardır. Bir yanda Galatasaray Lisesi, karşı sırada rengarek, otantik restoranları ve Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı… Sonra cadde boyunca sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve eğlence yerleri… Taksim meydanına ulaşan cadde eski parlak, hareketli, daima kalabalık gün ve gecelerine yeniden kavuşmuştur.
Türk’ün Kurtuluş Savaşını, Atatürk ve arkadaşlarını sembolize eden, göz okşayan abide Taksim meydanını süslemektedir. Yeni metronun ana terminali meydanın altında, Atatürk Kültür Merkezi de kuzeyde yer almaktadir. Beş yıldızlı Hyatt ve Intercontinental Otelleri Taksim Parkındadır, Istanbul Hilton Oteli de buradadır. Sınıfında Türkiye’de yapılan ilk otel olan Hilton (1955) halen en meşhur ve en iyi olma özelliğini korumaktadır. Radyo Evi, türünün en zenginlerinden olan Istanbul Askeri Müzesi, Lütfü Kırdar Kongre Sarayı, Açık Hava Tiyatrosu da bu civardadır.
Sultanahmet: Tarihi yarımadanın batı ucunda yer alan semtte farklı İmparatorlukların önemli dini, idari ve sivil yapıları yer almaktadır. Tarihi Sultanahmet meydanının etrafı Ayasofya, Haseki Hürrem Hamamı, Sultanahmet Camii, Hippodrome, Dikilitaşla gibi tarihi eserlerle çevrilidir.
Ortaköy: Boğazın en güzel yerine tahtlanan, zamanında padişahların sayfiye yeri olan Ortaköy Osmanlı Dönemi’nden beri ilgi çeken bir yerleşim merkezidir. Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Feriye, Princess Oteli, ve cami kilise ve sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy, çarşısı ve içindeki seyyar “entel pazarı”, hediyelik eşya dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla İstanbulun önemli eğlence ve alışveriş merkezlerinden birisidir.
Sarıyer: Tarabya’dan sonraki virajdan Boğaziçi’nin Karadeniz’e kavuşması ilk defa görünür. Buradan Sarıyer semti içlerine kadar elçiliklere ve şahıslara ait eski yazlıklar ve balık lokantaları sıralıdır. Büyükdere’den ayrılan dar bir yol orman içlerini aşarak, bentleri geçerek Karadeniz sahillerine, meşhur Kilyos plajlarına ulaşır.
Sarıyer ve sonraki Rumeli Kavaği vapur seferleri ile Boğazı gezenlerin Avrupa yakasındaki son iskeleleridir. Balık lokantaları ile şöhretli her iki komşu semt ve karşı kıyıda bulunan Anadolu Kavağı tatil günleri çok kalabalık olur.
Boğaziçi bu yerleşimleri geçtikten sonra sadece yeşil koruluklarla örtülü yamaçlara sahiptir. Her iki kıyıda son yerleşimler Karadeniz’e komşu Anadolu ve Rumeli Fenerleri ile balıkçı köyleridir.
Üsküdar: Üsküdar, Kız Kulesi ile bütünleşen bir semttir. Karşıya, Avrupa’ya geçişin iskelesidir. Meydandaki 16. yüzyıl camileri, ortadaki abidevi çeşme, sahildeki minyatür Şemsi Paşa Cami ve Medresesi Türk sanatının güzel örnekleridir. Tarihi Karacaahmet Mezarlığı ve daha ilerideki büyük ve küçük Çamlıca tepeleri Üsküdarın sırtlarında bulunur. Tepeler çamlıklarla örtülü olup, Adaların ve Boğazın kuş bakışı manzaralarına hakimdir.
Kadıköy: Marmara sahillerindeki güzel Kadıköy’de tarihi yapı bulunmaz. Istanbul’un son yüzyılda hızla gelişen semtlerinden biridir. Antik Kahlkedon yerleşim biriminde sonraları bir çok manastır inşaa edilmişti. M.S. 5. yüzyıl Hıristiyanlık dünyası önemli konsül toplantıları burada yapılmıştı. Eski bahçeli malikanelerin çok azı zamanımıza gelebilmiştir. Yat Kulüpleri, marinalar, geniş caddeler, Kadıköy sahilleri boyu uzanır.
Fenerbahçe güzel bir gezinti yeridir. Meşhur Bağdat Caddesi de alışveriş imkanları ile ünlüdür. 1908 yılında tamamlanan Prusya mimari üslubundaki Haydarpaşa Tren İstasyonu, Üsküdar çıkışındadır. İstasyon Bağdat demiryolunun ilk (veya son) duraği idi. Yandaki yamaçta Kırım Savaşında hayatlarını kaybeden Ingiliz ve Fransız askerlerinin mezarları ve abideleri, büyük askeri hastanenin yanında bulunmaktadır.Ticari liman tesisleri arkasındaki tepelere yerleşmiş iki büyük bina vardır. Saat kuleli olan eski Haydarpaşa Lisesi, şimdi üniversitedir. Diğeri, büyük ve 4 kuleli olan Selimiye Kışlasıdır (19. yy). Kırım Savaşı sırasında buradaki yaralılara hemşirelik yapan Florence Nightingale anısına kaldığı oda o günlerdeki gibi korunmaktadır.
Şile: Üsküdar’dan 50 km. mesafedeki şirin ve güzel turistik kasaba Karadeniz sahillerindedir. Kısmen tamamlanmış otoyolu ve sonrası ormanları aşan viraj yol ile geniş ve meşhur Şile plajlarına ulaşılır. Balıkçı barınaği, Ceneviz kale kalıntısı ve şöhretli feneri görülmeye değer yerlerdir. Batıda plajlar, kasabanın doğusunda da bir sıra küçük kumsal koy uzanır. Yaz aylan hareketli ve kalabalık geçer, bol sayıda pansiyon ve oteller mevcuttur.
Adalar: Prens Adaları adı ile de bilinen Istanbul Adaları, Marmara Denizinde, şehre bir saat kadar yakınlıkta 8 adadır. Haliç girişi ve Kabataş Iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam seferler yaparlar.
Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar, saray mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş; Heybeliada’da Bizans’ın son yapısı, Meryem Ana’ya ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur.
19. yüzyıl başlarında servise giren buharlı vapurlar ile Adalar’a ulaşım kolaylaşmış, okullar ve oteller de inşa edilince nüfus artışı başlamıştır. Büyükçe olan, yan yana sıralı dört ada yazlık evler, villalar, çamlık korularla kaplı olup, plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler. Mayıs ayından eylül sonuna kadar kalabalıklaşan Adalar diğer zamanlarda tenhadır. Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır. Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır.
Her adada bulunan Yelken ve Su Sporlan kulüplerinin ilki ve meşhuru Burgaz Adasındadır. Hikaye yazarı Salt Faik Abasiyanık adada yaşamış, yaşadığı ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli meşhur bir kahve olmuştur.
Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış, Kaşık Adası yer alır. Heybeli Ada’nın ikiz tepeleri arasında Deniz Lisesi üst binası bulunurken, öndeki diğer tepe üzerinde, çamlık içerisinde, Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük yapılardır. Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır. Lokanta ve çayhaneler diğer yöndedir. Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy ile, Kaşık Adası’na bakan tarafta halk plajı ve Deniz Kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı bulunur. Tepeleri çevreleyen yollarda, çamlar içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahlan adayı dolanır. Ada okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı kış aylannda da nispeten hareketlidir.
Takım Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Ada’dır. Fayton turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede dolaşabilirsiniz. Ancak bir saatte dolaşılan yarım tur daha enteresandır. Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki Yörük Plajı şahane bir koyda bulunmaktadir. Dil Burnu mesire alanı tercih edilen güzel bir yerdir. Iskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır. Buralardaki koylar teknelerin ziyaret yerleridir. Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19. yüzyıl yapısı eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya çabalamaktadır. Büyük Ada iskele civarı lokantaları, çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve hareketlidir. Yaz aylarında servis veren dört oteli vardır. Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar adaları gezenlerde unutulmaz anlar bırakır. Sonraki Sedef Adası sakinlerinin dışında gelenlere plajı ile açıktır.
Çevresi
İstanbul’un dışından 25. km.de, Karadeniz’in Avrupa kıyısında Kilyos’un geniş kumsalları yaz aylarında İstanbulluları çekmektedir. Karadeniz’den içeride, Avrupa kıyısındaki Belgrad Ormanı İstanbul’un çevresindeki en geniş ormandır. İstanbullular, hafta sonlarında, gölgeliklerinde, mangallı aile piknikleri yapmak amacıyla arabalarıyla buraya giderler. Yöredeki 7 adet eski su deposu ve bazı doğal kaynaklar farklı bir atmosfer oluşturur. Osmanlı su kemerlerinden 16.’ncı yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılan Moğlova Su Kemeri en muhteşemidir. Golf Kulübü’nün üzerinden geçen yine Sinan’ın eseri 800 m. uzunluğundaki Sultan Süleyman Su Kemeri Türkiye’deki su kemerlerinin en uzunlarından biridir.
İstanbul’dan 25 km. uzaklıktaki Polonezköy, 19′uncu yüzyılda Polonyalı göçmenler tarafından Asya kıyısında kurulmuştur. Köy atmosferi içinde yürüyüşler, atlı gezintiler yapmak, buraya ilk gelenlerin yakınlarınca sunulan geleneksel Polonya yemeklerinden tatmak için Polonezköy, İstanbulluların uğrak yeridir. Üsküdar’a 70 km. uzaklıkta Karadeniz kıyısındaki Şile’nin kumsalları, restoranları ve otelleri burayı İstanbul’un en hoş tatil mekanlarından biri haline getirmektedir. Turistik açıdan popüler olan yöre, tanınmış Şile bezinin üretildiği yerdir.
Bayramoğlu – Darıca Kuş Cenneti ve Botanik Parkı İstanbul’un 38 km uzağında eşsiz bir dinlenme yeridir. Yaya yürüyüş yolları, restoranları ile bu devasa park dünyanın farklı bölgelerinden gelen kuş çeşitleri ve bitkilerle doludur.
Marmara Denizi’ndeki günlük seyirlerinden sonra yatçıların marinasına yanaşabildiği şirin Eskihisar balıkçı kasabası İstanbul’un güneydoğusundadır. Türkiye’nin 19′uncu yüzyıl büyük ressamı Osman Hamdi Bey’in kasabadaki evi müzeye dönüştürülmüştür. Eskihisar ve Gebze arasında yer alan Anibal’ın mezarı bir Bizans kalesi çevresindeki sitlerdendir.
İstanbul’dan 65 km. mesafedeki popüler tatil yeri Silivri’de birçok İstanbullunun yazlık evi bulunmaktadır. Burası harika restoranları, spor ve sağlık merkezleri ile büyük bir tatil yeridir. Konferans merkezi de iş – tatil karışımı faaliyetleri ve “kültür turizmi” için şehrin hızlı temposundan kaçan iş adamlarını çekmektedir. Tarifeli deniz otobüsü servisi İstanbul’u Silivri’ye bağlamaktadır.
Dokuz ada ile bezeli Marmara Denizi’ndeki adalar Bizanslı prenslerin sürgün yeriydi. Bugün artık varlıklı İstanbulluların yaz aylarında serin meltemlerine ve 19′uncu yüzyıl şık evlerine kaçtıkları mekanlardır. Adaların en büyüğü Büyükada’dır. Çam ağaçları arasında harika bir fayton gezisi yapabilir veya adanın çevresindeki sayısız küçük koylardan birinde denize girebilirsiniz!
Diğer popüler adalar Kınalı, Sedef, Burgaz ve Heybeliada’dır. Muntazam araba vapuru seferleri adaları her iki Avrupa ve Asya kıyılarına bağlamaktadır. Yazın Kabataş’tan hızlı deniz otobüsü servisi vardır.
NASIL GİDİLİR?
Karayolu: Şehir içi ulaşım:Minibüs ve otobüslerin yanısıra, merkezi Aksarayda olan tranway, Taksim ile Levent arasındaki metro, Beyoğlundaki elektrikli tranway sıkça kullanılan şehir içi ulaşım araçlarıdır.
Şehirlerarası ulaşım:İstanbuldan yurdun her tarafına karayolu bağlantısı vardır. Yurtiçi ulaşımının hareket noktası, Anadolu yakasında Harem, Avrupa yakasında Esenler de bulunan uluslararası otogarıdır.
Uluslararası ulaşım:İstanbuldan yurdışına Yunanistan, Üsküp, Makedonya, Almanya, Fransa, Avusturya, İsviçre, Suudi Arabistan, Suriye, Rusya (Moskova) Romanya, Bulgaristan, Ürdün (Amman) seferleri yapılmaktadır.
Otogar Tel : (+90-212) 658 05 05 – 658 10 10 – 658 00 36 (9 Hat) – 333 37 63 – 310 63 63
Demiryolu: İstanbul’dan Ankara, İzmir ile Doğu Anadolu şehirlerine demiryolu bağlantısı vardır. İstanbul’dan yurtdışına Sirkeci- Viyana, Münih, Budapeşte, Selanik, (Eskişehir, Konya, Gaziantep)- Halep, (Tatavan, Van)- Tahran, S, Moskova, Büktreşe tren seferleri bulunmaktadır.
İstasyon Tel : (+90-212) 348 80 20 – 336 19 16 – 337 87 24
Haydarpaşa Gar: Tel: (+90-216) 348 80 20/336 19 16
Rezervasyon Tel: (+90-216) 337 87 24
Danışma Tel: (+90-216) 336 04 75
Sirkeci Gar Tel: (+90-216) 520 65 75
Danışma Tel: (+90-216) 527 00 50
Denizyolu: İstanbulda hem şehir içi, hem de yurt içi ulaşım sağlanmaktadır. Ayrıca marinaların Avrupa limanlarına bağlantısı vardır.
Şehir içi Denizyolu Ulaşımı:Kadıköy- H.Paşa- Karaköy, Eminönü- Üsküdar, Eminönü-Kadıköy, Köprü-Yeniköy, Beykoz-Kavaklar, Sirkecii- Bostancı, Köprü-Adalar, Köprü-Yalova, Kabataş-Çınarcık, Bostancı-Çınarcık arasında vapur işlemektedir.
Şehirlerarası Ulaşım: Karadeniz (İstanbul, Zonguldak, Sinop, Samsun, Giresun, Trabzon, Rize), İzmir, Marmara hattı (Marmara adası, Bandırma, Mudanya), Avşa Adalarına turlar bulunmaktadır.
Liman Tel : (+90-212) 245 53 66 – 249 71 78 – 249 18 96
Adres: TDİ Denizyolları Acentası Rıhtım Cad. Kadıköy/İstanbul
Merkez Ofis: Tel: (+90-212) 245 53 66-249 71 78-249 18 96
Rezervasyon:Tel: (+90-212) 249 92 22-293 74 54
Danışma:Tel: (+90-212) 244 25 02-244 02 07
Havayolu: İstanbul Uluslararası Atatürk Havalimanı, şehir merkezine 20 km mesafededir. Ayrıca İstanbulda uçak ve helikopter kiralama olanağı vardır.
Hava Limanı Tel : (+90-212) 663 64 00 – 663 63 00 – 663 63 71 – 663 63 72 – 663 63 73 – 663 63 74 – 663 63 75
Atatürk Havalimanı DHM İşletmesi: (+90-212) 663 64 00
THY Genel Müdürlüğü : (+90-212) 663 63 00 71 5 Hat,
THY Rezervasyon: (+90-212) 663 63 63
İç Hatlar: (+90-212) 663 63 00
Dış Hatlar: (+90-212) 663 63 00 (THY),
Kargo Rezervasyon: (+90-212) 663 63 00
GEZİLECEK YERLER
Müzeler
Arkeoloji Müzesi
Adres: Osman Hamdi Bey Yokuşu Gülhane – İstanbul
Tel: (212) 520 77 40
Faks: (212) 527 43 00
Askeri Müze
Seferlerde Osmanlı orduları tarafından kullanılan büyük saha çadırları Askeri Müze’de sergilenmektedir. Osmanlı silah ve askeri teçhizatları da sergide yer almaktadır. Osmanlı askeri bandosu, Mehter Takımı öğleden sonraları saat 15.00-16.00 arasında Osmanlı askeri müziği ile gösteri yapmaktadır.
Ziyarete açık günler : Pazartesi hariç her gün açıktır
Atatürk Müzesi
Şişli’de Atatürk’ün oturduğu ev daha sonra onun anısına müzeye dönüştürülmüştür. Kişisel eşyaları sergilenmektedir.
Ziyarete açık günler : Pazartesi ve Salı hariç her gün açıktır
Aya İrini Kilisesi (St. İrene)
İstanbul’da yapılan ilk kilisedir. Konstantin’in emri üzerine 4′üncü yüzyılda yapılmış, sonradan Jüstinyen zamanında restore edilmiştir. Yapı, Hıristiyanlık öncesi dönemi tapınağının üzerine inşa edilmiştir
Ayasofya Müzesi
Adres: Sultanahmet Meydanı – İstanbul
Tel: (212) 528 45 00
Fax: (212) 512 54 74
Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya; Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür. Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra, mimarisi, mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir. Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935′ten bu yana müze olarak tarihi işlevini sürdürmektedir.
Bizans tarihçileri tarafından İmparator I. Konstantinos (324-337) zamanında yapıldığı ileri sürülen ilk Ayasofya bir ayaklanma sonunda yanmış, bu yapıdan günümüze hiç bir kalıntı gelmemiştir. İmparator II. Theodosius, Ayasofya’yı ikinci defa yaptırmış ve 415′te ibadete açmıştır. Yine bazilika planlı bu yapı 532′de Nika ihtilali sırasında yanmıştır. 1936 yılında yapılan kazılarda bununla ilgili bazı kalıntılar ortaya çıkmıştır. Bunlar mabede girişi gösteren basamaklar, sütunlar, başlıklar, çeşitli mimari parçalardır.
İmparator Iustinianus (527-565) ilk iki Ayasofya’dan daha büyük bir kilise yaptırmak istemiş, çağın ünlü mimarlarından Miletos’lu İsidoros ve Tralles’i Anthemios’a günümüze ulaşan Ayasofya’yı yaptırmıştır. Anadolu’nun antik şehir kalıntılarından sütunlar, başlıklar, mermerler ve renkli taşlar Ayasofya’da kullanılmak üzere İstanbul’a getirilmiştir.
Ayasofya’nın yapımına 23 Aralık 532′de başlanmış, 27 Aralık 537′de tamamlanmıştır. Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30.31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür.
Ayasofya’nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler IX.-XII. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir.
Ayasofya İstanbul’un fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli onarımlar görmüştür. Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı sanatının en güzel örneklerini içerir. Bunlardan kubbedeki ünlü Türk Hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin Kuran’dan alınma bir suresi ile 7.50 m. çapındaki yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır. Bu levhalarda, Allah, Muhammed, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Ebu Bekir, Hüseyin’in isimleri yazılıdır. Mihrabın yan duvarlarında ise Osmanlı padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği levhalar vardır.
Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmet, Sultan III. Murat ve şehzadelerin türbeleri, Sultan I. Mahmut’un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecid’in hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofya’daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.
Müze pazartesi dışında hergün 09.30-16.30 saatleri arasında gezilebilir. ÇİNİLİ KÖŞK: 15 inci yüzyılda, Fatih Sultan Mehmet zamanında bir köşk veya pavyon şeklinde yaptırılmıştır. İznik parçaları dahil 16′nci yüzyıl Selçuk ve Osmanlı çömlek ve çini sanatının en iyi örneklerini barındıran Türk Seramikleri Müzesi yer almaktadır.
Ayasofya Müzesi I.Mahmud Kütüphanesi
Büyük Saray Mozaikleri Müzesi
Adres: Sultanahmet Arastası – İstanbul
Tel: (212) 511 97 00
Mozaik Müzesi, Bizans imparatorlarının Büyük Sarayı’ndan kalmadır. 5. ve 6′ncı yüzyıl nadide mozaik döşemeler burada korunmaktadır.
Denizcilik Müzesi
Beşiktaş’tadır. Osmanlı denizcilik tarihine ait bir çok ilginç eserler yanında, sultanların Boğazı geçerken kullandıkları “saltanat kayıkları” da sergilenmektedir.
Ziyarete açık günler : Cumartesi ve Pazar hariç her gün açıktır
Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevihanesi)
Adres: Galipdede Cad. 15 Beyoğlu – İstanbul
Tel: (212) 245 41 41
Fethiye Müzesi (Pammakaristos)
Güzel Sanatlar Müzesi
Beşiktaş’taki Güzel Sanatlar Müzesi’nde 19. uncu yüzyılın sonundan günümüze uzanan döneme ait Türk resim ve heykel örnekleri yer almaktadır.
Ziyarete açık günler : Pazartesi ve perşembe hariç her gün açıktır
Havacılık Müzesi
Yeşilköy’dedir. Türk havacılığının gelişmesi teması üzerine kurulmuştur.
Ziyarete açık günler : Salı hariç her gün açıktır
İmrahor Anıtı (İlyas Bey Camii) St. Studios Manastırı Hagios Ionnes Prodromos Bazilikası
Kariye Müzesi
Adres: Edirnekapı – İstanbul
Tel: (212) 523 30 09
11. yüzyıl eseridir ve “Hz. İsa” Kilisesi adıyla da anılır. İstanbul’da Ayasofya’dan sonra en önemli Bizans yapısıdır. İstanbul Edirnekapı yakınlarında yer alan mozaik ve freksleriyle ünlü bu kilise Bizans İmparatoru Alexius Komnenos’un kayınvalidesi Maria Dukaina tarafından yaptırılarak Hz. İsa’ya ithaf edilmiş daha sonra büyütülmüştür. Hz. İsa ve Hz. Meryem’in yaşantılarını sahneleyen mozaik ve fresklerinin çoğu 1305-1320 yıllarında yapılmıştır. II. Bayazıt döneminde camiye çevrilen kilise Cumhuriyet döneminde 1929′da restore edilmiş, mozaikleri meydana çıkarıldıktan sonra müze olarak ziyarete açılmıştır. Bu arada, müze ziyareti sonrasında Kilise’yi çevreleyen ahşap evlerde, şehrin koşuşturan ortamından uzakta, rahat bir atmosfer içinde çay ve kahve sunulmaktadır.
Orhan Kemal Müzesi
Müze Tel : (+90-212) 292 92 45 – 292 12 13 Fax: (+90-212) 243 67 82
Yakın edebiyatımıza ışık tutan Orhan Kemal için, Orhan Kemal Kültür Sanat Koordinatörlüğü katkıları ile İstanbul’da, Akarsu caddesi No:32 Cihangir 80060 adresindeki ev müze haline getirildi. Müzede Orhan Kemal’in fotoğrafları, ilk baskı kitapları, yabancı dilde yayınlanan kitapları, çalışma odası, kullandığı eşyalar ve giysileri sergilenmektedir.
Ziyarete açık günler : Her gün 10.00-17.00 saatleri arasında açıktır. Giriş ücretsizdir.
Rumelihisarı Müzesi – Anadoluhisarı Müzesi – Yedikulehisarı Müzesi
Rumelihisarı Müzesi
Adres: Yahya Kemal Cad. No:42 Hisarönü – İstanbul
Tel: (212) 263 53 05
Anadoluhisarı Müzesi
Adres: Beykoz – İstanbul
Tel: (212) 263 53 05
Rahmi Koç Endüstri Müzesi
Hasköy’ün banliyösünde, Haliç kıyısında, daha önceleri Lengerhane adıyla anılan Osmanlı dönemi demir ve çelik işçiliğinin mekanı Rahmi Koç Endüstri Müzesi endüstrideki gelişmeleri sergilemektedir.
Ziyarete açık günler : Pazartesi hariç her gün açıktır
Sadberk Hanım Müzesi
Boğazdan yukarıya doğru, Büyükdere’nin kenar mahallesindeki, 19 uncu yüzyıl iki ahşap villayı Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonları doldurmaktadır. Önceden Türk süsleme sanatı örneklerinin sergilendiği bu özel müze yeni arkeolojik koleksiyonun eklenmesi ile daha da büyümüştür.
Ziyarete açık günler : Çarşamba hariç her gün açıktır.
Şehir Müzesi
Yıldız Sarayı’nın bahçesindeki Şehir Müzesi’nde ise Osmanlı fethinden bu yana İstanbul’un tarihi ile ilgili belgeleri korumaktadır.
Ziyarete açık günler : Perşembe hariç her gün açıktır. Yine Yıldız Sarayı bahçesinde çok zengin dekor ve sahnesi, zarif kostümleri ile Tiyatro ve Tarihi Sahne Kostümleri Müzesi yer almaktadır.
Tekel Müzesi
Topkapı Sarayı Müzesi
Adres: Sarayiçi Sultanahmet – İstanbul
Tel: (212) 522 44 22
Fax: (212) 522 44 22
Türk Halıları Müzesi
İbrahim Paşa Sarayı’nın bulunduğu sokağın karşısındadır. Türkiye’nin her yöresinden toplanan çok güzel antika halı ve kilimler sergilenmektedir.
Ziyarete açık günler : Pazartesi hariç her gün açıktır
Türk – İslâm Eserleri Müzesi
Adres: İbrahim Paşa Sarayı Sultanahmet – İstanbul
Tel: (212) 518 18 05
Faks: (212) 518 18 07
Müzede Türk ve İslam sanatı eserleri sergilenmektedir. Bina, 1524′de Muhteşem Süleyman’ın Baş Veziri İbrahim Paşa tarafından ikametgahı olarak yaptırılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminin en büyük özel konutudur. Bugün, zarif seramik koleksiyonlarının, minyatürlerin, hat sanatı örneklerinin, tekstillerin, en eski halıların yanında ağaç oyma eserlerin sergilendiği bir mekandır.
Türbeler Müzesi
Adres: Atmeydanı Sultanahmet – İstanbul
Tel: (212) 517 05 44
Yıldız Sarayı Müzesi
Adres: Beşiktaş – İstanbul
Tel: (212) 258 30 80
Faks: (212) 258 30 85
Yerebatan Sarnıcı
Bizans Sarnıcı olarak da anılan sarnıç, Ayasofya’nın yakınındadır. Büyük salonun ince tuğla kemerleri 136 adet korint stili sutünla desteklenmektedir.
Ziyarete açık günler : Salı hariç her gün açıktır
Örenyerleri
Polonezköy
Kuleler
Kız Kulesi: İstanbulun sembolü olan Kız Kulesi, Boğaz girişindeki kayalık üzerine kurulmuş küçük, şirin bir kuledir. Tarih içinde gözetleme kulesi, deniz feneri olarak kullanılan kule günümüzde turizme tahsis edilmiştir. Batı kaynakları burayı sevgilisi Hera’ya kavuşmak için yüzerken boğulan Leander’in kulesi olarak tanıtır. Bir diğer hikayeye göre de burası, kızının yılan tarafindan sokulacağını rüyalarında gören İmparatorun, emniyette olması için genç kızı yerleştirdiği kule idi. Meyve sepeti içinde gelen yılan trajediye sebep olur.
Galata Kulesi: Bizanslıların Cenevizliler aleyhine hareketlerine karşılık, Cenevizliler tarafından yapılmıştır. Bölgeyi her türlü saldırıdan korumak için de bu kuleyi yaptırmışlardı. Kulede büyük sahanlığa kadar duvar içinde dönerek çıkan bir taş merdiven vardır. Son yıllarda 1967′de restore edilmiş, içine asansör konmuş, diğer katlarına da lokanta yapılmıştır.
Beyazıt Kulesi: Bugünkü İstanbul Üniversitesi merkez binasının bulunduğu yerdeki yapı (eski saray), II. Mahmut devrinde Milli Savunma Bakanlığı (Seraskerlik) olarak kullanılmıştır. Seraskerliğin avlusundaki ahşap kule, yangın gözcüleri için uzun süre varlığını sürdürmüştür. II. Mahmut, daha güzelini yaptırtmak için bu kuleyi yıktırmıştır ve kitabesine göre, onun emri ile, 1828 yılında Serasker Hüseyin Paşa tarafından o devrin mimari özelliklerini yansıtan, kagir bir kule yapılmıştır. 50 m yüksekliğindeki bu abide, belirgin kütlesiyle, kente karekteristik bir çizgi kazandırmaktadır. Ahşap bir merdivenle çıkılan yukarıdaki sahanlık, şehrin büyük bir kısmını kuşbakışı seyretme olanağı sağlar.
Hisarlar
Üçgeni andıran eski İstanbul yarımadasının etrafı 5. yüzyılda Roma döneminde yapılan, 22 km.yi bulan surlarla çevrilidir. Byzantion şehir sitesi, kurulmasından itibaren batı yönüne doğru genişleyerek 4 defa yeni surlarla çevrilmiştir. Marmara Denizi ve Haliç kıyıları da tek sıra fakat güçlü surlarla çevrili idi. Şehrin akropolisini çevreleyen surlardan, 3. yüzyılda yapılmış İmparator Septimus Severius ve 320′de Büyük Konstantin’in yaptırdığı 3. sur tamamen yıkılmıştır. Kara surları deniz kıyısından başlayarak tepeleri ve vadileri geçerek Haliç surlarına iner.
Yedikule: Bu surlardaki en görkemli kapı, Marmara Denizi’ne yakın olan “Altın Kapı” idi. Bu Imparator merasim kapısı, iki mermer kule arasında zafer takı gibi yerleştirilmişti. Zaferden dönen ordular, Imparator ve erkanı şehre bu kapıdan girerdi. Burayı çevreleyen Türk devri eseri 5 kule ilavesi ile 7 kule, bir iç kale haline sokulmuştu. Zaman içerisinde hazine, depo ve elçi hapishanesi olarak kullanılmış iken, günümüzde enteresan girişi ve “Altın Kapı” kuleleri ile şehrin bir diğer müzesidir. Yaz aylannda çeşitli etkinlikler ve konserler yapılmaktadır.
Anadolu Hisarı: Karadeniz’in tek çıkışı Boğaziçi’nin Asya kısmında yer alan hisar, 1390′lı yıllarında Sultan Bayazıt tarafından yaptırılmıştır. Karşı kıyıdakı Rumelihisarı ile birlikte Boğaziçi transit geçişinin tam kontrol altında tutulması sağlayan bu küçük kale, burçlarına yaslanan eski ahşap evler ve civarı ile pitoresk bir manzara oluşturur.
Rumeli Hisarı: İstanbul Boğazı’nın Rumeli yakasındadır. Bizans’a kuzeyden yardım gelmesini önlemek amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında yaptırılmıştır. Üç büyük kule yapımını üstlenen Çandarlı Kara Halil, Saruca ve Zaganos Paşaların adlarıyla anılır.
Saraylar, Köşkler ve Kasırlar
Aynalıkavak Kasrı
Aynalı Kavak Yazlık Köşkü 18 inci yüzyılda yapılmış ve daha sonra çeşitli sultanlar tarafından restore ettirilmiştir. 1718′de takılan, bir kısmı Venediklilerden hediye aynaları nedeniyle bu ismi aldığı sanılmaktadır. Haliç üzerindeki saray, geleneksel Türk mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.
Beylerbeyi Sarayı
Boğaziçi Köprüsü Asya kulesinin dikili olduğu Beylerbeyi, Bizanstan beri saraylara tahsis edilmiş güzel bir semttir. Beylerbeyi Sarayı 1861-1865 yıllarında, eski ahşap bir sahil sarayının yerinde Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır. Cephe ve iç dekorasyonda Doğu ve Türk motifleri, Batı süs öğeleri ile birlikte kullanılmıştır. Dolmabahçe Sarayının havasını taşıyan üç katlı yapı, harem ve selamlık bölümlerini oluşturan 26 oda ve altı salondan ibarettir. Bu küçük sarayın içi her biri küçük çapta bir servet olan Bohemya avizeleri, Yıldız imalatı çiniler ve seramik vazolarla süslenmiştir.Yaldızlı mobilyaları ile nefis halıları buraya ayrı bir güzellik vermektedir. Otantik mobilyalar, halılar, perdeler ve diğer eşyalar olduğu gibi korunmuşlardır.
Denize bakan cephe süsleri, bakımlı bahçe ve orta bölümdeki havuzlu salon ile spiral merdivenler dikkat çeken yerlerdir. Arka yamaçta bir büyük havuz, teraslar ve türünün güzel örneği at ahırları yer almıştır. 1970′li yıllara kadar kullanılan eski yol bir tünel saray bahçesinin altından geçerdi. Sahilde iki küçük seyir köşkü bulunan sarayda devlet misafirleri de ağırlanırdı.
Çırağan Sarayı
Haliç ve Boğaziçinin en güzel yerleri sultanlar ve önemli kişilere saray ve köşkleri için tahsis edilmişti. Zaman içinde bunların bir çoğu yok olmuştur. Büyük bir saray olan Çırağan 1910 yılında yanmıştır. Önceki bir ahşap sarayın yerinde 1871 yIında Sultan Abdülaziz tarafından Saray Mimar Serkis Balyan’a yaptırılmıştı. Dört yılda dört milyon altına mal olan yapının ara bölme ve tavanı ahşap, duvarlarda mermer kaplıydı. Taş işçiliğinin üstün örnekleri sütunları, zengin döşenmiş mekanlar tamamlardı. Odalar nadide halılarla, mobilyalar altın yaldızlar ve sedef kalem işleri ile süslüydü. Boğaziçi’nin diğer sarayları gibi Çırağan da birçok önemli toplantıya mekan olmuştu. Renkli mermerle süslenmiş cepheleri, abidevi kapıları vardı ve arka sırtlardaki Yıldız Sarayına bir köprü ile bağlanmıştı. Cadde tarafı yüksek duvarlar ile çevriliydi. Yıllar boyu harabe halinde duran kalıntı büyük tamirler sonunda yeniden ihya olmuş, yanına ilave edilen eklentiler ile 5 yıldızlı, güzel bir otele dönüştürülmüştür.
Dolmabahçe Sarayı
19 uncu yüzyılda Sultan I. Abdülmecit tarafından yaptırılan Dolmabahçe Sarayı’nın cephesi Boğaz’ın Avrupa kıyısında 600 m boyunca uzanmaktadır. Dolmabahçe Sarayı, Avrupa sanatı üsluplarının bir karışımı olarak 1843-1856 yılları arasında inşa edilmiştir. Sultan Abdülmecit’in mimarı Karabet Balyanın eseridir. Osmanlı Sultanlarının her devirde birçok sarayı bulunurdu. Ancak esas saray Topkapı, Dolmabahçe Saraylarının tamamlanmasından sonra terk edilmiştir.
Dolmabahçe Sarayı üç katlı, simetrik planlıdır. 285 odası ve 43 salonu vardır. Denizden 600 metrelik bir rıhtımı, kara tarafında ise birisi çok süslü iki abidevi kapısı vardır. Bakımlı ve güzel bir bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer alır. Büyük, 56 sütunlu kabul salonu 750 ışıkla aydınlanan 4.5 tonluk muazzam kristal avizesi ile ziyaretçileri hayrete düşürür.
Sarayın giriş tarafı Sultanın kabul ve görüşmeleri, tören salonunun diğer tarafındaki kanat ise harem bölümü olarak kullanılmıştır. Iç dekorasyonu, mobilyaları, ipek halı ve perdeleri ve diğer tüm eşyası eksiksiz olarak, orijinaldeki gibi günümüze gelmiştir. Dolmabahçe Sarayı mevcut hiç bir sarayda bulunmayan bir zenginlik ve ihtişama sahiptir. Duvar ve tavanlar devrin Avrupalı sanatkarlarının resimleri ve tonlarca ağırlığında altın süslemeleri ile dekore edilmiştir. Önemli oda ve salonlarda her şey aynı renk tona sahiptir. Bütün zeminler birbirinden farklı, çok süslü ahşap parke ile kaplıdır. Meşhur Hereke ipek ve yün halılar, Türk sanatının en güzel eserleri, birçok yerde serilidir. Avrupa ve Uzak doğunun ender dekoratif el işi eserleri sarayın her yerini süsler. Pırıl pırıl kristal avize, şamdan ve şömineler sarayın pek çok odasında güzelliklerini sergiler.
Dünyadaki saraylar içerisinde en büyük balo salonu buradakidir. 36 m. yüksekliğindeki kubbesinden ağırlığı 4.5 ton olan devasa kristal avize asılı durur. Önemli siyasi toplantılarda, tebrik ve balolarda kullanılan bu salon, önceleri alttaki, fırına benzer bir düzen ile ısıtılırdı. Saraya kalorifer ve elektrik sistemi daha sonraları eklenmiştir. Altı hamamdan Selamlık bölümündeki, eşi olmayan, güzel oymalı alabaster mermerleri ile dekorludur. Büyük salonun üst galerileri orkestra ve diplomatlar için ayrılmıştır.
Uzun koridorlar geçilerek varılan harem bölümünde, sultan yatak odaları ve sultanın annesinin bölümü ile diğer kadın ve hizmetkarlar bölümleri bulunmaktadır. Sarayın kuzey eklenti bölümü şehzadelere tahsis edilmiştir. Girişi Beşiktaş semtinde olan yapı Resim ve Heykel Müzesi olarak hizmet vermektedir. Cumhuriyet döneminde, Atatürk’ün Istanbul ziyaretlerinde ikametgah olarak kullanıldığı sarayda en önemli olay, 1938′de Atatürk’ün ölümüdür.
Filizli Köşk
Florya Atatürk Deniz Köşkü
Atatürk’ün Florya Deniz Köşkü Türkiye cumhurbaşkanlarının yazlığı şeklinde kullanılmıştır. Marmara Denizi’ne T biçiminde uzantısı ile bu köşk, 1935′de inşa edilmiştir. Erken 20 inci yüzyıl mobilyalarından en iyi örneklerin görülebildiği bir sergendir. Atatürk burada kalan ilk cumhurbaşkanıdır.
Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası
Ihlamur Kasırları
19 uncu yüzyıl yaptırılan Ihlamur Köşkü ismini bahçesinde yetişen ıhlamur ağaçlarından almıştır. Şimdilerde İstanbul’un ortasında yer alan bu köşk eskiden şehrin dışındaydı.
Küçüksu Kasrı
Yazlık olarak kullanılan saray, 19 uncu yüzyılın ortasında I. Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır.
Maslak Kasırları
Sultan Abdülaziz tarafından av evi olarak tasarlanan Maslak Köşkü, 19 uncu yüzyıl Osmanlı süsleme sanatının kayda değer en güzel örneklerini taşımaktadır.
Merasim Köşkü
Resmi törenler için kullanılmaktayken, Maiyet Köşkü sultanın maiyetini, bazı hallerde de saraydan gezinti için ayrıldıklarında haremini barındırmıştır. (Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.)
Tekfur Sarayı
Topkapı Sarayı
15-19 uncu yüzyıllar arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezinde bulunan Topkapı Sarayı, labirentleriyle, Boğaz, Haliç ve Marmara Denizi’nin sularının karıştığı noktada, bir kara parçası üzerinde yer almaktadır. Yeni sarayın (Topkapı Sarayının) yapımına 1466′dan sonra başlanmış ve Fatih ölmeden birkaç sene önce 1478′de tamamlanmıştır. Bu saray diğer Avrupa Sarayları gibi tek bir binada olmayıp çeşitli köşk ve dairelerden oluşmuştur. İlk olarak yapılan Çinili Köşk Sırça Saray’dır ve 1472′de bitmiştir. Orta Asya mimarisi karakterinde ve iki katlı köşk 1875′te Arkeoloji, 1908 senesinde de Türk İslam Eserleri Müzesi olmuştur. 1953′te ise Fatih Eserleri Müzesi olarak açılmıştır. Çinili Köşkü, Kubbealtı Arzodası, Hasoda, Hazine, Kiler ve Seferliler gibi koğuşlar, mutfakların bir kısmı, hastalar odası, hamam şimdi kütüphane olan Ağalar Cami, ahır ve diğer binaların yapımı izlemiş ve son olarak da yapı 1478′de Saray surlarının ve Bab-ı Humayun denen Sultanahmet yönündeki asıl kapının inşaatı ile tamamlanmıştır.
Fatih devrinde ortalama 750 kişi olan saray halkı gittikçe artmış ve XIX. yüzyılda normal günlerde 5000, bayram günleri gibi fevkalade zamanlarda ise 10.000′i bulmuştur. Bu sebeple bu saraya zamanla yeni yeni ilaveler yapılmıştır.
Topkapı Sarayı Harem kısmı III. Sultan Murat devrinde 1574 – 1595 yıllarında yapılmış ve ondan sonra Bayazıt’daki harem halkı buraya nakledilmiştir. XIX. yüzyıl başlarında harem halkı 474 kişi idi. Harem’e girerken Kızlar Ağası Dairesi ve onun üst katında da küçük şehzadelerle Sultanlar için Şehzadeler Mektebi vardı. Sarayda zamanla Enderun Mektebi, Hekimbaşı Odası, Enderun Eczanesi, iç avlulardaki köşklerle Sarayburnu sahillerinde yazlık köşkler yapılmış, mutfaklar, ahırlar genişletilmiş, yeni yeni cami ve küyüphaneler ilave edilmiştir.
Yıldız Porselen Fabrikası
Yıldız Sarayı
Boğaziçine hakim tepeler ve vadileri kaplayan geniş alan üzerine serpiştirilmiş, yüksek duvarların çevrelediği avlular içerisinde köşkler, bahçeler kompleksidir. İstanbul’un bu ikinci büyük sarayı günümüzde değişik hizmetlere ayrılmış, bölünmüş durumu ile gelmiştir. Yıldız Sarayı, III.Selim’in annesi Mihrişah Sultan tarafından ilk yaptırılan bir köşkler bütünüdür. II.Mahmut Yıldız adını verdiği ikinci bir köşk yaptırmış, bu isim daha sonra Abdülmecit, Abdülaziz ve Abdülhamit’in hükümdarlığında yaptırılan bütün gruba geçmiştir. Sultan Abdüaziz zamanında köşkler çoğalmaya başlamış, Malta, Çit, Çadır, Şale Köşkleri yapılmış, koru usta bahçevanların elinde bakir görünüşüne dokunulmadan düzenlenmiştir. Sultan Abdülhamit, burada 32 yıl yaşamış, 33 yıllık saltanatında, şehir içinde şehir gibi olan bu korunaklı sarayı resmi daire ve haremi olarak kullanmıştır.
Yönetim Kısımları’na ilaveten Yıldız Sarayı’nda birçok bölüm ve bir de cami bulunmaktadır. 19 uncu yüzyılın sonunda, II. Abdülhamit zamanında tamamlanmıştır. Yapıların en büyük ve zarifi Şale, sultanların nasıl bir lüks içinde yaşayıp eğlendiklerini göstermektedir. Dünyanın her yöresinden getirilen çiçekler, ağaçlar ve bodur bitkilerle bezeli büyük saray parkından Boğaz’ın panoramik görüntüsü çok güzeldir. Restorasyon çalışmaları nedeniyle sadece Şale ve park halka açıktır
Camiler, Kiliseler ve Sinagoglar
İsanbul’un ünlü camileri arasında Sultanahmet Cami, Süleymaniye Cami, Rüstem Paşa Cami, Fatih Cami, Eyüp Cami, Yeni Cami, Sokullu Mehmet Paşa Cami ve Mihrimah Sultan Cami sayılabilir.
Kente pek çok kilise ve manastır faal durumdadır. Bir kısmı ise cami haline dönüştürülmüştür. Studios Manastin Kilisesi , Sergios-Bakhos Kilisesi, Hagia Eirene Kilisesi, Pantakrator Manastir Kilisesi, Vefa Kilisesi (Hagios Theoderos), Nyrelaion Manastır Kilisesi, Eglise D’hagia Thekla Manastırı, Eski İmaret Cami (Pantepoptes Manastin Kilisesi), Kalenderhane Cami (Akataleotos Manastırı), Fenari İsa Cami (Lios Manastır Kilisesi) ve Fethiye Cami (Pammakaristos Manastr Kilisesi) ünlüleridir.
Bedestenler
Kapalı Çarşı: Dev ölçülü bir labirent gibi, 60 kadar sokağı, üç binden fazla dükkanı ile dünyanın en eski ve büyük kapalı çarşısı olan “Kapalı Çarşı” İstanbul şehrinin merkezinde yer alır. Adeta bir şehri andıran, bütünü ile örtülü bu site zaman içerisinde gelişip büyümüştür. 15. yüzyıldan kalma duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski iki yapının etrafı sonraki yüzyıllarda, gelişen sokakların üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alışveriş merkezi haline getirilmiştir. Geçmişte burası, her sokağında belirli mesleklerin yer aldığı ve bunların da, el işi imalatın sıkı denetim altında bulundurulduğu, ticari ahlak ve törelere çok saygı gösterilen bir çarşıydı.
Çarşının ana caddesi sayılan sokakta çoğunlukla mücevher dükkanları, buraya açılan yan bir sokakta altıncılar bulunur. İstanbul’u ziyarete gelen turist grupları için alışveriş olanakları, çarşının ana girişindeki modern ve büyük alışveriş merkezleri tarafından sağlanmaktadır.
Mısır Çarşısı: İstanbul’un ikinci kapalı çarşısıdır. IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından Yeni Cami’ye vakıf olarak yaptırılmıştır. Çarşıda 6 kapı vardır. Bunlardan 3′ü revak olup, yapıyı daha da güzelleştirmektedir.
Bakırcılar Çarşısı: İstanbul’un özellikle yabancıların dikkatini çeken, bir çarşısı da Beyazıttaki Bakırcılar Çarşısıdır. Şimdiki İstanbul Üniversitesi Merkez Binası bahçesinin doğu ve kuzey duvarları altında bir sıra dükkan halindedir. Burada çeşitli bakır işi levha bakırdan döğme olarak elle yapılmakta ve kazan tencere, kuşhane, sahan, tava, tas, leğen, ibrik, güğüm, bakraç, kova, maşrapa, sini, mangal, şamdan, bakırdan, “gülabdab” olarak satılmaktadır.
Kapalı Çarşı: (Kuleli Cami Altındaki Kapalı Çarşı) Üstü kapalı çarşıların bir örneği de, 19 yüzyılda yapılan son senelerde restore edilen Laleli Camii altı dükkanlarıdır.
Su Kemerleri
Mualla Kemeri: Mimar Sinan tarafından yapılan su kemerlerinden biridir. Alibey deresi vadisindedir. Orta kesimde 4 büyük kemer vardır.
Uzun Kemer: Mimar Sinanın yaptığı kemerlerden biridir. Kemerburgazın 1500 m kadar kuzeybatısıdadır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaptırılmıştır.
Güzelce Kemer: Cebeci Köy Kemeri olarak da bilinen eser Kanuni Sultan Süleyman devrinde Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Kemerburgazın güneyindeki Cebeci Köyün 1500 m. kadar doğusundadır.
Bahçeköy Kemeri: Sultan Mahmut Kemeri olarak bilinen kemer Bahçeköyden Büyükdere’ye doğru 1 km mesafededir. I. Mahmut zamanında 1731′de tamamlanmıştır.
Çeşmeler
Sultanahmet Çeşmesi (III. Ahmet Çeşmesi): Topkapı sarayının Bab-i Hümayun kapısı önündedir. Binanın dört cephesindeki taş ve bronz işçiliği yazılar kadar tahta saçaklann süsleri birer sanat şaheseridir. Çeşme, klasik dönemin mütevazi çizgilerinden sıyrılmış, hatların zerafeti, zenginlik ve güzelliği ile emsalleri arasında sivrilmiştir.
Üsküdar III. Ahmet Çeşmesi: Üsküdar’da iskele meydanında yer alır. 1728′de yapılmıştır. Ahşap çatılı ve dört yüzlü bir meydan çeşmesi olup mimarlık, hattatlık, taş işçiliği ve şiir sanatının bir şaheseridir.
Alman Çeşmesi: Sultanahmet meydanında parkın içindedir. Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İstanbul’u ikinci ziyaretinin anısı için bütün kısımları ile Almanya’da yapılmış, İstanbul’a getirilerek hazırlanan kemerlerin üzerlerine konmuştur. 20′inci yüzyılın ilk günü olan 1 Ocak 1901′de açılış töreni yapılan bu çeşmenin üç kubbesi altın mozaik kaplıdır.
Tophane Çeşmesi: Tophane Meydanındadır. 1732′de I. Mahmut tarafından Hassa Baş Mimarı Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır.
Beykoz Ishak Ağa Çeşmesi: İstanbul’da Beykoz ilçesindedir. Türkiye çapında en güzel çeşme anıtlarımızdan birisidir.
Ayazma Çeşmesi: Üsküdar’da Ayazma Camii avlusundadır. 18. yüzyılda III. Mustafa tarafından yaptırılan Çeşme devrin mimari özelliklerini taşır.
Azapkapı Saliha Sultan Çeşmesi: 1732′de Sultan I. Mahmut tarafından annesi Saliha Sultan adına yaptırılmıştır.
Göksu Çeşmesi: Sultan III. Mustafa’nın eşi ve III. Selim’in annesi Mihrişah Sultan tarafından yaptırılmıştır.
Esma Sultan Çeşmesi: 1799 da III. Ahmet’in kızı Esma Sultan tarafından yaptırılmıştır. Meydan çeşmelerinin bir örneğidir.
Hipodrom: Günümüze çok az kalıntıları ulaşan Roma devri önemli yapıları ve abideleri, Hipodrom çevresinde inşa edilmiştir. “Büyük Saray” diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanında başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir. Semt Bizans ve Türk devirlerinde de merkezi önemini devam ettirmiştir. İstanbul’un en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Cami, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yere Batan Sarnıcı burada, Hipodromun çevresindedir. Günümüzde Hipodromdan günümüze Theodosius Dikili Taş, Konstantin Sütunu (Orme Odelisk), Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun) ları kalmıştır.
Theodosius Dikili Taş: Aslı eski Mısır eseridir. MÖ 1547 yıllarında Firavun III. Tutmosis (Toothmesis) adına Heliopolis’de dikilmiştir. Pembe granitten ve yekparedir. Üzerinde Hiyeroglif yazısı ile II. Tutmosis’in zaferleri yazılmıştır. 390 yıllarında Bizans İmparatoru Iç Theodosius tarafından İstanbul’a getirilerek Hipodroma dikilmiştir. Kaidedeki kabarmalar üzerinde I. Theodosius, oğulları, karısı, Arkedios, Honorios ile İmparator II. Valantinianos görülür. Ayrıca Hipodrom sahneleri ve anıtın dikilişini gösteren tasvirlerde vardır.
Gotlar Sütunu: Topkapı Sarayı dış bahçesinde, Gülhane Parkı Sarayburnu girişinde bulunan ve Roma Devri’nden günümüze hiç değişikliğe uğramadan gelen çok eski bir abidedir. 3. veya 4. yüzyılda dikilmiş olan bu sütun yüksek kaide üzerinde 15 m. boyunda monolit mermerden ibarettir. Sütun başı korint üslubunda kartal arması ile süslüdür. Gotlar’a karşı kazanılan zaferden bahseden kitabe satırlarından dolayı abide “Gotlar Sütunu” adıyla da anılır.
Çemberlitaş (Konstantin Sütunu): MS 330′da Başkentin Roma’dan İstanbula nakli sebebi ile kentin ikinci tepesindeki büyük oval bir meydan ortasında, Konstantinin şerefine dikilmiş olan ve Çemberlitaş sütunu olarak da bilinen bu abide orijinalinden daha kısa olarak günümüze gelebilmiştir.
Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun): Bu sütun Delphi’deki Apollon tağınağından 4.yüzyılda istanbula getirilmiştir. İstanbuldaki en eski anıtlardan birisidir. Orijinalinin M.Ö. 409′ da yapıldığı bilinmektedir. Birleşmiş olan çeşitli Yunan sitelerinin Perslere galip gelmesi üzerine Pers ordusunun silahlarının eritilip dökülmesinden meydana getirilmiştir.
Beyazıt Meydanı: İmparator Teodosius devrinde MS. 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilmiştir. Ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarında dolayı buraya “Form Tauri” meydanı ismi verilmiştir. Üzerinde İmparatorun da heykeli yükselen zafer takından günümüze bir kaç mermer blok ve sütun kalmıştır. Kuzeyde, Fatih’in yaptırdığı ilk sarayın yerinde İstanbul Üniversitesi bulunmaktadır. Üniversite girişi abidevi kapı ve bahçedeki yangın kulesi 19. yy yapılarıdır. Meydanı süsleyen ve adını veren 15. yüzyıl Beyazıt Camii kalabalık ve hareketli Kapalı Çarşının komşusu olup, buraya ait külliyeden günümüze medrese, hamam ve dükkanlar kalmıştır.
Korunan Alanlar
Göknarlık Tabiatı Koruma Alanı
Polonezköy Tabiat Parkı
Türkmenbaşı Tabiat Parkı
Subaşı Havuzlar Çınarı Tabiat Anıtı
Mesire Yerleri
Adalar, Yıldız Parkı, Emirgan Korusu, Gülhane Parkı, Boğaziçi, Boğaz, Belgrad Ormanı, Atatürk Ormanı, Atatürk Ormanı, Çamlıca, Taşdelen, Beykoz Çayırı, Karakulak, Polonezköy, Küçük ve Büyükçekmece Gölü, Kumburgaz, Kilyos, Piyerloti Kahvesi, Şile gidilecek mesire yerleridir.
Plajlar
Büyükada, Beykoz, Poyrazköy, Kilyos ve Sarıyerde plajlar mevcuttur.
Sportif Etkinlikler
Kamp-Karavan: Silivri, Büyükçekmece, Küçük Çekmece, Florya, Ataköy, Bakırköy, Kilyos, Şilede kamping yerleri bulmak mümkündür.
Av Turizmi: Bakırköy, Çatalca, Beykoz ve Şile’de av turizm yapılması mümkündür.
Bakırköy : Küçüçekmece gölü civarında ender olarak ördek ve yaban kazı, Alibeyköy baraj gölü çevresinde ördek ve kaz, Kemerburgaz civarındaki Belgrad ormanlarının ava açık olan bölgelerinde yaban domuzu, tilki, ender olarak çakal ve kurt sık ormanlarda çulluk, sülün ve yaban güvercini avı yapılmaktadır.
Çatalca: İstanbul’un en çok ava müsait ilçesidir. Kuzey batıda Yalıköy bölgesi karaca ve sülün üretim sahası olarak belirlenmiştir. Bunun haricinde Binkılıç ve civarında yaban domuzu, çulluk ve yaban güvercini, tavşan ve tilki avı yapılmaktadır. Istranca Dağlarının yüksek tepelerinde ve sık ormanlıklarda ender de olsa kurta rastlanır. Çulluk avı göç zamanlarında dinlenme periodlarında yapılabilir. Orman içine sıkışmış ve düzlükte bulunan açıklık alanlarda bıldırcın ve çil keklik avı yapılabilir (güney kısımlar). Ayrıca ülkemizde ender olarak rastlanan sürülerinden ayrılmış ve giderek orman içinde vahşileşmiş mandalar, köy muhtarlığının izni ile avlanabilir. Duru su ve terkoz gölleri, ördek ve yaban kazı avı için çok uygun bölgelerdir. Ayrıca çevrede bulunan küçük akarsu ve göllerde yukarıda değinilen ördek kaz ve su kuşları avı yapılmaktadır. Güney bölgeleri ilçe sınırlan dahilinde bıldırcın, üveyik, çil, keklik, tavşan ve tilki avlanması uygundur. Kuzey bölgelerinde ormanlık alanlarda yaban domuzu ve çulluk avı yapılır. Sinekli yöresi sülün koruma sahası olarak belirlenmiştir.
Beykoz: İlçe sınırlarının kuzeydoğu tarafinda çulluk, tavşan ve tilki avı ile ender olarak Dağ kekliği bulunur. Ömerli baraj gölü civarında kaz ve ördek avı yapılır. Sık ormanlık alanlarda yaban domuzu avı da yapılmaktadır.
Şile: Asya bölümünde şehrin en iyi av yapılabilen bölümüdür. Karadeniz kıyısındaki ormanlar yaban domuzu ve çulluk avı için uygun bölgelerdir. Göç zamanlarında çevre dere ve küçük göllerde (Rez ve Riva) yaban kazı ve yaban ördeği avı yapılmaktadır.
Yatçılık: İstanbul’da yatçılar için popüler bir başlangıç noktasıdır. Yatcılar Kuzey Denizi’nden başlayarak Avrupa içinden kanallar yoluyla Ren ve Tuna Nehirlerini kullanarak Karadeniz’e, İstanbul Boğazı ve marinalarına açılabilirler. İki kıta arasında uzanan köprülerin altındaki İstanbul Boğazı ve Adalar’ın güzel koylarında yatçıların tercih ettiği bir güzergahtır.
Bölgenin iki büyük marinası bulunmaktadır.
Golf İstanbul’da Turizm Bakanlığından işletme belgesi bulunan iki golf tesisi bulunmaktadır.
Kuş Gözlem Alanı
Büyük Çekmece Gölü ve Şile Adaları Kuş Alanları İstanbul’da bulunmaktadır
Sanat, Kültür ve Eğlence
İstanbul uluslararası bir sanat ve kültür merkezidir. Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali, dünyanın her tarafından gelen sanatçıların iştirakiyle, her yıl, Haziran ve Temmuz aylarında burada gerçekleşmektedir. Gösterilerin çoğu Atatürk Kültür Merkezi’nde yapılmaktadır. Klasik müzikten hoşlananlar bu tür müziği Cemal Reşit Rey Salonu’nda dinleyebilirler. Operalar, operetler, baleler, filmler, konserler, sergi ve konferanslar şehrin kültürel paletinde yer alırlar. İstanbul’un ışık gösterisi programı da çok zengindir. Türk şarkılarından meşhur göbek dansına uzanan örneklerle, gece kulüpleri akşam yemeği sırasında hoş eğlence mekanlarıdır.
Modern diskolar, kabareler ve caz kulüpleri Taksim – Harbiye semtindedirler. Sultanahmet’teki restorasyon görmüş Bizans ve Osmanlı yapılarında yer alan lokantalar dışarıda bir akşam geçirilecek hoş yerlerdir.
Kumkapı, birçok tavernası, barları ve balık restoranlarıyla çekici diğer bir semttir. Yıllardan beri insanlar bir iki lokma atıştırmak ve özel deniz mahsullerinden tatmak için, Beyoğlu’ndaki Çiçek Pasajı’nda buluşmaktadırlar. Çiçek Pasajı’nın yanındaki dar Nevizade Sokağı rakı içmek ve Türk yemeklerinden tatmak için İstanbul’daki en iyi yerdir. Boğaz’da Ortaköy, gece kulüpleri, caz kulüpleri, mükemmel deniz mahsulü sunan restoranları ve barlarıyla İstanbul gece hayatının en iyi yeridir. Eminönü’ndeki geleneksel Osmanlı kıyafetleri içindeki yine geleneksel Osmanlı kayıklarındaki balıkçıları görüp, sandallarından meşhur kızartılmış balıklarından tatma fırsatı kaçırılmamalıdır.
Tiyatro Salonları
Sinema Salonları
Konser Salonları ve Gösteri Merkezleri
Kültür Merkezleri
Fuar ve Kongre Merkezleri
Alışveriş Merkezleri
Sanat Evi ve Galerileri
AFA Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 249 22 18
Akademililer Sanat Merkezi Beyoğlu Tel:0 212 245 02 29
Akbank Bahariye Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0 216 336 84 55
Akbank Bebek Sanat Galerisi Bebek Tel:0 212 263 48 35
Akbank Beylerbeyi Sanat Beylerbeyi Tel:0 212 321 11 02
Aksanat Beyoğlu Tel:0 212 252 35 00
Alkent Actual Art Etiler Tel:0 212 257 46 84
Anka Art Sanat Galerisi Şaşkınbakkal Tel:0 212 385 76 35 Faks:0 212 422 21 96
Antik Palace Maçka Tel:0 212 236 24 60
Antik Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0 216 330 13 54 Faks:0 216 348 74 33
Apel Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 292 72 36 Faks:0 212 263 62 33
Ares Sanat Evi Fenerbahçe Tel: 0 216 345 11 62
Ariyel Sanat Galerisi Şişli Tel:0 212 296 99 79 Faks:0 212 240 17 11
Art Hall Sanat Galerisi Kozyatağı Tel:0 216 456 04 58
Artemis Sanat Merkezi Şişli Tel:0 212 232 09 20
Artı Mezat Teşvikiye Tel:0 212 261 62 55 Faks:0 212 261 62 81
Artisan Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0 212 247 71 19
Artium Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0 212 291 01 31 Faks:0 212 231 87 50
Artium Sungur Sanat Evi Teşvikiye Tel:0 212 227 75 93 Faks:0 212 227 75 93
Artmosfer Sanat Galerisi Yeniköy Tel:0 212 223 13 14 Faks:0 212 223 18 15
Askeri Müze Hasan Rıza Salonu Harbiye Tel:0 212 233 27 20
Asmalımescit Sanat Galerisi Tünel Tel:0 212 249 69 79
Atatürk Kitaplığı Beyoğlu Tel:0 212 249 09 45
Atölye Örümcek Teşvikiye Tel:0 212 241 35 58
Avusturya Başkonsolosluğu Kültür Ofisi Yeniköy Tel:0 212 223 78 43 Faks:0 212 223 34 69
Axa Oyak Sanat Galerisi Karaköy Tel:0 212 292 58 00 Faks:0 212 249 91 24
Bahariye Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0 216 414 55 06 Faks:0 216 349 04 85
Bakraç Sanat Galerisi Kozyatağı Tel:0 216 362 18 26 Faks:0 216 410 91 97
Baraka Galatasaray Tel:0 212 292 29 79 Faks:0 212 292 30 11
Barış Manço Kültür Merkezi Kadıköy Tel: 0 216 418 69 58
Bebek PG Art Galerisi Bebek Tel:0 212 2633390
Beksav Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0 216 349 91 55 Faks:0 216 349 91 55
Benadam Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0 216 346 97 14
Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 252 77 55 Faks:0 212 258 77 52
Beytem Sanat Galerisi Şişli Tel: 0 212 231 23 00
Bilgi Atölye 111 Taksim Tel: 0 212 292 86 97
Bilim Sanat Galerisi&Yurt ve Dünya Sanat Galerisi Moda Tel:0 216 349 26 10 Faks:0 212 414 02 06
Bir Kültür Sanat Merkezi Nişantaşı Tel:0 212 291 28 71 Faks:0 212 291 28 75
Bizim Atölye Tünel Tel:0 212 292 21 61
Bizimtepe Kuruçeşme Tel:0 212 257 88 34 Faks:0 212 257 32 70
BM Çağdaş Sanat Merkezi Nişantaşı Tel:0 212 231 10 23
Borusan Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 292 06 55 Faks:0 212 252 45 91
Cafe Algida Caddebostan Tel:0 216 385 20 61
Cervantes Tarlabaşı Tel:0 212 292 65 36 Faks: 0 212 292 65 37
Çamlıca Sanat Merkezi Acıbadem Tel:216 339 68 08 Faks: 326 01 31
Fırat Kültür Merkezi Çemberlitaş Tel:0212 517 46 97/98
HİT Kültür Merkezi Beyoğlu Tel:0 212 293 66 71
İş Sanat Kültür Merkezi Levent Tel:0 212 316 15 76
Kadıköy Gençlik Merkezi Kalamış Tel:0 216 349 77 68
Kadıköy Kültür ve Sanat Merkezi Caddebostan Tel:216 360 90 95
Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi İstanbul Tel:216 353 37 78
Kartaltepe Kültür Merkezi Bakırköy Tel:0 212 543 73 28
Leman Kültür Merkezi Beyoğlu Tel:0 212 249 91 13
Ortaköy Kültür Merkezi Sanat Galerisi Ortaköy Tel:212 236 58 02
Profilo Kültür Merkezi Mecidiyeköy Tel:0 212 216 40 70
Schneidertempel Sanat Merkezi Galata Tel:0 212 249 0150
Yapı Kredi Kültür Merkezi İstanbul Tel:0 212 293 08 25
Zeytinburnu Atatürk Kültür Merkezi Zeytinburnu Tel:212 558 89 83
CBM Art Kadıköy Tel:0 216 455 36 17 Faks:0216 455 36 17
Cemal Reşit Rey Konser Salonu Fuayeleri Harbiye Tel::0 212 248 53 92
Cep Sanat Galerisi Tünel Tel:0 212 245 19 96 Faks:0 212 245 20 57
Cey Güzel Sanatlar Zekeriyaköy Tel:0 212 202 64 00 Faks:0 212 202 61 00
Contemporray Art Marketing Teşvikiye Tel:0 212 234 39 01 Faks: 0 212248 36 92
Cumalı Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0 212 248 31 65
Çatı Sanat Evi Nişantaşı Tel:0 212 247 74 17
Çekirdek Sanat Beyoğlu Tel:0 212 252 31 61
Darphane-i Amire Sultanahmet Tel:0 212 513 50 82 Faks:0 212 513 54 00
Dega Sanat Galerisi Suadiye Tel:0 216 463 42 87
dem-art Sanat Galerisi Arnavutköy Tel:0 212 287 78 67
Deniz Müzesi Sanat Galerisi Beşiktaş Tel:0 212 327 43 45
Destek Reasurans Maçka Tel:0 212 231 28 32
Enka Sanat Galerisi Balmumcu Tel:0 212 274 09 67
Eren Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 244 16 69
Erguvan Sanat Merkezi Kadıköy Tel:216 338 16 38
Estet Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0 212 225 46 77 Faks:0 212 247 26 42
Etibank Sanat Galerisi Tepebaşı Tel:0212 252 14 05
Evin Sanat Galerisi Bebek Tel:0 212 265 81 58 Faks:0 212 257 76 75
Exclusive Sanat Galerisi Suadiye Tel:0 216 363 75 94
Eylül Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0 212 231 68 46
Fatih Kıral Sanat Galerisi Bostancı Tel:0 216 361 03 07 Faks: 0 216 361 03 08
Fotoğrafevi Galatasaray Tel:0 212 251 05 66 Faks: 0 212 292 31 30
Galatea Sanat Galerisi Tünel Tel:0212 292 54 30 Faks: 0 212 292 54 33
Galeri 3K Nişantaşı Tel:0 212 233 42 77 Faks: 0 212 219 12 61
Galeri Apel Galatasaray Tel:0 212 292 72 36
Galeri Artist Yeşilçimen Tel:0 212 227 68 52 Faks:0 212 258 09 32
Galeri Artist Çukurcuma Çukurcuma Tel:0 212 251 91 63
Galeri B Teşvikiye Tel:0 212 227 03 63
Galeri Baraz Kurtuluş Tel:0 212 240 47 83 Faks:0 212 225 47 02
Galeri Baraz 2 Pangaltı Tel:0 212 240 47 83 Faks: 0 212 231 62 58
Galeri Binyıl Etiler Tel:0 212 280 94 41 Faks: 0 212 325 03 97
Galeri Bozatlı Arnavutköy Tel:0 212 265 45 56
Galeri Çamaş Göztepe Tel:0 212 385 00 15
Galeri Çerçeve Tünel Tel:0 212 251 26 51
Galeri D Kadıköy Tel:0 212 347 42 40
Galeri Dirimart Nişantaşı Tel:0 212 291 34 34
Galeri G Nişantaşı Tel:0 212 241 45 69 Faks: 0 212 241 28 43
Galeri İki Maymun Caddebostan Tel:0 212 350 26 24
Galeri MD Elmadağ Tel:0 212 232 59 59
Galeri Nefise Kadıköy Tel:0 212 337 06 31
Galeri Nev Maçka Tel:0 212 231 67 63
Galeri Oda Teşvikiye Tel:0 212 259 22 08
Galeri Pago Kadıköy Tel:0 212 345 48 06
Galeri Remzi Taksim Tel:0 212 244 78 21
Galeri S.Z. Teşvikiye Tel:0 212 230 17 45
Galeri Seher Moda Tel:0216 346 81 38 Faks: 0 216 346 82 34
Galeri Vinci Teşvikiye Tel:0 212 248 39 86
Galerist İstanbul Tel:0 212 233 62 68
Galleria Palladium Salonu Ataköy Tel:0212 559 95 60 Faks: 0 212 560 05 38
Garanti Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 293 63 71
Gf Sanatevi Kadıköy Tel:0216 418 62 83 Faks: 0216 346 14 08
Girgin Piano ve Sanat Galerisi Beşiktaş Tel:0212 227 86 40
Goethe Institut Galatasaray Tel:0212 249 20 09 Faks:0212 252 52 14
Gülmine Sanat Merkezi Bakırköy Tel:0212 571 60 16 Faks: 0212571 63 62
Güntay Sanat Evi Caddebostan Tel:212 386 88 98
Hakan Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:212 243 07 72
Harmony Sanat Galerisi Kuzguncuk Tel:0216 310 39 57
Haymatlos İstanbul Tel:0 212 292 43 63
Heykel Atölye / Galeri Ortaköy Tel:0212 258 81 41
Hobi Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0212 225 23 37
Horhor Sanat Galerisi Fatih Tel:0212 524 35 92
İlhami Atalay Sanat Galerisi Sultanahmet Tel:0212 520 10 83
İmaj Sanat Odası Gayrettepe Tel:0212 272 82 10
İMKB Sanat Galerisi İstinye Tel:0212 298 25 11
İstanbul Kültür Merkezi Lale Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0212 249 73 02
İstanbul Kül.Üniv. Halil Akıngüç Sergi Salonu Şirinevler Tel:0212 639 30 24
İstanbul Ticaret Odası Sanat Galerisi İstanbul Tel:0 212 455 60 00
İstasyon Sanat Evi Erenköy Tel:0216 385 41 31
İş Bankası Erenköy Sanat Galerisi Erenköy Tel:0216 356 01 68
İş Bankası Parmakkapı Beyoğlu Tel:0212 244 20 21
Kadife Chalet Bahariye Tel:0216 347 85 96
Kare Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0212 240 44 48 Faks:0212 247 48 78
Karsu Tekstil Sanat Galerisi Esentepe Tel:0212 288 33 89 Faks: 0212 267 24 44
Karşı Sanat Çalışmaları Beyoğlu Tel:0 212 245 15 08 Faks: 0 212 245 37 00
Kasa Galeri Karaköy Tel:0212 292 49 39
Kaş Galeri Şişli Tel:0212 247 11 85 Faks:0212 230 25 79
Kazım Taşkent Sanat Galerisi Galatasaray Tel:0212 245 20 41
Kızıltoprak Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0216 418 38 06
Kibele Galerisi 4. Levent Tel:0212 316 15 80
Kile Sanat Galerisi Bebek Tel:0212 265 74 96
Lebriz Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0212 240 22 82
Leylek Cafe & Sanat Evi Beyoğlu Tel:0212 244 25 29
Maltepe Sanat Galerisi Maltepe Tel:0216 441 91 98 Faks: 0216 441 95 40
Meb Sanat Galerisi Göztepe Tel:0216 385 47 78
Merhaba Sanat Galerisi Yeşilköy Tel:0212 574 28 21
Metin Sanat Galerisi Bebek Tel:0212 263 13 84
Milli Reasürans Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0212 230 19 76
Mim Sanat Merkezi Kadıköy Tel:0216 449 20 45
Mine Sanat Galerisi Bahariye Tel:0216 345 64 40 Faks:0216 346 78 10
Minyatür Sanat Galerisi Caddebostan Tel:0216 369 70 00
Modern Sanat Evi Kadıköy Tel:0216 349 94 81
Mudo Maçka Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0212 240 80 23
Mutlu Sanat Odası Erenköy Tel:0216 355 35 87
Muzaffer Akyol Atölyesi Tünel Tel:0212 245 03 25
Nadya Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0212 231 90 87
Nelli Sanat Evi Teşvikiye Tel: 0212 227 73 75
Neriman Oyman Atölye & Ev Asmalımescit Tel:0212 243 01 73
Nevzemin 14 Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0216 330 88 02
Nil Sungur Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0212 230 17 45
Nilgün Şensoy Sanat Galerisi Maçka Tel:0212 236 76 98
Nokta Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0212 261 45 09
Nüans Sanat Merkezi Nişantaşı Tel:0212 234 40 4
Odakule Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0212 249 87 19
Opera Sanat Galerisi Taksim Tel:0212 249 92 02
Oruç Çakmaklı Sanat Atölyesi Beyoğlu Tel:0212 292 59 91
Osmanbey Art Şişli Tel:0212 240 58 30
Osmanlı Bankası Güncel Sanat Merkezi İstanbul Tel:0 212 233 22 38
Otantik House Cihangir Tel:0212 252 79 04
Özden Sanat Galerisi Maçka Tel:0212 260 44 28
Özlem Sanat Galerisi Tünel Tel:212) 293 19 99
Pabetland Sanat Galerisi Maslak Tel:0212 293 19 99
PAM Sanat Galerisi Mecidiyeköy Tel:0212 216 44 00
Pamukbank Fotoğraf Galerisi Teşvikiye Tel:0212 236 67 90
Passion Sanat Galerisi Ulus Tel:0212 268 12 69
Pera Sanat Evi Beyoğlu Tel:0212 252 38 57
PG Art Bebek Tel:0212 263 33 90
Pırıltı Sanat Galerisi Fenerbahçe Fenerbahçe Tel:0216 330 72 39 Faks:0216 330 54 85
Pırıltı Sanat Galerisi Maçka Maçka Tel:0212 227 35 56
Pi Artworks Ortaköy Tel:0212 236 68 53
Platform Garanti Guncel Sanat Merkezi Beyoğlu Tel:0212 293 23 61
Proje4L İstanbul Güncel Sanat Müzesi Levent Tel:0212 281 51 50 Faks:0 212 283 17 99
Ramko Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0212 236 18 82
Ressamlar Derneği Sanat Galerisi Levent Tel:0212 279 27 10
Romans Sanat Galerisi Osmanbey Tel: 0212 233 07 95
Rönesans Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0212 232 96 64
Samancıoğlu Sanat Galerisi Maçka Tel:0212 258 74 46
Sandoz Sanat Galerisi Beşiktaş Tel:0212 259 72 00
Seven Sanat Galerisi Moda Tel:0212 345 56 16
Sevimce Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0212 338 53 28
Slideshow Galeri Kadıköy Tel:0212 369 28 07
Stüdyo Peinture Teşvikiye Tel:0212 232 23 19
Şark Sigorta Sanat Galerisi Altunizade Tel:0212 310 12 50
Şeker Sigorta Sanat Galerisi Fındıklı Tel:0212 251 40 35
Taksim Sanat Galerisi Taksim Tel:0212 245 20 68
Tanak Sanat Galerisi Etiler Tel:0212 265 19 35
Tekel Sanat Galerisi Eminönü Tel:0212 533 19 00
Tem Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0212 247 08 99
Teşvikiye Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0212 241 04 58
The Marmara Istanbul Opera Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 251 46 96
Tolga Eti Sanat Galerisi Selamiçeşme Tel:0212 368 26 79
Tophane-i Amire Fındıklı Tel:0212 252 16 00
Toprak Seramik Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0212 231 49 00
Toprakbank Sanat Galerisi Beşiktaş Tel:0212 326 35 80 Faks:0212 326 86 40
Turgay Sanat Galerisi Bebek Tel:0212 263 32 38
Türk Ticaret Bankası Gn.Md.Sanat Galerisi Gayrettepe Tel:0212 288 59 00
Türk ve İslam Eserleri Müzesi Sultanahmet Tel:0 212 518 18 05
Uran Sanat Galerisi Üsküdar Tel:0216 343 10 00
Urart Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0212 241 21 83
Ürün Sanat Galerisi Tünel Tel:0212 251 68 25
Ürün Sanat Galerisi Caddebostan Tel:0216 360 99 64
Vakıfbank Beyoğlu Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0212 292 50 13 Faks:0212 292 50 14
Vakko Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0212 251 40 92
Yantra Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0212 251 28 40
Yerebatan Sarnıcı Sanat Galerisi Sultanahmet Tel:0212 513 60 61
Zebra Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0212 247 68 42
Zerrin Türen Sanat Galerisi Bostancı Tel:0212 410 34 90
Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi Tünel Tel:0212 251 42 40
COĞRAFYA
İstanbul, Avrupa ile Asya kıtaları arasında köprü görevi gören, bunların birbirine en çok yaklaştığı iki uç üzerinde kurulmuş bir şehirdir. Bu uçlar Avrupa kıtasında Çatalca, Asya kıtasında ise Kocaeli; güneyden Marmara ve Bursa, güneybatıdan Tekirdağ ve kuzeybatıdan Kırklareli ile çevrilidir. Şehrin adını aldığı ve Haliç ile Marmara arasında kalan yarımada üzerinde bulunan asıl İstanbul 253 km², bütünü ise 5712 km² ‘dir. Marmara denizindeki Adalar da İstanbul iline dahildir.
İstanbul çevresinin bitki örtüsü, Akdeniz iklimi bitkilerini andırır. Bölgede en çok görülen bitki türü makidir. Bu bitkiler uzun ve kurak bir yaz mevsimine kendini uydurmuştur. Fakat iklimin özelliği dolayısı ile tepeler çıplak değildir. Yer yer görülen ormanlık alanların en önemlisi kentin 20 km. kuzeyindeki Belgrad Ormanı’dır.
İstanbul ilinde büyük akarsu yoktur. En büyük akarsu, aynı zamanda Kocaeli Yarımadası’nın da en büyük suyu olan Riva çayıdır. 71 km. olan Riva Çayı, kaynaklarını Kocaeli ilinden alır ve güneydoğu kuzeybatı yönünde akarak Riva köyü yakınlarında Karadeniz’e dökülür. Boğaza dökülen suların en önemlileri Küçüksu ve Göksu dereleridir. Bunlardan başka Haliç ‘e dökülen Kağıthane ve Alibey Dereleri, Küçükçekmece Gölüne dökülen Sazlıdere, Büyükçekmece Gölüne dökülen Karasu Deresi, Terkos Gölüne dökülen Trança Deresi, İstanbul İlinin belli başlı akarsularıdır. İlde küçük fakat önemli üç göl vardır. Bunların üçü de Avrupa yakasındadır. Denizden ayrılmış olan Terkos Gölünün suyu tatlıdır. Kentin suyu buradan sağlanır. Marmara Denizi kıyısında bulunan Küçükçekmece (11 km²) ve Büyükçekmece (16 km²) Göllerinin suları denizle temasları olduğu için tuzludur.
Yaz ayları genellikle sıcak geçen, kış aylan bölgeyi etkisi altına alan sistemlere bağlı olarak fazla soğuk geçmeyen İstanbul, Akdeniz ikliminin özelliklerini taşıyor görünse de, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı’nın etkisiyle farklı özellikler taşır. Kış aylarında Karadeniz’den gelen soğuk-kuru hava kütlesi ile Balkanlardan gelen soğuk-yağışlı hava kütlesinin özellikle Akdeniz’den gelen ılık ve yağışlı güneyli hava kütlelerinin etkisi altındadır. Bütün ilde Karadeniz’in soğukça yağışlı (poyrazlı) havasıyla Akdeniz’in ılık (lodoslu) havası birbirini izler. İlde yaz-kış, gece-gündüz arasında büyük ısı farkları görülmez.
TARİHÇE
İstanbul, Osmanlı’nın 3. Başkenti…
Türkiye’nin Şaheserlerinden Biri Olarak İstanbul
Her ne kadar tarihi şehirde daha erken buluntulara rastlanmamış ise de; kentin Haliç bölgesinde ve Asya kısmında yapılan kazılarda ele geçen buluntular bölgedeki ilk yerleşimin MÖ 3 Bin yıllarına dayandığını göstermektedir. Byzantion olarak anılan kentin Akropolü bugünkü Topkapı Sarayının bulunduğu alanda yer almaktaydı. Haliç, günümüzde de kullanılmakta olan sakin bir limana sahiptir. Buradan başlayan kuvvetli bir sur şehri çevreleyerek Marmara Denizi’ne ulaşırdı. Byzantion, bir liman ve ticaret şehri olarak Roma Imparatorluğu döneminde de yaşamını sürdürürken, M.S. 191 yılında başlayan ve iki yılı aşan bir kuşatmadan sonra Roma Imparatoru Septimus Severius tarafından fethedilerek yerle bir edilmiştir. Aynı Imparator tarafından sonradan baştan inşa edilen şehir genişletilmiş ve yeniden donatılmıştır.
M.S. 4. yüzyılda Roma İmpatorluğu çok genişlemiş, İstanbul stratejik konumundan dolayı İmparator Büyük Konstantin tarafından Romanın yerine yeni başkent olarak seçilmiştir. Kent 6 yılı aşkın bir sürede yeniden düzenlenmiş, surlar genişletilmiş, bir çok tapınak, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom inşa edilmiştir. 330 yılında yapılan büyük merasimlerle kentin Roma Imparatorluğunun başkenti olduğu resmen açıklanmıştır. Yakın çağın başladığı dönemde Ikinci Roma ve Yeni Roma adları ile anılan kent, daha sonra “Byzantion” ve geç devirlerde Konstantinopolis olarak adlandırılmıştır. Halk arasında ise kentin adı tarih boyunca “Polis” olarak anıla gelmiştir.
Büyük Konstantin’den sonraki imparatorların şehri güzelleştirme çabalarının devam ettiği görülür. Kentteki ilk kiliseler de Konstantin’den sonra inşa edilmiştir. Batı Roma Imparatorluğunun 5. yüzyılda çökmesi nedeniyle İstanbul uzun seneler Doğu Roma İmparatorluğunun (Bizans) başkenti olmuştur. Bizans döneminde yeniden inşa edilen kent surlarla tekrar genişletilmiştir. Günümüzdeki 6492 m. uzunluğundaki ihtişamlı şehir surları İmparator Il. Theodosius tarafından yaptırılmıştır. 6. yüzyılda nüfusu yarım milyonu aşan kentte, İmparator Justinyen idaresinde bir altın çağ daha yaşanmıştır. Günümüze gelen meşhur Ayasofya, bu İmparatorun eseridir. Bizans İmparatorluğu ve başkent İstanbul’un sonraki tarihi, saray ve kilise entrikaları, İran ve Arap saldırıları ve sık değişen imparator sülalelerinin kanlı kavgaları ile doludur.
726-842 yılları arasında kara bir devir olan Latin egemenliği, 4. Haçlı seferinin 1204 yılında şehri istilası ile başlamış, tüm kilise ve manastırlar ile abidelere kadar şehir yıllar boyu talan edilmiştir. 1261′de idaresi tekrar Bizanslıların eline geçen kent eski zenginliğine tekrar kavuşamamıştir. Kent, 53 günlük bir kuşatma sonrası 1453′te Türklerin eline geçmiştir.
Fatih Sultan Mehmet’in savaş tarihinde ilk defa kullanılan iri boyutlardaki topları Istanbul surlarının aşılmasının bir sebebidir. Osmanlı Imparatorluğunun başkenti buraya taşınmış, ülkenin çeşitli yerlerinden getirilen göçmenlerle şehir nüfusu arttırılmış, boş ve harap olan şehrin imar çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin eski halkına din hürriyeti ve sosyal haklar tanıyarak, yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmıştır. Fatihin tanıdığı haklardan dolayı Hıristiyan Ortodoks Kilisesinin başı olan Patrikhane günümüze kadar yerinde kalmıştır. Fetihten yüzyıl sonra da Türk Sanatı şehre damgasını vurmuş, kubbeler ve minareler şehir siluetine hakim olmuştur.16. yüzyıldan itibaren de Osmanlı Sultanlarının Halife olmalarından ötürü Istanbul tüm Islam dünyasının da merkezi olmuştur.
Sultanların idaresinde şehir tamamen imar edilmiş, büyüleyici bir atmosfere bürünmüştür. Bu devirdeki İstanbul tarihinin renkli sayfalarında, geniş bölgeleri tahrip eden, sık sık çıkan yangınlar vardır. Eski akropolde kurulu Sultan Sarayı Boğaziçi’nin ve Haliç’in eşsiz manzarasına hakimdir. 19. yüzyıldan itibaren Batı dünyası ile sıklaşan temaslar sonrası, camiler ve saraylar, Avrupa mimarisi tarzında, Boğaziçi kıyılarına inşa edilmeye başlanmıştır. Kısa sürede inşa edilen bir çok saray çöküş devrinin de sembolleridir. İstanbul, bir diğer dünya imparatorluğunun sona ermesine I. Dünya Savaşının bitişine şahit olmuştur.
İmparatorluk bölünmüş, iç ve diş düşmanlar kendi payları için mücadele ederken, Türk ordusunun asil bir komutanı da Türk ulusu için mücadeleye girişmiştir. Mustafa Kemal ismindeki bu milli kahraman, 4 yılı aşan Kurtuluş Savaşından sonra Türkiye Cumhuriyetini 1923 yılında kurmuştur. Başkentin Ankara’ya taşınması Istanbul’un önemini değiştirmemiştir. Bu eşsiz şehir büyüleyici görünümü ile yaşamını devam ettirmektedir.
NE YENİR?
İstanbul mutfağı, Dünyanın önde gelen mutfaklarındandır. İmparatorluk başkenti olan kente ülkenin her yanından gelen malzemeler, ustalar, tarzlar, ve lezzetler Osmanlı Türk mutfağının ortaya çıkmasına neden olmuştur. İmparatorluk mutfağının devamı olan ve yeni tatlara açık olan Osmanlı mutfağı her gün zenginleşmektedir.
İstanbul mutfağında, kuzu, koyun veya dana etine ilave edilen çeşitli sebzeler esas yemeklerdir. Pilav, börek çeşitleri, bulgur, kuru fasulye, zengin zeytinyağlı sebzeler yan öğünler olarak servis yapılır. Köfte ve şiş kebabı, döner kebap veya acılı, yoğurtlu, patlıcanlı diğer kebap çeşitlerinin makbulleri özel kebapçılarda bulunur. Hamur tartları, baklava, kadayıf ve benzerlerinin hakiki lezzetlisi, bu işi bazen birkaç nesildir devam ettiren küçük dükkanlardan temin edilir.
İstanbul’da da çeşitli milletlerin lokantaları mevcuttur. Fast-food, hızlı atıştırma servisi veren çok sayıda mekan mevcuttur. Ancak lezzetli yöresel yemekler tipik lokantalarda tadılır. Rakı ve ayran, en meşhur iki Türk milli içkisidir. Her ikisi de süt rengindedir: Alkollü olanı rakı; su katınca beyazlaşan sert bir içkidir. Diğeri ise sulandırılmış yoğurttan imal edilen serinletici; ayrandır. Rakı aperatif olarak kuru yemiş veya kavun ve beyaz peynir ile, yemek süresinde çeşitli meze çeşitleri ile alınabilir, başka içkiler ile birlikte içilmez. Şarabın ve biranın ana yurdu Anadolu topraklarıdır.
Meşhur Türk Kahvesi, küçük fincanlarda sade veya şekerli misafirlere her firsatta ikram edilir. “Bir fincan kahvenin 40 yil hatırı vardır” sözü kahvenin Türkler tarafından bilinen kıvamı ile kullanılmaya başlandığı 16. yüzyıldan beri söylenmektedir.
İstanbul’dan Yemek Tarifleri
Bakla fava
Malzemeler :
250 gr. iç bakla
1 adet küçük boy havuç
2 diş sarımsak
1 adet küçük soğan
1 kahve fincanı zeytinyağı
1/2 demet dereotu
1 adet limon
Hazırlanışı: baklalar iyice yıkanır ve tencereye alınır. Doğranmış havuç, sarımsak ve soğan ilave edilir. Karışımı 2 parmak geçecek kadar su ilave edilir ve kaynatılır. Kaynamaya başladıktan sonra üzerinde biriken köpükler bir kevgir yardımı ile alınır. Zeytinyağı ilave edilerek kaynatmaya devam edilir. Çırpma teli ile püre haline gelene kadar sık sık karıştırılır. doğranmış dereotu eklenir. Suyunu çektikten sonra püre haline gelen karışım yayvan bir tepsiye dökülür ve soğumaya bırakılır. Kare veya baklava dilimi şeklinde kesilir, üzerine limon suyu ve zeytinyağı dökülerek servis edilir.
Lakerda
Malzemeler:
1 kg. torik veya palamut
Tuz
Hazırlanışı: Balıklar temizlenir ve buzlu suda 24 saat bekletilir. Sudan çıkarılan balıklar iyice temizlendikten sonra tekrar buzlu ve tuzlu suda bekletilir. Her gün yeniden temizlenir ve bu işlem 4 gün boyunca tekrarlanır. En sonunda balıklar sudan çıkarılır ve iyice kurulanır. Cam veya teneke kaplara üzerine bol tuz dökülerek yerleştirilir. Yeneceği zaman ince dilimler halinde kesilerek servis edilir.
Beyinli Beykoz kebabı
Malzemeler:
500 gr. parça et
4 adet kuzu beyni
2 yemek kaşığı margarin
2 adet soğan
1 adet havuç
1 adet patates
tuz karabiber
Hazırlanışı: Beyinler sirkeli suda haşlanır ve kuşbaşı şeklinde doğranır. Soğan yemeklik doğranır. Yağda etle birlikte kavrulur. Üzerine 2 su bardağı su ekleyip 30 dakika kadar pişirilir. Bu arada üzerinde biriken köpükler alınır. Havuç ve patatesler doğranır. Kaynamakta olan etin üzerine tuz ve karabiber ile birlikte ilave edilir. Sebzeler yumuşadıktan sonra doğranmış beyinler, etlerin üzerine serpiştirilir ve birkaç dakika daha pişirilir. Sıcak olarak servis edilir.
NE ALINIR?
İstanbul’a sadece alışveriş amacıyla da gidilebilir. Bu işe başlamak için en iyi yer şehrin eski kısmındaki Kapalı Çarşı’dır. Labirent tarzı sokaklarda ve geçitlerde 4000′i aşkın dükkan bulunmaktadır. Kuyumcular Sokağı, Halıcılar Sokağı, Takkeciler Sokağı gibi isimler burada, önceleri, kendilerine özgü bölümlerde faaliyet gösteren farklı ticaret kollarını akla getirmektedir. Burası, hala, şehrin ticaret merkezi, her zevk ve keseye uygun bir şeyin bulunduğu orijinal bir alışveriş yeridir.
Türk el sanatları, dünyaca bilinen halılar, el boyaması parlak renkli seramikler, bakır ve pirinçten aynalar, lületaşından pipolar çok hoş birer hatıra parça ve hediyeliklerdir. İyi aydınlatılmış vitrinlerdeki altından mücevherler geçenin gözünü kamaştırır. En iyi kalitedeki deri ve süet eşyaların fiyatları oldukça makuldür. Çarşının ortasındaki Eski Bedesten’de nadir antika parçalar bulunur. Onlarca yıldan kalma kıymetli bir parça bulabilmeyi ummak burada gezip dolaşmaya değer doğrusu.
Eminönü’ndeki Yeni Cami’nin yanıbaşındaki Mısır Çarşısı veya Baharat Pazarı kişiyi mistik doğunun hayal alemine götürür. Tarçın, kimyon, safran, nane, kekik ve sayılabilecek diğer birçok ot ve baharatın baştan çıkarıcı kokusu havaya yayılır. Şehrin eski bölgesindeki Sultanahmet de ayrı bir alışveriş ziyaretgahı haline gelmiştir. 18′inci yüzyıl Mehmet Efendi Medresesi’ndeki İstanbul Sanatları Çarşısı ve yakınındaki, Sinan tarafından yapılan 16′ıncı yüzyıl Caferağa Medresesi’nde zanaatkarları çalışırken görmek ve yaptıklarından satın almak mümkündür. Sultanahmet Camii Arasta’sının kemeraltı iyi bir seyir ve uygun bir alışveriş imkanı yaratır.
Taksim – Nişantaşı – Şişli semtlerindeki seçkin dükkanlar pazar yerlerindeki kargaşanın tam tersini yansıtır. İstiklal, Cumhuriyet ve Rumeli Caddelerinde, Türkiye’nin yüksek kaliteli tekstillerinden üretilen şık modelleri satan dükkanlar zevkle ve rahatça gezilir. Nefis mücevherler, zarif modelli çanta ve ayakkabılar da bulunmaktadır. Ataköy’deki Ataköy Galeria’sı ve Etiler’deki Akmerkez İstanbul’daki en şık mağazaların şubelerini barındırmaktadır. Asya tarafındaki Bahariye ve Bağdat Caddelerinde ve Capitol Çarşı Merkezinde benzer mallar sunulmaktadır.
İstanbul’un bit pazarlarında hem yeni hem de eski, şaşırtıcı parçalar bulunabilir. Beyazıt’daki Sahaflar Çarşısı ve Çınaraltı’nda gezerken her gün yeni bir şeyle karşılaşılır. Pazar günleri, Sahaflar ve Kapalı Çarşı arasındaki işporta pazarında mallar el arabalarında ya da yaygılar üzerinde satışa sunulmaktadır. Horhor Çarşısı her yaş ve kalitede mobilya satan dükkanlarla doludur. Topkapı semtinde, Cihangir – Çukurcuma Sokağı ve Üsküdar – Büyük Hamam Sokağı ile Kadıköy – Çarşı Durağı civarında yer alan ve Eminönü ve Tahtakale arasındaki bit pazarları her gün açıktır. Bir Pazar günü Boğaz’ın yukarısına doğru arabayla gidildiğinde Büyükdere ve Sarıyer arasındaki bir diğer canlı pazar yeri de durup gezilmelidir
YAPMADAN DÖNME
İstanbul’un dini mimari şaheserlerinden Süleymaniye Camiini ve Sultanahmet Camiini görmeden,
Ayasofya ve Kariye Müzesi ni ziyaret etmeden,
Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve Rumeli Hisarını gezmeden,
Boğaz’da ve adalarda vapur gezisi yapmadan,
Galata Kulesinden ve Pierre Loti’de İstanbul manzarası seyretmeden,
Sanat ve kültür etkinliklerini izlemeden,
Eğlence hayatını merak edip, görmeden,
Ortaköy pazarına uğramadan,
Büyükadada fayton turu yapmadan,
Boğazda, Kumkapıda, çiçek pasajında balık, kanlıcada yoğurt, Beyoğlunda profiterol yemeden,
Kapalıçarşı’da halı, mücevherat, deri giyim eşyaları, Mısır Çarşısında lokum, baklava, pastırma, şekerleme almadan
Beyoğlunda ve tüm mega alışveriş merkezlerinde alışveriş yapmadan,
…Dönmeyin.
Fethiyede TaTiL
06 Ekim 2009 Yazan
Kategori Tatil Rehberi
|
Gemiler Adası Ölüdeniz ya da Gemiler Koyu’ndan teknelerle ulaşılan ada üzerinde M.S. 5 -11. yy.lar arası yapılmış Bizans dönemine ait kilise, şapel sivil yapı kalıntıları bulunmaktadır. Hıristiyanlığın ilk yayılma merkezlerinden biri olması nedeni ile önem taşımaktadır. St. Nicolas olarak da bilinen ada, Mavi Tur teknelerinin uğrak yeridir.
Araxa Fethiye’ye 40 km. uzaklıkta Antik Xanthos Çayının çıktığı yerde kurulmuştur.Bu olağan üstü su kaynağı mitolojik öykülere konu olmuştur. Bugün Ören Köyü sınırları içerisinde kalan kentten günümüze sur kalıntıları, hamam ve Bizans dönemine ait su yolu kalmıştır. Tlos Fethiye’ye 45 km. uzaklıktadır. Likya Federe Birliğinin 6 büyük kentinden biri ve birliğin “spor merkezi”dir. Uçan kanatlı atı Pegasus ile ünlenen Mitolojik kahraman Bellaforonte’nin yaşadığı kent olarak bilinir. Likya bölgesindeki en eski kent olduğu ve kuruluşunun İ.Ö. 2000′lerden önceye dayandığı arkeoloji kazıları ile tespit edilmiştir. Kent akropolünün doğal kayası üzerinde oluşturulan mezarlığı, Likya’nın en güzel ev tipi mezarları ile süslenmiştir. Nekropoldeki İ.Ö. yy.a tarihlenen kral tipi mezarın ise Bellaforonte’ye adandığı bilinir. Letoon Fethiye’ye 55 km. uzaklıkta, Likya Federe Birliğinin dinsel merkezidir.Tanrıça Leto,Tanrıça Artemis ve Tanrıça Apollon’a adanmış 3 tapınağı ile ünlüdür. Arkeoloji kazıları 1962 yılından bu yana sürdürülen Letoon’da bölgenin erken Hıristiyanlık dönemine ilişkin kiliseleri de ortaya çıkartılmıştır. Pinara Akdağ’ın eteklerinde Fethiye’ye 55 km uzaklıktadır. Likya’nın en büyük kentlerinden biridir.Bölgedeki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı kent olarak bilinir ve tanrıça Afrodit’e adanan ilginç mimari özellikteki tapınağı ile önem kazanmıştır. Yüzlerce “güvercin yuvası” biçiminde hazırlanmış halk tipi mezarları Nekropolis’ini benzersiz kılar. Cadianda Fethiye’den 25 km. uzaklıktaki Üzümlü sınırlarındadır. Likya Federe Birliğine en son katılan kent olarak bilinir. İlginç fizik yapısı içinde kurulan kent doğal nedenlerle oldukça yıpranmıştır. Fethiye Müzesince gerçekleştirilen kazılar sonrası ortaya çıkan Tiyatrosu, Agorası,Stadyum-Hamam kompleksi ve anıt mezarları ile son yıllarda bölgenin ilgi odağı haline gelmiştir. Kayaköy Kuruluşu kesin olarak bilinmeyen ve depremler sonucu birkaç ev tipi mezarı dışında bütünüyle yok olan antik Karmillassos’un üzerinde 14. yy. dan başlayarak kurulmuş bir Rum yerleşimidir. Eski adı Levissi’dir Yaşamı boyunca çevresindeki beş Türk köyünün halkı ile bütünleşen ve dostluk, kardeşlik, barış kavramları üzerinde insanlık dersleri veren Kaya köy bölgemizin gurur kaynaklarından biridir. 1922 yılında Türk ve Yunan hükümetleri arasında imzalanan bir “nüfus değişimi” anlaşması uyarınca, Kaya köyün Rum ahalisi ile Batı Trakya’da yaşayan Türk ahali karşılıklı olarak yer değiştirmiştir. Telmessos Antik Tiyatrosu Antik kaynaklar Telmessos’da büyük bir tiyatronun olduğundan bahsetmekteydi.1993 yılında Fethiye Müze Müdürlüğü başkanlığında yapılan sondaj kazılarında erozyonla dolmuş olan 3-4 metrelik toprak tabakası altında tiyatronun oturma sıraları bulunmuştur. 1995 yılına kadar sürdürülen çalışmalar sonucu tiyatrodan kalabilen tüm kalıntılar bugün gün ışığına çıkartılmıştır. Erken Roma döneminde inşa edilen, M.S. 2.yüzyılda onarım geçiren tiyatronun 5000 kişi kapasiteli olduğu ve Bizans döneminde arena olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Şimdiki haliyle 1500 kişinin kullanımına cevap veren Telmessos Tiyatrosu’nun onarımı için röleve projesi tamamlanmıştır. Camiler Cezayirli Cami Cami, 1791 yılında Cezayirli Hasan Paşa tarafından yapılmıştır. Hasan Paşa ayrıca Kemer Köprüsü, Yayla yolundaki Paşa Hanı, Yaka köyündeki su kemerleri gibi birçok yapıtı Fethiye’ye kazandırmıştır. Hanlar Fethiye’nin başlıca hanları; Ilıca Hanı (Üzümlü yolu üstünde), İncir Hanı, Karatoprak Hanı (İnbecik yolunda), Kemer-Seki yolunda Paşa Hanı, Daydur Hanı ve Naldöken Hanlarıdır. Kaya Mezarı Likya Kaya Mezarları Şehir içinde Likya döneminden kalma M.Ö. 4.yy. eserleri dikkati çeker. Bunlar, şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlardır.Çok sayıda düzgün basamaklarla mezarların en güzel ve en görkemlisi olan Amintas’a ulaşılır. Bu mezar aşağıdaki düzlükten de kolaylıkla görülür ve yaklaştıkça, büyüklüğü karşısında duyulan hayranlık artar. Soldaki sütunun orta kısmında, M.Ö. 4. yy. alfabesi ile “Herpamiasoğlu Amintas” yazılıdır. Bu kişinin kimliği tam olarak bilinmemektedir. İlçede görülmeye değer pek çok lahit mezar bulunmaktadır. Bunlardan en önemlisi Likya dönemine ait olanıdır. Deniz içerisinde yükselen mezarın ilginç bir görünümü vardır. İki katlı ön yüzünde dörtgen, ahşap kirişleri andıran oymalar ve gotik stili kemerli bir kapağı bulunmaktadır. Kapağın her iki yanı savaşları resmeden fresklerle bezenmiş olup, bunların kişinin yaşamı ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Kaleler Fethiye Kalesi Şehrin güneyinde yükselen kalenin, Aziz John’un şövalyelerine ait olduğu sanılmaktadır. Duvarlara oyulmuş birkaç yazı, tarihi belirsiz bir sarnıç dışında, tepenin doğu yüzünde küçük ve basit iki kaya mezarı bulunmaktadır. Plajlar Ölüdeniz-Belcekız Turizm otoritelerince “Tanrının Dünyaya bahşettiği cennet” olarak nitelendirilen Ölüdeniz, ülke dışına taşan ünü ile dünyaya mal olmuş bir turizm merkezidir.Kıyılara kadar uzanan yemyeşil çam ormanları, içinde yeşilin, mavinin ve morun her tonunun görülebileceği ılık denizi, uzun kumsalı ile Ölüdeniz bir Dünya harikasıdır. Son yıllarda, 1975 m. yükseklikteki Babadağı’nın doruklarından paraşütle atlayanlar, dünyanın en nefes kesici manzarasıyla karşılaşmaktadırlar. Yılın on ayı denize girme olanağı sunan bu eşsiz koyda çok sayıda turistik tesis, restoran, alışveriş merkezi ile sağlık kabini, duş-tuvalet, büfe, kabin vb. üniteler bulunmakta, ilçeye 14 km. uzaklıktaki merkeze gün boyu dolmuşlarla ulaşım sağlamaktadır. Kıdrak Belceğiz’in 3 km. güneyindeki koy, sık çam ağaçları, temiz kumsalı ve berrak denizi ile ideal bir günübirlik dinlenme yeridir. Faralya Kıdrak yolunun devamındaki şirin sahil köyü,vahşi doğası,elverişli iklimi,sıcakkanlı insanları ve tüm çekiciliği ile gezginlerin uğrak yeri konumundadır. Kelebekler Vadisi Ölüdeniz ‘den 3-4 mil uzaklıkta, etrafı 350 m. yükseklikte dağlarla çevrili bu ilginç kanyon adını, temmuz-eylül ayları arasında görülen “Jarsey Tiger” adlı kelebeklerden almıştır. Yaz kış akan küçük şelale, geniş kumsal, tertemiz deniz, pırıl pırıl çakıl taşları ve çevreyi süsleyen pembe zakkum çiçekleri ile küçük bir yeryüzü cenneti olan koya ulaşım, Ölüdeniz’den teknelerle sağlanmaktadır. Dünya gezginlerinin buluşma yeri olan vadide çadırlı kamp alanı, restoran, bar, roof, duş, kabin vb. olanaklar sunulmaktadır. Saklıkent İlçe merkezine 50 km. uzaklıkta, Kayadibi Köyü sınırları içerisindedir.18 km. uzunlukta, yüksekliği yer yer 600 m.yi bulan benzersiz kanyonun içerisine gizlenmiş bir doğa harikasıdır. Dimdik sarp kayalıkları, çınar ağaçları, pırıl pırıl akan coşkulu kaynak suları ile, doğa tutkunları için dağcılık, yürüyüş, yüzme olanakları sunan eşsiz bir turizm merkezidir. Yakapark İnsan emeği ve yaratıcılığı ile doğanın engin zenginliğinin birlikte oluşturduğu, su sesi ve kuş sesinin gizeminde unutulmaz anların yaşanacağı eşsiz bir dinlenme yeridir. Yaka Köyü’nden 2 km.lik bir yolla ulaşım sağlanmaktadır. Göcek İlçeye 30 km. uzaklıkta, Fethiye-Muğla karayolu üzerindedir. Şirin bir balıkçı kasabası görünümünde olan Göcek, son yıllarda yat turizminin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir. Doğal limanının yanı sıra etrafını çevreleyen çamlık tepeleri, yakınındaki ören yerleri, çok sayıdaki koy ve adaları ile eşsiz bir turizm cennetidir. Marinalarda yatçılara her türlü hizmet verilebilmekte, dileyenler küçük şirin tesislerde konaklayıp,balıkçı lokantalarında ve barlarda keyifli anlar yaşayabilmekte, günübirlik turlar ve su sporları ile tatillerini renklendirebilmektedirler. Adalar Birbirinden güzel, sayısız koylarla süslü Kapıdağ Yarımadası ve adalardan oluşan, balıkçıların “Karanlık İçi” olarak tanımladıkları kesim mavi yolcuların uğrak yeridir. Fethiye ve Göcek ‘ten düzenlenen günübirlik turlarla da ulaşılan Yassıca Adalar, Hamam Koyu, Kurşunlu Koyu, Yavansu, Bedri Rahmi Koyu, Tersane Adası, Göbün Koyu, Boynuzbükü, Göcek Adası, Domuz Adası, Zeytin Adası, Kızıl Ada yörede “12 Adalar” olarak ta anılmakta ve en önemli çekim alanı özelliğini taşımaktadır. Oyuktepe Koyları İlçedeki iki büyük tatil köyünün de yer aldığı yarımadadaki Mempaşa, Küçük Samanlık, Büyük Samanlık, Boncuklu , Kuleli Aksazlar, Akvaryum,Turunç Pınarı vb. doğal koylar,özellikle yöre halkının sıkça gittiği günübirlik mesire yeridir. Katrancı Koyu Şehre 17 km. uzaklıkta Muğla Karayolu üzerindedir. Denize kadar uzanan sık çam ağaçları ile kaplı koy,orman içi dinlenme alanı olup, duş, WC, kabin, içme suyu,büfe,kameriye,otopark gibi hizmetlerin de sunulduğu ideal bir çadırlı kamping ve günübirlik mesire yerleridir. Günlük (Küçük Kargı) Fethiye-Muğla karayolu üzerinde,şehre 19 km. uzaklıktadır. Dünyada eşine az rastlanan sık günlük ağaçları ile bezeli koy, kamping ve günübirlik mesire alanıdır. Yılın her mevsimi ayrı güzelliklerin sergilendiği benzersiz doğası ve eksiksiz sunulan hizmetlerle yerli ve yabancı herkesin ilgisini çekmektedir. Çalış Plajı İlçeye 5 km. uzaklıktaki,yeryüzünde günbatımının en güzel izlendiği yer olarak tanımlanan Çalış, 4 km.lik kumsalı ile sıcak yaz akşamlarında serin esintisi ile “Caretta Caretta”ları ile, su sporlarına elverişli denizi ile çok sayıda nitelikli konaklama tesisi, restoranları, barları,alış veriş ve ulaşım olanakları ile ilçe turizminin en gözde yerlerinden biridir. Hisarönü-Ovacık Ölüdeniz beldesinde yer alan bu iki tipik Türk köyü, son yıllarda bu en belirgin özelliklerini, yoğun konaklama, alış veriş ve eğlence merkezine dönüştürmüşlerdir. Turizmin en hareketli odak noktası haline gelen Ovacık ve Hisarönü, Ölüdeniz, Babadağ, Kaya köyü gibi çekim alanlarına yakınlıkları ile de ayrı önem taşımaktadır. |
|
aDANA mÜZELER Turu,Adana
06 Ekim 2009 Yazan
Kategori Tatil Rehberi
D-400 karayolu üzerinde Adana merkezindedir.Hitit, Roma ve Erken Bizans Dönemi eserleri mevcuttur.Adana’nın ve bütün Çukurova’nın tarihi eserlerinin sergilendiği Müze, Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1924 yılında kurulmuştur. Bu nedenle Türkiye’nin en eski on müzesinden birisidir. İlk olarak çevredeki sütun, sütun başlıkları ve lahitlerin Polis Dairesinde toplanmasıyla kurulan Müze, Adana’lı Alyanakzade Halil Kamil Bey’in müdür olarak atanması ve başarılı
çalışmaları sonunda, 1928′de Taşköprü’nün başındaki şimdi yıkılmış olan Cafer Paşa Camii’nin Medresesi’nde ziyarete açılmıştır.
1950 yılında, Kuruköprü’de şimdiki Etnografya Müzesi’ne taşınmıştır. Özellikle Tarsus/Gözlükule (1934), Mersin/Yumuktepe (1936), Ceyhan/Sirkeli (1938) ve Yüreğir/Misis (1958) höyüğü kazılarında bulunan, Çukurova’nın ilk çağlarına ait seçkin eserler müzede toplanmıştır. Müzenin etnografik eser açısından zenginleşmesine Müze Müdürü Ali Rıza Yalman’ın (Yalkın) büyük katkıları olmuştur. Müze 5 Ocak 1972 yılında şimdiki binasına taşınmıştır.
Bahçe
Müze girişinde Hitit dönemine ait Kapı Arslanı Silifke/Taşucu’ndan ve Uzuncaburç’tan getirilen iki adet Augustus heykeli ile zengin çelenkli lahitler, küpler, mancınık gülleri, yazıtlar, sunaklar ve çeşitli mimari parçalar sergilenmektedir.
Giriş Kat
Taş eserler salonudur. Buradaki Troya savaşlarını yüksek kabartma biçiminde betimleyen mermer lahit
Tarsus’tan getirilmiştir. “Akhilleus Lahti” adıyla bilinmektedir. Ayrıca Seyhan Baraj gölünde kalan Augusta antik kentinden getirilen Medusalı Lahit ile Karataş/Magarsus antik kentinden getirilen insan boyutundaki bronz Karataş heykeli bu salonun en çok ilgi gören eserlerindendir.
Kronolojik Eserler Salonu
İlk çağlardan Osmanlı dönemine kadar Çukurova’da kurulan uygarlıklara ait eserleri kapsamaktadır. Sergilen eserler arasında; adak eşyaları, kap, kandil, tanrı, tanrıça, insan ve hayvan figürleri de bulunmaktadır. Adana/Tepebağ’da bulunan “Lir Çalan Orpheus Mozaği” de bu salondadır.
Bölgesel Eserler Salonu
Adana Müzesi’ne ait olup kazılar ve satın alma yoluyla gelen eserler sergilenmektedir. Zengin formlu cam örnekler, Selçuklu çinileri ve çeşitli uygarlıklara ait mühürler de bu salonda yer almaktadır.
Sikke, Mühür ve Mücevher Eserler Salonu
İlk defa paranın görüldüğü Lidya dönemiyle bundan sonraki çeşitli dönemlere ait sikkeler, takılar ve Adana’nın ilçelerinde bulunan defineler bu salonda sergilenmektedir. Hitit İmparatorluk dönemine ait “Dağ Kristali Heykelciliği” çok ilgi görmektedir.
Etnografya Müzesi
Eski Müze adıyla anılan müzede, Çukurova köylerine ve Toroslar da yaşayan Yörüklere ait oldukça zengin eşyalar bulunmaktadır.
İl merkezinde, Kuruköprü mevkiindeki 1845 yılında yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılından sonra müze olarak düzenlenmiştir.
1972 yılında eserlerin yeni müze binasına taşınmasının ardından kilise restore edilmiş, 1983 yılında ise Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüştür.
Taş Eserler
Bahçede kûfi, sülüs ve nesih hatla yazılmış kitabe ve mezar taşları teşhir edilmektedir. Güney ve kuzey kısımda sade, sikke başlıklı, mecidiye tipi, kavuklu, fes ve barok başlıklı, 17. yy.’dan kalma Osmanlı kadın ve erkek mezar taşları yer almaktadır. Bunlar arasında yörenin ileri gelenlerinden Adana Valisi Süleyman Paşazade Ahmet Paşa, Karaisalı Kaymakamı Hasan Fevzi Bey, Adana Askeri Alaybeyi Miratizade İbrahim
Bey, Adana Defterdarı Sofyalı Mustafa Bey, Orman Başmüfettişi Akif Efendi’ninkiler de vardır.Batı kısmında Türk-İslâm eserlerine ait kitabeler sergilenmektedir. Bunlar arasında Misis hanı, Adana Vilayet konağı, Bahripaşa çeşmesi, Taşköprü ve Misis köprüsü tamir kitabeleriyle Osmanlı devlet arması da bulunmaktadır.
Etnografik Eserler
1 Nolu vitrin: Ham deri çarık, zemzem takımı, bakır kahve ibriği, ahşap kahve değirmenleri, mangal, hedik, ellik, körük, kirkit, keserler, gelin takunyası, güneş ölçme aleti.
2 Nolu vitrin: Ney, kaval, aşiret zurnaları.
3 Nolu vitrin: Altın küpe, kolye ve bilezikler.
4 Nolu vitrin: Gümüş kemerler ve kemer tokaları.
5 Nolu vitrin: Gümüş hamaylı kolyeler ve tesbihler.
6 Nolu vitrin: Gümüş halhal, yüzük, tepelik ve bilezik, ağızlık, sürmedan, köstekli saat.
7 Nolu vitrin: Yaylı kabak kemane, yaylı tanbur, kemençe.
8 Nolu duvar vitrini: Kılıç ve kalkan.
9 Nolu vitrin: Cepken, sırma işlemeli kadın giysisi, manken üzerinde simle dokunmuş kadın kıyafeti.
10 Nolu vitrin: Manken üzerinde iki adet bindallı ve cepken.
Istar Bölümü
El dokuma tezgâhları, ıstar, mekik, kirkit, yay, ılkıdır, kirmen, çıkrık ve duvarda kilim örnekleri yer almaktadır.

Yörük Çadırı
Kurulmuş halde kara kıl çadır, içinde çeyiz çuvalları, yerde keçeler, kilimler, duvar yastıkları, fener, keklik kafesi, hızman, tüfek ve barutluk. Çadırın önünde deri çarık ayakkabı, ağaç su kabı, dibek, yayık, haviye ve kaşıklık. Çadırın sol tarafında deri yayık başında Türkmen kızı, el değirmeni, duvarda eli belinde koç boynuzu motifli kilim yer almaktadır.
Şark Odası
Ortada bir mangal ve giyinmiş kuşanmış Türkmen kızı mankeni bulunmaktadır. Duvarda ise geyik derisi ve yazılı bakır tepsi vardır.
1-2-3 Nolu vitrin: Taş baskılı ve tezhipli Kuranıkerimler ve Güzler.
4 Nolu vitrin: Kılıç, kama ve hançer örnekleri.
5 Nolu vitrin: Barutlu dolma tüfekler ve barutluklar.
6 Nolu vitrin: Çakmaklı tabancalar.
7 Nolu duvar vitrini: Kılıç ve kalkan.
8 Nolu vitrin: Sırma ve sim işlemeli peşkir ve para keseleri.
9 Nolu vitrin: Aşiret kadınının genel giysileri.
Panolar
Toroslarda yaşayan aşiretlerin el dokuma, cicim, zili, sumak, ilikli, düz dokuma kilim örnekleri, halı, heybe, seccade, yastık örnekleri teşhir edilmektedir. Ayrıca keçe seccade ve çeyiz çuvalı vardır.
Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi
Atatürk’ün burada kaldığı süre içerisinde kullandığı eşyalar sergilenmektedir.
Müze binası, Seyhan Caddesi üzerinde 19. yy. da yapılmış geleneksel Adana evlerindendir. İki katlı, çıkmalı, kırma çatılı, kâgir bir yapıdır.
Bu özellikleri nedeniyle yapı Bakanlıkça “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı” olarak tescil edilmiş ve koruma altına alınmıştır. 15 Mart 1923′te Atatürk eşi ile birlikte Adana’ya geldiğinde, Ramazanoğulları’ndan
Suphi Paşa’ya ait olan bu binada ağırlanmışlardır. Bina Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi Koruma ve Yaşatma Derneği’nce zamanın Kolordu Komutanı Bedrettin Demirel’in önderliği ve halkın yardımıyla kamulaştırılıp restorasyonu yapılmış ve 1981 yılında Müze Müdürlüğü’ne bağlı bir müze olarak hizmete açılmıştır.Atatürk’ün Adana’ya gelişi her yılın 15 Martında resmî törenle bu binada kutlanmaktadır.
Alt Kat
Çalışma Odası: Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonraki yıllarda çıkan yerel gazetelerden Yeni Adana, Türk Sözü, Çukurova, Dirlik gazetelerinin yer aldığı bölümdür.
Kütüphane: Osmanlıca ve Türkçe (Latin harfleriyle) yazılı 2000′e yakın kitap vardır. Kitapların çoğu bağış yoluyla sağlamıştır.
Üst Kat
Sofa: Emekli subay Nevzat Duruak tarafından yapılmış olan Atatürk’ün mumdan heykeli yer almaktadır.
Yatak Odası: Pirinç karyola, sim işlemeli yatak, masa örtüsü, ayrıca Maraş işi iki koltuk ve elbise dolabı bulunmaktadır.
Çalışma Odası: Maraş işi koltuk, masa, sandalye, telefon, dolap ve Atatürk’ ün portresi bulunmaktadır.
Basın Odası: Vitrin içerisinde Yeni Adana Gazetesi’nin ciltlenmiş Pozantı nüshaları ve çalışanlarının çerçeveli resimleri bulunmaktadır.
Mücahitler Odası: Gani Girici’nin ve bazı mücahitlerin portreleri, Gani Girici’ ye ait madalya ve Atatürk’ün ölüm anına, 9:05′e ayarlanarak durdurulmuş bir saat bulunmaktadır.
Oturma Odası: Cevizden sandalye, nargile, madeni mangal, kilim ve halılar bulunmaktadır.
Hatay Odası:Atatürk Adana’ya geldiğinde, Ayşe Fıtnat hanımın başkanlığında bir grup Fransız işgalindeki Hatay’dan gelerek Atatürk’ ün huzuruna çıkmış ve ona siyah gül hediye etmiştir. Buna karşılık, Atatürk de “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz.” demiştir. Bu olayı anlatmak için mankenler konmuştur. Ayrıca ceviz oymalı sehpa, Türk bayrağı ve Hatay’dan gelen heyetin çeşitli boylarda fotoğrafları bulunmaktadır.
Silah Odası:Cins ve ebatları değişik tüfekler, tabancalar, paşa apoleti, Atatürk’ ün doğduğu evin maketi, Anıtkabir’e Osmaniye’den giden taşın numunesi ve vitrin içerisinde çeşitli yıllara ait madeni paralar bulunmaktadır.
Yaver Odası: Atatürk’ün yaverinin kaldığı oda içerisinde pirinç karyola, sim ve gümüş işlemeli yatak örtüsü, ceviz kaplamalı elbise dolabı, madeni ibrik ve leğen bulunmaktadır.
Kuva-yi Milliye Odası: Atatürk, İsmet İnönü ve Kuva-yi Milliye döneminde emeği geçen ve Kuva-yi Milliye hareketini başlatanların büstleri bulunmaktadır.Atatürk Müzesi pazartesi günleri hariç diğer günler ziyarete açıktır. Türk öğrenci ve askerleri müzeyi ücretsiz olarak ziyaret etmektedirler.
Misis Mozaik Müzesi
1959 yılında Misis höyüğünün batı yönündeki sırtta açılmıştır. 4. yy. sonlarına ait bazilika tipinde bir tapınağın zemin mozaikleri bulunmaktadır. Mozaiklerde Hz. Nuh’un tufan esnasında gemisine aldığı hayvanlar betimlenmiştir. Müze Adana Ceyhan arasındaki tarihi İpek yolu üzerinde, Adana’ya 26 km. uzaklıktadır.
Burada sergilenen eserler arasında Misis Antik kenti sınırları içerisinde yer alan bir Bazilika’ya ait zemin mozaikleri de vardır. Eser 1956 yılında Misis Höyüğü’nde kazı yapan Alman arkeoloji heyetinden Prof. Dr. H. Theodor Bossert ile Dr. Ludwig Budde tarafından ortaya çıkarılmıştır.

Mozaiğin tam ortasında bir masa veya sehpa şeklinde yapılmış bir kümes ve etrafında Nuh Peygamber’in tufanda gemisine aldığı 23 adet kuş ve kümes hayvanları, bu grubun etrafında ise vahşi ve evcil hayvanlar yer almaktadır. Eser M.S. 4. yy.’a aittir. Müzede Misis Höyüğü’nde yapılan kazılar sonucu elde edilen kimi eserler de sergilenmektedir.
İstanbulda Tur
06 Ekim 2009 Yazan
Kategori Tatil Rehberi
İstanbul Arkeoloji Müzesi :
T.C Kültür Bakanlığı , Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü Sultanahmet Semti’ndeki Gülhane Parkı girişinin sağından Topkapı Sarayı Müzesi’ne çıkan Osman Hamdi Bey Yokuşu üzerindedir. İstanbul Arkeoloji Müzeleri; Arkeoloji Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olmak üzere üç müzeden oluşmaktadır . 19. yüzyıl sonlarında ünlü ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey tarafından Müze-i
Hümayun (İmparatorluk Müzesi) olarak kurulan İstanbul Arkeoloji Müzeleri 13 Haziran 1891′de ziyarete açılmıştır. “İlk Türk Müzesi” olarak taşıdığı önemin yanısıra dünyada müze olarak inşa edilmiş az sayıdaki müze binası arasında yer almasıyla da büyük önem ve ayrıcalığa sahiptir. Çeşitli kültüre ait bir milyonu aşkın eseriyle bugün de dünyanın en büyük müzeleri arasındaki seçkin yerini korumaktadır. Müze koleksiyonları arasında Balkanlar’dan Afrika’ya, Anadolu ve Mezopotamya’dan Arap Yarımadası’na ve Afganistan’a kadar Osmanlı İmparatorluğu sınırlan içinde yer alan bölgelerden değişik uygarlıklara ait zengin ve çok önemli eserleri barındırmaktadır.
Arkeoloji Müzesi iki ayrı binadan oluşmaktadır ;
I ) ANA BİNA (ESKİ BİNA)
Osman Hamdi Bey tarafından 1891 yılında yapımına başlanmış, 1902 ve 1908 yıllarındaki ilavelerle bugünkü durumuma gelmiştir. Mimarı Alexadre Vallaury’dir. Binanın dış cephesi İskender Lahti ve Ağlayan Kadınlar lahitlerinden esinlenerek yapılmıştır. İstanbul’daki Neoklasik yapıların güzel bir örneğidir.

İki katlı binanın üst katında küçük boyutlu taş eserler, çanak çömlekler, pişmiş toprak heykelcikler, Hazine Bölümü ve yaklaşık 800.000 sikke, mühür, nişan, madalya ve sikke kalıplarının bulunduğu Gayri İslami ve İslami Sikke Kabineleri ile 70.000 civarında kitabı bulunan kütüphane yer almaktadır. Binanın alt kat salonlarında; İskender Lahti, Ağlayan Kadınlar Lahti,
Satrap Lahti, Lykia Lahti, Tabnit Lahti gibi Sayda kral mezarlarında bulunan ünlü lahidler sergilenmektedir. Lahitler sergilemesinin yanı sıra, önemli antik kent ve bölgelerden gelen heykel ve kabartmaların yer aldığı Antik Çağ heykelciliği sergilemesi de alt katta bulunmaktadır.Bu sergilemede Arkaik Dönemden Bizans Dönemine kadar olan heykel sanatı gelişimi kronolojik sıralama içinde en seçkin örneklerle verilmektedir.
II ) EK BİNA ( YENİ BİNA )
Ana binanın güneydoğu bitişiğinde yer alan ek bina 6 katlıdır. Zemin altındaki iki katta depolar yer almaktadır. Binanın dört katı ise sergileme salonu olarak düzenlenmiştir. Binanın 1. katında “Çağlarboyu İstanbul”, 2.katında “Çağlarboyu Anadolu ve Troia” ile en üst katta “Anadolu’nun Çevre Kültürleri; Kıbrıs, Suriye – Filistin” sergileme salonları bulunmaktadır . Ek binanın giriş katında ise Çocuk Müzesi ile mimari eserler sergilemesi yeralmaktadır. Ağustos 1998′de
ziyarete açılan Thrakia-Bithynia ve Bizans sergileme salonu “İstanbul’un Çevre Kültürleri” adı altında giriş katının hemen altındaki kotta gezilebilmektedir. Müze 100. kuruluş yıldönümü olan 1991 yılında alt kat salonlarında yapılan yeni düzenleme ve ek bina sergilemesi ile Avrupa Konseyi Müze Ödülü’nü almıştır
AYA İRİNİ ANITI (ST. İRENE) :
Topkapı Sarayı I. avlusunda yer alan Aya İrini VI. yüzyılda İmparator Iustinianus zamanında inşa edilmiştir. Yapı atrium, narteks, üç nefli naos ve apsisten oluşmaktadır. Malzeme ve mimarisi ile tipik bir Bizans yapısıdır. 1453 yılında İstanbul’un fethinden sonra kilise camiye çevrilmediği için yapıda önemli bir değişiklik yapılmamıştır. Uzun süre ganimet ve silah deposu olarak kullanılmıştır. Tophane müşirlerinden Damat Ahmet Fethi Paşa 1846
yılında Türk müzesinin ilk nüvesini oluşturan eserleri burada sergilenmiştir. 1869 yılında Aya İrini, Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) adını almıştır. Zamanla, sergi mekânlarının yetersiz kalması nedeniyle buradaki eserler 1875 yılında Çinili Köşk’e taşınmıştır. 1908 tarihinden itibaren Aya İrini Askeri Müze olarak kullanılmıştır. Daha sonra bir süre boş kalan yapı onarılmış ve Ayasofya Müzesi Müdürlüğü’ne bağlı bir birim haline getirilmiştir. Ayasofya Müzesi Müdürlüğü’nün izni ile gezilebilir.
AYASOFYA MÜZESİ :
Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya; Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür. Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır. Bu nedenle, Ayasofya, tarihi geçmişinin yanı sıra, mimarisi, mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir.
Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935′ten bu yana müze olarak tarihi işlevini sürdürmektedir.
Bizans tarihçileri (Theophanes, Nikephoros, Gramerci Leon) ilk Ayasofya’nın İmparator I. Konstantinos (324-337) zamanında yapıldığını ileri sürmüşlerdir. Bazilika planlı, ahşap çatılı bu yapı, bir ayaklanma sonunda yanmıştır. Bu yapıdan hiçbir kalıntı günümüze gelmemiştir. İmparator II. Theodosius, Ayasofya’yı ikinci defa yaptırmış ve 415′te ibadete açmıştır. Yine bazilika planlı bu yapı 532′de Nika ihtilali sırasında yanmıştır. 1936 yılında yapılan kazılarda bununla ilgili bazı kalıntılar ortaya çıkmıştır. Bunlar mabede girişi gösteren basamaklar, sütunlar, başlıklar, çeşitli mimari parçalardır. İmparator Iustinianus (527-565) ilk iki Ayasofya’dan daha büyük bir kilise yaptırmak istemiş, çağın ünlü mimarlarından Miletos’lu İsidoros ve Tralles’i Anthemios’a günümüze ulaşan Ayasofya’yı yaptırmıştır. Anadolu’nun antik şehir kalıntılarından sütunlar, başlıklar, mermerler ve renkli taşlar Ayasofya’da

kullanılmak üzere İstanbul’a getirilmiştir. Ayasofya’nın yapımına 23 Aralık 532′de başlanmış, 27 Aralık 537′de tamamlanmıştır. Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekân, iki yan mekân (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir. İç mekân, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30.31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür.
Ayasofya’nın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır. En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir. Figürlü mozaikler IX.-XII. yüzyıllarda yapılmıştır. Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir.
Ayasofya İstanbul’un fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli onarımlar görmüştür. Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı sanatının en güzel örneklerini içerir. Bunlardan kubbedeki ünlü Türk Hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin Kuran’dan alınma bir suresi ile 7.50 m. çapındaki yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır. Bu levhalarda, Allah, Muhammed, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Ebu Bekir, Hüseyin’in isimleri yazılıdır. Mihrabın yan duvarlarında ise Osmanlı padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği levhalar vardır.
Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmet, Sultan III. Murat ve şehzadelerin türbeleri, Sultan I. Mahmut’un şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecid’in hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofya’daki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Müze pazartesi dışında hergün 09.30-16.30 saatleri arasında gezilebilir
Bu Adaya Yürüyerek GidiLiyor
05 Ekim 2009 Yazan
Kategori Tatil Rehberi
Bodrum’un Gümüşlük Belde Belediye Başkanı Mehmet Tire, denizden yürüyerek ulaşılabilen Tavşan Adası’nı her gün 300-400 kişinin ziyaret ettiğini belirterek, ”Adayı önümüzdeki yıl yapacağımız çalışmayla koruma altına alacağız” dedi.
Mehmet Tire, Tavşan Adası’na yerli ve yabancı turistlerin uzun yıllardır yoğun ilgi gösterdiğini ve bunun memnuniyet verici olduğunu söyledi. Gümüşlük’ün tarihi, kültürü ve doğasıyla turizm açısından önemli bir belde olduğunu belirten Tire şöyle konuştu:
”Gümüşlük’ün önemli yerlerinden Tavşan Adası’nı her gün yaklaşık 300-400 kişi ziyaret ediyor. Adayı koruma çalışmalarına gelecek yıl başlayacağız. Adaya olan ilgi her geçen gün artıyor. Bizde korumacı bir belediye anlayışıyla gerekli planlarımızı yapıyoruz ve önümüzdeki yıllarda uygulamaya geçireceğiz.”
Gümüşlükte faaliyet gösteren Turizmci Zeki Akbaba da, adaya olan ilginin bu yıl daha da arttığını gözlemlediğini kaydetti. İnsanların adaya denizin içinden yürüyerek gitmekten keyif aldıklarını ifade eden Akbaba, ”Ada, Türkiye’nin yürüyerek gidilebilen tek adası olma özelliğini gösteriyor. Ayrıca adada yaklaşık 15-20 tane tavşan var. Adaya giden insanlar tavşanları da seviyor” diye konuştu.

TAVŞAN ADASI
Ada, binlerce yıl önceki depremlerden sonra oluşmuş. Her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği, tarihi, doğası ve tavşanlarıyla ünlü ada, turistlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. Efsaneye göre Kral Mousolos;un sevgilisi Artemisya ile sık sık gittiği, günbatımı manzarasını seyrettiği adada, tavşanlarla oynayıp onları besleyen turistler, adanın çevresinde güneşlenip bol bol denize giriyor.”
Dünyanın çatısı’ndaki tapınaklar kenti:Katmandu
05 Ekim 2009 Yazan
Kategori Tatil Rehberi
Bin 500 metre yüksekliğiyle ‘dünyanın çatısı’ olarak da adlandırılan Katmandu, ‘Tapınaklar Kenti’ unvanını da fazlasıyla hak ediyor. Sadece Katmandu Vadisi’nde 2 bin 500 tapınak bulunuyor.
Dünyada dikdörtgen olmayan tek bayrağına sahip olan Nepal’in başkenti ve en büyük şehri olan Katmandu, sizi her yönüyle şaşırtacak büyülü bir kent. 1.5 milyon nüfuslu Katmandu’da UNESCO tarafından koruma altına alınan çok sayıda Budist ve Hindu tapınağı bulunuyor.
Katmandulular, çok sayıda tanrıya inanıyor. Meydanlarda bulunan ağaçlardan biriyse, tanrı olarak inandıkları Şiva… Uzun yıllardır gezginler tarafından kutsallık atfedilen kent, sağlı sollu terzi dükkanları, minik atölyeler, barlar ve hostellerle dolu. Meydandaki merdivenlere serilip saatlerce oturabileceğiniz yer ise Shiva tapınağı merdivenleri.
Albena Club Hotel
01 Ağustos 2009 Yazan admin
Kategori Tatil Rehberi
Albena Club Hotel



Bölge: Çanakkale, Ayvacık, Assos

Konum: Özel Plaj, Sahilde, Assos

Adres: KADIRGA KOYU ASSOS/ÇANAKKALE

Telefon: (286) 721 74 56 – 57

Fax: (286) 721 74 58


E-Mail: albena@albenahotel.com

Konaklama: Yarım Pansiyon

Yatak Sayısı: 57 Oda, 152 Yatak, 57 Standart Oda, 1 Balayı Suiti

Oda Özellikleri: Telefon, Duş ve Tuvalet, Saç Kurutma makinası, Yangın Alarmı, Minibar, Uyandırma Servisi, Balkon, 24 Saat Oda Servisi, TV, Uydu TV, Merkezi Isıtma, Merkezi Klima

Manzara: Deniz Manzarası, Bahçe Manzarası

Yeme,İçme: 2 Restaurant Kapalı kap:150, Açık kap: 200, Snack Bar, Lobi Bar, Havuz Bar, Disco Bar, Türk, Deniz Ürünleri Mutfaklar

Toplantı: 1 Toplantı Salonu Toplam kap: 120, Masa Mikrofonu, Kürsü

Servis: Sağlık Odası, Uyandırma Servisi, Internet, Evcil Hayvan Kabulu, Çamaşır ve Ütü Servisi, Resepsiyonda Emanet Kasası, Jeneratör, Açık Otopark

Aktiviteler: 1 Açık Yüzme Havuzu ve Çocuk Bölümü, Sauna, Bahçe, Çocuklar için oyun alanı, TV Odası, Disko

Spor Alanları: Masa Tenisi, Bilardo, Plaj Voleybolu, Avcılık. Kano, Su bisikleti

Çevre: Avcılık, Trekking
Akberlin Hotel
01 Ağustos 2009 Yazan admin
Kategori Tatil Rehberi
Akberlin Hotel




Konum: Şehir Merkezine Yakın, Sahilde, Antalya

Adres: GÜRSU MAH. 306 SK. NO:14 KONYAALTI/ANTALYA

Telefon: (242) 229 07 93 – 228 49 79

Fax: (242) 229 01 49



Yatak Sayısı: 57 Oda, 125 Yatak

Oda Özellikleri: Telefon, Direkt Telefon, Duş ve Tuvalet, Saç Kurutma makinası, Balkon, 24 Saat Oda Servisi, TV, Uydu TV, Müzik Yayını, Split Klima

Yeme,İçme: 2 Restaurant Kapalı kap:130, Açık kap: 250, Kahvaltı Salonu (toplam kap: 250), Snack Bar, Kafeterya. Lobi Bar, Havuz Bar

Servis: Doktor, Internet, Çamaşır ve Ütü Servisi, Resepsiyonda Emanet Kasası, Açık Otopark

Aktiviteler: Açık Yüzme Havuzu ve Çocuk Bölümü, Bahçe, Çocuklar için oyun alanı, TV Odası

Spor Alanları: Masa Tenisi, Voleybol









