Müebbet fıkra
Zamanın en büyük Mafya babası çok ağır bir suçtan yargılanmaktadır ve idamı istenmektedir. Jüri üyelerinin içinde Temel de vardır. Mafyanın adamları mahkemeden önce Temeli bir kenara çekerler ve şöyle derler: – Temel ne yap et Baba için alınacak kararı müebbet’e çevir yoksa bu senin sonun olur derler!!! Temel’in içine korku düşmüştür: Acep ne yapsam da bu adamı kurtarsam” diye düşünür. Dava başlar günlerce devam eder ve nihayet Jüri üyeleri karar vermek üzere odalarına geçerler. Aradan uzun bir süre geçtikten sonra jüri geri gelir ve kararını okur: – Müebbet hapis derler. Bunu duyan Babanın adamları ne yapacaklarını şaşırırlar doğru Temel’e gidip: -Afferim sana Temel şimdi gözümüze girdin derler. Ehh be Temel iyi güzel de bu işi nasıl başardın, diye sorarlar. Temel: – Sormayın bre uşaklar, der millet Beraat Beraat diye tutturdu Müebbete çevirmek kadar aklan karayı seçtim der
Yetenekli Çocuk
Yetenekli Çocuk
İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen,
- Resim dersi… “çocuklar konu serbest, hayvan resimleri çizin bakayım” dedi.
10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırdı. Öğretmen yanına geldi. Resim kâğıdının üzerinde bir sinek duruyordu. Çocuğun bu sinekten şikâyetçi olduğunu zanneden Öğretmen eliyle sineği kovaladı ama hayvan hiç hareket etmedi. Biraz daha dikkatli bakınca da sineğin
gerçek olmadığını fark etti. Bu bir sinek resmiydi.
Öğretmen şaşkınlıkla sordu:
-Sen mi yaptın oğlum bu resmi?
-Evet öğretmenim.
-Peki bir de at resmi yap bakayım.
Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki.
At, sanki kâğıttan fırlayıp çıkacak. O kadar canlı…
Şaşıran öğretmen:
“Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım.” dedi.
Son dersten sonra Ahmet’le beraber yola koyuldular. Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler. İçerde, yatakta, üzerinde yorganı bir adam yatıyordu.
Öğretmen konuşmaya başladı:
-Geçmiş olsun efendim.
-Teşekkürler.
-Ben oğlunuzun…
-Allah kahretsin oğlumu.
-Aman böyle söylemeyin, yaptığı resimler…
-Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın.
-Ama beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun…
-Yeteneğine başlatmayın şimdi.
-Peki ne oldu, niçin böyle kızgınsınız oğlunuza?
-Neden olacak, dün gece eve biraz çakırkeyif geldim. Bu eşsoğlusu sobanın üzerine kadın resmi çizmiş… yandım
Mühendisler Fıkrası
Bir Makine Mühendisi, bir elektrik mühendisi ve bir bilgisayar mühendisi eski bir araba ile yola çıkmışlar. Issız bir otobandan geçerken,araba aniden durmuş, çalışmaz olmuş..

Makine Mühendisi;
“Ben simdi hallederim!”diyerek atılmış, önce arabanın altına yatmış, kaputu açmış,
bir kaç girişi sıkıştırıp, bir kaç yere çekiçle filan vurmuş ama tık yok!
Başı eğik arabaya geri dönmüş. Bunun üzerine elektrik mühendisi atılmış hemen, o da elektrik girişlerini, sigortaları kontrol etmiş, kablolarla oynamış ama hareket yok!
Bunun üzerine ikisi birden dönüp, bilgisayar mühendisine bakmışlar. Sıranın kendisine geldiğini anlayan bilgisayarcı;
“Eeee şey, arabadan bir çıkıp tekrar girsek?”
Hoca Kaynanasını Arar
Hoca Kaynanasını Nasıl Arar?
Hoca’nın kaynanası çamaşır yıkarken ırmağa düşmüş, sulara kapılıp yitip gitmiş Kasaba halkı toplanıp aramaya koyulmuşlar kadıncağızı Hoca da aramakta, ama herkes gibi ırmağın aktığı yöne değil de geldiği yöne doğru giderek
Görenlerden biri şaşırmış bu işe ve seslenmiş Hoca’ya :
“Hocam sen ters yöne gidiyorsun!”
Başını adamdan yöne çeviren Hoca şu karşılığı vermiş :
“Sen benim kaynanamı tanımazsın birader Dünyanın en ters kadınıydı o Mutlaka cesedi de ters yöne gitmiştir”
Felaket Haberi
Gurbette çalışan iki Karadenizli den biri izinden dönmüş,hemşerisine memleketten haberler veriyordu.
-Memlekete kar yağdı;kurtlar,çakallarköye indi!deyince araların da şu söyleşi geçti:
-Bir zarar verdiler mi?
-Sizin cil horozu çakal kaptı!
-Peki,Karabaş neredeymiş?
-Eşek Karabaş ı tekmeyle öldürmüş!
-Eşek değirmen de değil miydi?
-Değirmenden babanın tabutunu getirmişti!
-Uy babam öldü mü?
-Öldü ya…****** ölümüne dayanamadı da!
-Ah anam ah o da mı öldü?Desene ocağım söndü.Evim boş kaldı.
-Hayır,boş kalmadı.O da yangın da yandı,kül oldu
Neremi Beğenmiyorsun fıkrasını oku
Kadın kavga esnasında bağırarak kocasına sormuş, “Benim neremi beğenmiyorsun? Güzel yüzümü mü, yoksa seksi vücudumu mu?”
Adam karısını başından ayaklarına kadar süzmüş, bir müddet sustuktan sonra sakin sakin cevaplamış,
“Devamlı espri yapmanı…!”
Yaşlı doktor ve genç doktordan tavsiye XD
Yaşlı doktor kasabayı terketmek üzereyken yerine gelen genç doktoru almıs
hastalarını tanıstırmak üzere evden eve dolastırmaya baslamıs. İlk girdikleri evde bir kadın:
- ‘Doktorcuğum çok mide agrısı çekiyorum’ demiş. Eski doktor da;
- ‘Bence biraz fazla meyva yiyorsunuz da ondan…’ demis.
Disari çıktıkları vakit yeni doktor ‘Abi’ demiş, ‘Kadını muayene bile etmeden nasıl böyle bir neticeye vardin ?’
Yaşlı doktor anlatmış: ‘Oğlum, numaradan gözlüğümü yere düşürdüm bir de baktim ki yatagin altı meyva kabukları ile dolu..’
ikinci evdeki hastayı genç doktorun muayene etmesine karar vermişler. Bu evdeki kadin ‘Çok halsizim’ deyince doktor
- ‘Belki de Kilise faaliyetleriniz sizi çok yoruyor, biraz ara verin’ demiş.
Dişarı çıkmışlar yaşlı doktor genç doktora ;
- ‘Doğru söyledin’ demiş ‘Bu kadın kiliseden dışarı çıkmaz. Ama nasıl anladın?’ Genç doktor ;
- ‘Ben de çaktırmadan yatağın altına baktım ve kilisenin papazını gördüm’ demiş.
Siz hastaneye mi gelmiştiniz,muayenehaneye mi? xD
şişman bir adam, cok şöhretli bir
doktorun muayehanesine gidiyor, konu
zayiflamak istemesi.
Doktor,bir hafta kullanmak üzere, isimsiz
bir hap veriyor kendisine.
ilk kullandığı gece, uyur uyumaz rüya
görmeye başlıyor adam.
Bir saray icinde, etrafinda onlarca cariye,
sabaha kadar bir onla,
bir bunla sabah uyandiginda, kan ter icinde.
Her gece ayni sey, bir haftanin sonunda
butun
fazla kilolar atilmis durumda.
Gunler sonra yolda sisman bir arkadasina
rastliyor ve nasil kilo verdigi soruluyor.
Arkadasi anlatiyor, o da doğru doktorun
calistigi hastaneye gidiyor
ve ona da ayni tedavi.
Ilk gece, adam rüyasında bir sarayda.
Etrafında onlarca adam,
Bizim şişman önde , onlarca adam peşinde….
Başlıyor saray içinde bir koşuşturma.
Üçüncü gün sonunda adam zayıflıyor
ama dayanamıyor ve telefon
ediyor doktora.
“Neden arkadaşımla benim rüyalarım
farklı…” diyor
Doktor biraz düşündükten sonra soruyor:
‘Siz hastaneye mi gelmiştiniz,
muayenehaneye mi?”
Çünki Ben Sorulara Yanlış Cevap Verdim
Bir gün Ali, öğretmeni Ayşe Hanıma giderek dersten sonra kendisiyle görüşmek istediğini söyledi.
Öğretmen kabul etti ve sordu:
-Sorun nedir Ali?
- Ben bu sınıfın düzeyine göre fazla zekiyim. Bir üst sınıfa geçmek istiyorum.
İstek konusunda bilgi verilen Müdür Ali’ye bunun için bir testten geçmeyi isteyip istemediğini sordu.
Ali tereddütsüz kabul etti ve test başladı.
-Söyle bakalım Ali: 3X4
-Oniki
-Peki 6X6
-Otuzaltı Müdür Bey
-Japonya’nın başkenti
-Tokyo
Ve test bir saat sürdü, Ali hiç hata yapmadı. Test sonunda Ali’nin öğretmeni de soru sormak istedi. Ali ve Müdür bu isteği kabul ettiler.
Öğretmen sorulara başladı:
-İneklerde dört tane, ben de iki tane olan nedir?
-Bacaklar öğretmenim!
-Doğru! Peki; senin pantolonunun içinde olup, benim pantolonumun içinde olmayan nedir?
Müdür bu soruya çok şaşırır.
-Cepler öğretmenim.
-Kadınların tüylerinin en kıvırcık olduğu yer neresidir.
Velet tereddütsüz yanıt verdi:
-Afrika’dır öğretmenim.
-Yumuşak olup, kadınların ellerinde sertleşen nedir?
Müdür gözleri fal taşı gibi açılmış tam konuşacakken Ali yanıtladı:
-Tırnak cilası.
-Peki. Bekâr bir kadına göre evli kadında daha geniş olan nedir?
Müdür kulaklarına inanamıyordu.
-Yatak öğretmenim.
- Kadın vücudunda en nemli organ hangisidir?
-Dil öğretmenim.
Nefes nefese kalan Müdür test’i bitirmeye karar verdi ve:
-Değil bir üst sınıfa, ben bunu doğrudan Üniversiteye göndereceğim.
Çünkü ben bütün sorulara yanlış cevap verdim!
Türklere göre komik ölüm çeşitleri
03 Aralık 2009 Yazan GuLsea
Kategori Komik Yazılar
Türklere göre komik ölüm çeşitleri
· Mideye kaçan sineği öldürmek için ağza Sheltox sıkmak suretiyle ölüm (İstanbul/Sultanbeyli)
* Bir arabaya 11 kişi binip viyaduğe uçmak (Molla Gürani Viyadüğü/İstanbul)
* Katta olmayan asansöre binme teşebbüsü (Ali Kırca/Kuruçesme’deki evinde; sadece yaralanma).
* Balkona 50 kişi çıkılması sonucu balkonun çökmesiyle oluşan toplu ölüm.
(Dudullu’da bir Köy nişan töreninde).
* Ormanda zehirli mantarları ailece yiyerek,” anaa ne guzel!” deyip akşama evde ölü bulunan Türk ailesi (Datça’da).
*Yatağındaki tahtakurusu veya bilimum haşeratı öldürmek için yatağı
ilaçladıktan biraz sonra uykuya dalarak göçmek (Bodrum/Yalıkavak Köyü).
* Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına kaçan taşı ayağını silkeleyerek
çıkarmaya çalışan kişinin, elektrik çarptığını sanan yardımsever bir laz
tarafından kafasına kürek, kalas vb vurularak ölmesi. (Rize/Ardeşen
Kasabasi/Tunca Köyü’nde).
* Yolda mutlu, mesut yürürken kafaya balkon düşmesi (Gene Dudullu’da).
* Para çekmek amacıyla girilen bankamatik gişesinde elektrik çarpması
sonucu
ölüm. (Ziraat Bankasi, Bozcaada Şubesi)
* Trafik kazasından yaralı olarak kurtarılıp, hastaneye kaldırılırken
ambulansın kaza yapması sonucu ölüm. (Ülkemizin bir çok şehrinde)
*Alkollü durumda TEM otoyolunda seyreden bir araçtaki beş kişinin;
süper fm’de çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı sağa çekmesi ve
Otoyol da göbek atmaya başlaması üzerine 5 kişiden 3′ünün ayrı ayrı araçların
çarpması sonucu ölümü (Adapazar/Hendek).

